scorecardresearch.com

Aldatılan erkek korumaya alındı

Aldatılan erkek korumaya alındı
Antalya'da aldatılan koca eşini kendine manevi tazminat, çocuklarına nafaka ödemeye mahkûm ettirdi. İtiraz: Bu durum yaşamın gerçeğine aykırı


Teslime TOSUN

ANTALYA - Boşanma davalarında genelde erkek kadına tazminat ve nafaka ödemeye mahkûm olarken, Antalya’da bu kez tersi oldu. 43 yaşındaki Mustafa D., ‘Beni aldatıyor’ diyerek boşanma davası açtığı eşi 46 yaşındaki Mürüvvet D.’yi kendisi için 10 bin lira tazminata ve çocukları için de ayda toplam 200 lira nafaka ödemeye mahkûm ettirdi.
Antalya’nın Kumluca ilçesinde yaşayan Mustafa D., aynı zamanda teyzesinin kızı olan M. ile 18 yıl önce evlendi. İki çocukları oldu.

Bugün yaşları 17 ve 13 olan iki çocuklarıyla ekonomik sıkıntı çekmeye başlayan D. ailesi, 2008 yılında Antalya’ya yerleşti. Bir temizlik firmasında 500 TL aylık ücretle çalışan Mustafa D., eşini de 20 yıllık arkadaşı olan toptan ve parakende yumurta firması sahibi A.K.’nın yanına yerleştirdi. Eşi gibi kendisi de 500 TL ücretle işe gönülsüz başlayan ve patronundan sürekli şikâyet eden Mürüvet D. iddiaya göre bir süre sonra eşine yanıldığını, patronunun çok iyi biri olduğunu söylemeye başladı.

Mustafa D., bir süre sonra dedikodularını duyunca, eve geç gelmeye başlayan eşini yakın takibe aldı. Eşinin kendisini sıkıştırması üzerine evi terk eden Mürüvvet D., dul patronuyla yaşamaya başladı.

Mustafa D. 17 Ocak 2008’deAntalya 2’nci Aile Mahkemesi’ne boşanma davası açtı. Dilekçesinde eşinin, iki çocuğu olmasına rağmen, evlilikte verilen sadakat yeminine aykırı olarak kendisini aldattığını ve manevi ıstırap çektirdiğini yazan Mustafa D., her bir çocuk için 500’er TL nafaka ve kendisi için de 50 bin TL tazminat talep etti.

Mahkeme, Mürüvvet D.’nin Medeni Kanun’un 185 ve 186’ncı maddelerinden doğan görevleri ihlal ettiğine ve tam kusurlu olduğuna karar verdi. Dava sonunda mahkeme, Mürüvvet D.’nin kocasına 10 bin lira tazminat ve çocuklarının her biri için de aylık 100’er lira nafaka ödemesine hükmetti. Ayrıca, her iki çocuğun velayeti de baba Mustafa D.’e verildi.

Ne yapsaydım?
Temyize giden iki çocuk annesi Mürüvvet D., ortaya çıkan durumun yaşamın gerçeğine aykırı olduğunu ileri sürdü. Mustafa D. ise “Henüz tazminatı ve nafakayı ödemedi. Herhalde temyizi bekliyor” dedikten sonra şunları söyledi:

“Beni aldattığını duyunca öldürmek istemiştim. Çocuklarımın geleceğini düşünüp vazgeçtim. Annelerinin ölmesi, benim cezaevine gitmem, çocuklarımın da Çocuk Esirgeme Kurumu yurtlarında yaşamlarını devam ettirmesi demekti. Bunu istemedim. Çocuklarım ile birlikte yaşayacağım. Elbette bir gün evleneceğim.”

ETİKETLER:

Antalya

,

haber

http://www.radikal.com.tr/101904110190419

YORUMLAR
(9 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

tamam anayasa daha yeni değişti ama - xbasols

kusura bakmayın hanımlar, pozitif ayrımcılık burada işlemez:)

