Altan Öymen meslekte 65 yılı anlattı

Altan Öymen meslekte 65 yılı anlattı
Altan Öymen meslekte 65 yılı anlattı
Plato Meslek Yüksekokulu Çelik Bina Konferans Salonu'nda düzenlenen'Duayen Sohbetleri'ne katılan gazeteci-yazar Altan Öymen'e mesleğinde 65. yılı anısına plaket ve gazeteciliğe başladığı 12 Aralık 1950 tarihli Ulus Gazetesi'nin birinci sayfası hediye edildi.

RADİKAL - Balat’ta bulunan Plato Meslek Yüksekokulu Çelik Bina Konferans Salonu’nda dün akşam gerçekleştirilen ‘Duayen Sohbetleri’ başlıklı söyleşinin bu haftaki konuğu gazeteci-yazar Altan Öymen oldu. Radikal Haber Müdürü Ömer Erbil’in moderatörlüğünü yaptığı söyleşi öncesi, Yüksekokul Müdürü Prof. Dr. Mehmet Metin Hülagü tarafından Altan Öymen’e mesleğinde 65. yılı anısına plaket ve gazeteciliğe başladığı 12 Aralık 1950 tarihli Ulus Gazetesi’nin birinci sayfası hediye edildi. Gazete sayfasını gören Öymen, “Şimdi yok Ulus gazetesi, antika diyelim" sözleriyle salondakileri güldürdü. Öymen, söyleşide, öğrencilere gazetecilik ve siyaset döneminde yaşadığı zorluk ve tecrübelerden bahsetti.

ADANA KEBABI'NDA DOKTRİNEL TARTIŞMA

Cumhuriyet Gazetesi’nde yazdığı, 12 Eylül’deki siyasi yasaklı olduğu döneme değinen Öymen, “Hem de ikinci bir yasak vardı. ‘Bu adamlar var ya, siyasi yasaklılar. Türkiye’nin siyasi hayatı, sosyal hayatı vs. üzerine yazı yazamazlar, düşünce beyan edemezler’. Çözüm, siyaset dışı yazmaya başladım. Adana röportajı mesela. Adana Kebabı nasıl yapılır, mesela en iyi ben bilirim. Çünkü o sırada öğrendim. Orada bir de doktrinel tartışma vardı. ‘Adana Kebabı'na soğan konulur mu, konulmaz mı?’ Bu bir doktrin tartışması orada. Adana’nın iki özel kebapçısı var. Ben onları konuşturuyordum. Onbaşılar ‘Olabilir’ diyor, Mesut Silindir diyor ki ‘Ha diyor, Adana Kebabı'na soğan koymuşsun ha cinayet işlemişsin. İkisi de aynıdır' diyor. Bunları böyle yazdım. Böylece Adana’yı tanımış oldum. Sadece Adana değil, Çukurova da..." dedi.

"KAYYUMUN AMACI O MÜESSESENİN MENFAATİNİ KORUMAK"

Altan Öymen, konuşmasının ardından öğrencilerin sorularını yanıtladı. Öymen, ‘Basın kuruluşlarına kayyum atanmasıyla ilgili’ bir soruya, “Kayyım ceza muhakemelerindeki adı aslında. Sizin bir şirketiniz var, birtakım kötü işler yapmışsınız. Bu kapanmasın, faaliyetine devam etsin, ama kötü işleri yapanlar cezalandırılsın. Bunun ikisini birden sağlamak için güvenli bir insan tayin ediyorlar. Kısa bir süre için orada olacak. Bu adam hesaplara kitaplara bakacak, müessese bir şey imal ediyorsa ticari faaliyetlerine bakacak, onlar yürütülebilecek. Kayyum organize edecek. Aslı bu... Gazete müessesesine tayin edildiği zaman, bu işte gazetenin kağıdının ucuza alınması gibi. Şimdi kayyum, ‘Şu yazılsın, bu yazılmasın’ diyor. Kayyumun amacı, o müessesenin menfaatini korumak. Oraya ortaklar varsa, onların menfaatini korumak. Onların menfaati korunmuyor. Gazetede yayın değişikliğine gidiliyor, tiraj düşüyor, gazete batıyor. Önemli olan aleyhte yayın yapılmaması..."

Söyleşi sonrası öğrencilerle fotoğraf çektiren Öymen, 'gençlerle bir arada olmak genç kalmanın sırrı' dedi.