Albay Temizöz'e 9 kez ağırlaştırılmış müebbet istendi

Albay Temizöz'e 9 kez ağırlaştırılmış müebbet istendi
Albay Temizöz'e 9 kez ağırlaştırılmış müebbet istendi
İddianamede Albay Cemal Temizöz cürüm oluşturmak için teşekkül oluşturmak ve adam öldürmeye azmettirmekle suçlanıyor

 

DİYARBAKIR - Cizre'de Jandarma Komutanlığı yaptığı 1993 - 1997 yıllarında birçok 'faili meçhul' olayına karışmakla suçlanan eski Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Cemal Temizöz ile eski Cizre Belediye Başkanı Kamil Atağ'ın da aralarında olduğu altısı tutuklu yedi kişi hakkında dava açıldı. İddianameye göre Temizöz 1993 yılında Cizre'de 'bölük komutanı' olarak göreve başladıktan sonra bir grup kurdu. 'Devletin her türlü imkanını' kullanan grup insanları gözaltına alıp, sorgulayıp öldürüyordu. Bu dönemde 55 faili meçhul cinayet işlendiği belirtilen iddianamede sanıklar için ağırlaştırılmış müebbet hapis cezaları istendi.
Yurtdışında yaşayan PKK itirafçısı Abdülkadir Aygan gazetelere yaptığı açıklamalarda 1992-1994 yıllarında Güneydoğu'da faili meçhul cinayetler işlendiğini, cesetlerin bir çoğunun Silopi'deki BOTAŞ'a ait kuyularına atıldığını söylemişti. Bu açıklamalar üzerine o dönem yakınları kaybolanlar savcılıklara başvurmuştu. Silopi'deki BOTAŞ kuyularında başlayan kaçılar, Cizre'nin Kuştepe köyünde devam etmişti.

 


Altısı tutuklu yedi sanık

 

 

Başlatılan soruşturma kapsamında önce dönemin Cizde Belediye Başkanı Atağ ardından da Cizre'de 1993 - 1996 yılları arasında Jandarma Tabur Komutanı olarak görev yapan Kayseri Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Temizöz gözaltına alınıp, tutuklanmıştı. Diyarbakır Cumhuriyet Savcılığı soruşturmasını tamamladı. Hazırlanan 104 sayfalık iddianamede tutuklu Temizöz ve Atağ'ın yanı sıra PKK itirafçıları Adem Yakin, Hıdır Altuğ ve Abdulhakim Güven, Atağ'ın oğlu Temer Atağ ile tutuksuz Kukel Atağ sanık olarak yer aldı.

 

 

20 kişinin öldürülmesi

 

 

İddianamede, Cizre'de 1993-1997 yılları arasında 55 faili meçhul cinayetin işlendiği, bunlardan 48'inin 1993 -1995 yıllarında, yedisinin de 1996-1997 yıllarında olmasının dikkat çekici olduğu belirtildi. İddianamede sanıklar 20 kişinin öldürülmesinden sorumlu tutuldu. Bu isimler şöyle: "Ramazan Elçi, Ramazan Uykur, Abdullah Efelti, İbrahim Adak, Mehmet Gürri Özer, İbrahim Danış, Abdurrahman Afşar, Abdurrahman Akyol, İhsan Arslan, Beşir Bayar, Abdurrezak Binzet, İzzet Padır, Abdullah Özdemir, Mustafa Aydın, Süleyman Gasyak, Abdulaziz Gasyak, Ömer Candoruk, Yahya Akman, Abdulhamit Düdük ve yabancı uyruklu bir erkek."
Sanıkların 'adam öldürmek, cürem işlemek için teşekkül oluşturma ve adam öldürmeye azmettirmek' bir ile dokuz arasında hapis cezasına çarptırılması istendi.

 

 

Sorgulayıp öldürdüler

 

 

'Tükenmez kalem' ile 'Sokak lambası' olarak kodlanan iki gizli tanığın ifadelerine yer verilen iddianamede, Cizre'de yaşananan 'karanlık dönem'le ilgili önemli iddialar ve anlatımlar yer aldı. İddianameye göreTemizöz 1993'te Cizre'de göreve başladıktan sonra korucu, itirafçı ve uzman çavuşlardan oluşan bir grup kurdu. 'Terörle mücadele ediyor görüntüsü' veren bu grup giderek asli görevinden uzaklaştı. Grup PKK'ya yardım ettiğini düşündükleri ya da özel sorunlar yaşadıkları kişileri gözaltına alıp, bir bölümünü sorguladıktan sonra öldürdü. Grup içinde Albay Temizöz 'Metin' kod adını kullanıyordu. Uzman çavuşlar öldürülen bu kişilere ait kimlik belgelerini alıp Temizöz’e veriyordu. Bu nedenle ölülerin üzerinden kimlik çıkmıyor ve 'faili meçhul' olarak kalıyordu. Grup devletin imkanlarını kullanarak cinayetler işliyordu.

 


Cinayetler nasıl işlendi?

 

 

İddianamede gizli tanıkların ifadelerinin doğruluk arzettiği belirtilerek, şu ifadeler kullanıldı: "Anlatılan eylemlerde, maktullerin gözaltına alınmaları, alan kişilerin aynı kişiler olması, beyaz renkli Renault marka bir araç ile alınmaları,
kalaşnikof tüfeği ya da tabanca ile öldürülmeleri, benzer yerlerde öldürülmeleri, birçoğunun özensiz 8 - 10 santimetre toprak altına üzerine taş koyulmak suretiyle gömülmeleri, üzerlerinden kimlik belgelerinin çıkmaması gibi verilerin benzerlik arz ettikleri belirlenmiştir. Eylem içerisinde olmayan bir kişinin bu bilgileri bilmesinin mümkün olmadığı bundan dolayı gizli tanıkların beyanlarının doğruluk arz ettiği değerlendirilmektedir." (aa)