Alman eşten devlete dava hazırlığı

Zirve Yayınevi'nde katledilen üç kişiden Alman Tilmann Geske'nin eşi Susanne Geske, davaya müdahil olmak ve olayda 'devletin hizmet kusuru' bulunduğu gerekçesiyle tazminat davası açmaya hazırlanıyor.

MALATYA - Zirve Yayınevi'nde katledilen üç kişiden Alman Tilmann Geske'nin eşi Susanne Geske, davaya müdahil olmak ve olayda 'devletin hizmet kusuru' bulunduğu gerekçesiyle tazminat davası açmaya hazırlanıyor. Katliamın kilit ismi Emre Günaydın ise hastanede olağanüstü güvenlik önlemleriyle korunuyor. Günaydın'ın arkasında kendisini devlet görevlisi olarak tanıtan bir ismin olduğu da iddia edildi.
Malatya'da 18 Nisan günü Hıristiyanlıkla ilgili yayın yapan yayınevinde öldürülen Tilmann Geske'nin eşi Susanne Geske'nin vekâlet verdiği avukat İbrahim Kanlı dün Malatya'da basın toplantısı yaptı. Kanlı, müvekkilinin yaşananları 10 yıl önce bir Türk ailesinin Almanya'nın Solingen kasabasında dazlaklarca yakılmasına benzettiğini anlatırken tazminat davası mesajı verdi:
"Müvekkilim, davaya müdahil olmak ve olayı gerçekleştiren, azmettiren kişi ve kişilerin bulunup en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyor. Bu gençlerin mutlaka bir 'ağabeyleri' olduğuna inanıyor. Ceza davasına müdahil olarak katıldığı gibi, koşullar oluştuğu takdirde devletin hizmet kusuru nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası açacak. Miktarı daha sonra belirlenecek ama yüklü bir tazminat davası açacağız."
Kanlı, "Aranan başka zanlı var mı?" sorusuna da, "8 Nisan'da Altın Kayısı Otel'de düzenlenen Paskalya Bayramı'na, olaya karışan beş kişi dışında orada bulunanların tanımadığı bir kişi daha varmış. O tarihte otelin güvenlik kamerasının arızalı olduğu belirtilmiş. Şu an kimliği belirsiz kişinin yakalanmasına çalışılıyor" yanıtı verdi.
Katliamın kilit ismi Emre Günaydın'la ilgili araştırma da sürürüyor. Günaydın'ın tüm banka hesaplarını inceleyen terör uzmanı polisler, "Arkasında gizli örgütler olsa, parasal destek sağlanırdı. Ancak şu ana kadar böyle bir ize rastlanılmadı" dedi. Tutuklu zanlıların, "Saldırıyı o planladı" suçlaması üzerine, tedavisi süren Günaydın için hastanede olağanüstü koruma önlemi alındı.
Odaya yerleştirilen iki güvenlik kamerası sürekli kayıt yapıyor. Jandarma ile polis, servis ve Günaydın'ın şifreli kapısı önünde 24 saat nöbet beklerken, içeriye giren doktor ve görevlilerle verilen ilaçların kaydı alınıyor.
Büyük ağabey iddiası
Öte yandan katliamın arkasında Günaydın'ı yönlendiren bir başka isim olduğu iddiası ortaya atıldı. Günaydın'ın, geçen yıl dağıtıcı olarak çalıştığı yerel Malatya Birlik gazetesinde çalışırken tanıştığı 'Polat' soyadlı kişiden etkilenerek katliamı gerçekleştirdiği iddiası öne sürüldü. Yeni Şafak gazetesinin haberine göre Polat, Günaydın'a "Devlet arkanda. Misyonerleri sen halledeceksin. Sana her türlü devlet güvencesini veririz" demiş. Habere göre Malatya katliamı sanığı altı kişi son iki yıl içinde tanıştı. Grubun lideri olan Günaydın eylemi, kendilerini "Hizbullah, PKK ve misyonerlikle mücadele eden devlet görevlileri" olarak tanıtan bir başka grubun talimatıyla planladı.
Bu arada zanlı Günaydın'ın terör örgütüne yardım etmek suçundan tutuklanan 17 yaşındaki kız arkadaşı T.I. serbest bırakıldı. Sanıklardan Abuzer Yıldırım'ın zorunlu müdafi avukatı Kadir Pektaş hakkında da 'gizlilik kararı olan konular hakkında basına bilgi verdiği' için soruşturma başlatıldı.
Diyanet: Çığırtkanlık yapılmasın
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Şevki Aydın ise dün bir açıklama yaparak misyonerlikle ilgili 'çığırtkanlık' yapılmamasını istedi. Katliamı hiçbir Müslüman'ın onaylamayacağını kaydeden Aydın, şöyle dedi: "Misyonerlik faaliyetleri adı altında insanların zaafları kullanılıyorsa bunu kimse tasvip edemez. Ama salt din anlatımından ibaret misyonerlik, din özgürlüğü bağlamında değerlendirilmelidir. Ona hiç kimsenin engel olmaması gerekir. 'Şu kadar insan Hıristiyan oldu' diye çığırtkanlık yapılması doğru değil. İnsanların Hristiyan olmasından rahatsız oluyorsanız yapacağınız tek iş kendi dininizi doğru anlatarak insanlara ulaştırmaktır." (Radikal, dha, aa)