Feminizm nedir ne degildir? - jadee

Masallah feminizmi islerine geldigi gibi anlayan "demokrat" erkeklerimiz mal bulmus magribi gibi bu haberin ustune atlamislar. Beyler sizin icin gelsin (ve sizin gibi dusunen kadinlar icin de- emin olun onlar olmasa yuzlerce yillik erkek egemen hukumranliginizi zor devam ettitirirdiniz). Bir feminist olarak cevap vereyim: haberde anlatilanlar dogruysa, yarginin karari elbette adil olandir. Evliliklerde, kadin ya da erkek fark etmez, evlilik kontratina aykiri davrananin karsisindakine tazminat ve nafaka odemesi dogrudur. Feministler sandiginizin aksine kadinlari erkeklerden ustun goren, ya da erkekleri ocu zanneden yaratiklar olmadigi icin, ve kadin-erkek-transeksuel-homoseksuel fark etmez, cinsel kimligi ne olursa olsun insanlarin toplumda esit haklara sahip olmasi gerektigini dusundugu icin boyle bir haberde hakli olani tespitte duraksamazlar bile. Ve sizin aksinize, "normal" bosanmalarda nafaka kurumunun eslerden zayif olani korumak, ve evet musterek bir hayat sonucunda elde edilen ve iki tarafin da muhakkak ki kazanilmasinda katkisi olan maddi varliklari adil bicimde paylastirmak icin var oldugunu bilirler. Basimizdaki iktidarin muhafazakar politikalari sag olsun, ulkemizde 1970'lerden gunumuze %34'ten %23'e dusen ve bizi kadin calisma oraninin en dusuk oldugu birkac ulkeden biri kategorisine sokan rakamlarin gosterdigi uzere, mustesna memleketimizde genellikle evliliklerde maddi kazanci saglayan erkek oldugu icin, nafaka sisteminin de bosanmalarda mallari esit paylastirarak sizin kafaniza gore kadina "iltimas gectigi", ama aslinda sadece esitligi sagladigi dogrudur. Hukukun bu sekilde yazilmasinin sebepleri vardir beyler: Birincisi, ne yazik ki guzel memleketimizde ataerkil ve muhafazakar duzen yuzunden pek cogu evde oturmaya ve ekonomik acidan erkeklere (evlenmeden once babasi, evlendikten sonra kocasi) muhtac olmaya mecbur edilmis, ve pek cogu bosandiktan sonra kendilerine bakacak donanima sahip olmayan kadinlari korumak amaciyla vardir . Burda pek cogunuz "ama benim yillarca calisip didinip alin terimle elde ettigim maddi kazanca butun evlilik boyunca yayilip yatmis, hicbir sey yapmamis kadin neden ortak olsun!" diye sikayet ediyor gordugum kadariyla. Bu anlayisin da gosterdigi uzere, nafaka kurumu, en onemlisi kadinlarin evlilik icinde yaptiklari hizmeti (donlarinin yikanmasini, cocuklarina bakilmasini, varsa ailede muhtac insanlarla ilgilenilmesini, yemeklerinin yapilmasini, kendilerine gerektiginde degme psikologlara tas cikaracak bicimde manevi destek, sevgi ve saygi saglanmasini vs vs) bir turlu "onemli katki" kategorisine sokmayan, pek cogu esleri evde olmayinca iki yumurta kirip karnini doyurabilmekten aciz, ya da bir gun olsun tum gun cocuk bakimini ustlenmeye kalksa iki ayagi bir pabuca girecek, ve tum bunlari gormezden gelip hayatta ne kazandilarsa eslerinin hicbir katkisi olmadan kazandiklarini dusunen erkeklerimize, kadinlarin evlilik icindeki maddi/manevi katkilarini hatirlatabilmek ve az da olsa esler arasinda adaleti saglayabilmek amaciyla vardir.

Arabesk.. - IstNyIst

Aglayip arabesk edebiyati yapacagina, kendide gidip baska birini bulsun.

Hayatın Gerçeği. - Clear

Öncelikle bu beyfendiyi,öfkesine -mutat olduğu üzre- kurban gitmediği için, aklını ve iradesini kullanmayı başarabildiği ve tüm Türkiye'ye doğru örnek olduğu için kutlarım.Sonra da tüm feministlere,erkek düşmanlarına ve kadın hakları koruyucularına bir çağrım olacak "lütfen şu hayatın gerçeği sözlerini masaya yatırıp doğru düzgün bir tarif edin de aydınlanalım".Hamfendinin,temyizden bir şey çıkartabileceğini de pek sanmıyorum.

Doğru bir karar - airen

Çok doğru bir kara.Hayatın gerçeğine aykırı olduğu da doğru değil.Yasalar kadın ve erkeğin eşit olduğunu söylüyor.Ayrıca yeni medeni kanuna göre,ihiç bir emeği olmayan kadına edinilmiş malın %50'si de veriliyor.Bu hak,aldatan kadının,kocasına nafaka ve tazminat ödemesi hayata aykırı.Ne kadar komik.Kadınlar,bir mal ediniminde,genel anlamda ekonomik bir katkısı olmadığı halde,erkekleri zorlayarak,manevi baskı altına alarak,gelirin üzerinde borç yaptırarak egolarını bile tatmin edebiliyorken....

boşanmak... - ciyadag

Türkiye'nin son yıllarda medeni kanunda yaptığı bazı değişiklikler kadına pozitif ayrımcılık espirisini bile aşmış durumda. Tamamıyla erkeği mahkum eden kanunlardır. Evliyim ve bir çocuğum var, son bir yıldır boşanmak istememe rağmen boşanamıyorum. Boşanma davası açarsam, mahkeme hem çocuğumu benden alır, hem de nafaka ve tazminat ödetir. Halbuki sürekli sorun yaratan, evliliğimi yıpratan kadın iken yine haklı kadın oluyor. Evet kadına pozitif ayrımcılık yapılmasından yanayım, ama tamamıyla erkeği ezen kanunlar da pozitif ayrımcılğın ötesindedir.

Doğru bir uygulama - Plotinuss

Eşitlikse, işte gerçek eşitlik. Tüm erkekleri duyguları olmayan, kaba saba, şiddete düşkün yaratıklar olarak sergileyen, mirastan boşanmaya, medeni haklardan ceza hukukuna tüm kanunların sürekli erkeğin aleyhine şekillenmesini sağlayan feminist basın (yani tüm basınımız) ve ataerkil politikacılara (yani tüm politikacılarımız) inat, yargı doğru kararı vermiş. Zarara uğratılan her vatandaş gibi, aldatılan koca da yargıya başvurarak doğru olanı yapmış, topluma da iyi örnek olmuş. Şahsen cinselliğe ilişkin her şeyi ahlakla ilişkilendirilmesi ve devletin kişilerin özel yaşamına cezalandırma alışkanlığının kötü örnek olması sebebiyle bu tür cezalara karşıyım, fakat eğer eşini aldatan bir kişiye manevi tazminat yoluyla bir ceza verilecekse, bu ceza sadece erkeğe yönelik olmamalı.