Alternatif eğitim (1)

Şaban Ali Yaşaroğlu, 60 yıl önce Doğu Karadeniz'in Işıklı Köyü'ndeki bir ilkokuldan mezun oldu, ama şimdi Türkiye'nin en önemli turizmcilerinden birisi. 12 yaşında okumak için geldiği İstanbul'da amcasının kahvehanesinde ve restoranında çalışarak yola çıktı. Daha sonra bir zamanların ünlü Tokatlıyan Oteli'nde 'bar boy' olarak işe başladı ve şefliğe kadar yükseldi.
Haber: UMAY AKTAŞ SALMAN / Arşivi

BAŞLARKEN
Her yıl yaklaşık 1.5 milyon öğrenci Öğrenci Seçme Sınavı'nı (ÖSS) hayatının merkezine oturtuyor ve sınavı meslek yaşamları için adeta bir milat kabul ediyor. 'Başarı' kavramı sadece üniversite sınavını kazanmakla özdeşleştirilince, sınavı kazanamayan milyonlarca öğrenci yeteneklerinin farkına varamıyor. Sınav sonrasında yaşanan manzara ise hiç değişmiyor. Sınava giren 1.5 milyon öğrencinin sadece yüzde 30'u bir üniversiteye yerleşebiliyor. Bu yıl da sınava giren 1 milyon 728 bin 76 öğrenciden yalnız 574 bin 867'si bir üniversiteye yerleşti.
Diploma sahibi olmak iş bulmanın garantisi olarak algılanıyor ama rakamlar bu teorinin pek de doğru olmadığını gösteriyor. Devlet İstatistik Enstitüsü'nün verilerine göre 3 milyon işsizin yüzde 70'ini lise ve yüksek okul mezunları oluşturuyor. Gençlerin üniversiteye yerleşemeseler bile iletişimden sanata, bilgi teknolojisinden turizme, sinemaya kadar birçok alanda eğitim alma şansı var. Pera Güzel Sanatlar, Akademi İstanbul, Akademi Hayat gibi okullarda gençler, sektörün ihtiyaç duyduğu bölümlerde eğitimlerini stajlarla destekleme ve kısa zamanda meslek hayatına atılma imkânına sahip. Üniversitelerin yaşam boyu ve sürekli eğitim merkezleri ise gençlerin üniversite çatısı altında eğitim almaları için ikinci bir şans. Halkeğitim Merkezleri'nde de ücretsiz olarak istenilen her alanda öğrenciler kendilerini geliştirebilir. Yurtdışında eğitim de öğrencilerin kendilerini geliştirebilmesi için önlerinde bulunan seçeneklerden biri. Yurtdışında eğitim için neler yapmalı? Eğitim Danışmanlığı firmalarının tavsiyeleri, son yıllarda yurtdışı eğitiminde en çok tercih edilen ülke Kanada'nın eğitim sistemi... Amerika'daki iki yılllık Community Collage'ler... Yazı dizisinde alternatif eğitim kurumlarının tanıtımını yapacak, bu okuldaki öğretmen ve öğrencilerin deneyimlerini aktaracağız...


Şaban Ali Yaşaroğlu, 60 yıl önce Doğu Karadeniz'in Işıklı Köyü'ndeki bir ilkokuldan mezun oldu, ama şimdi Türkiye'nin en önemli turizmcilerinden birisi. 12 yaşında okumak için geldiği İstanbul'da amcasının kahvehanesinde ve restoranında çalışarak yola çıktı. Daha sonra bir zamanların ünlü Tokatlıyan Oteli'nde 'bar boy' olarak işe başladı ve şefliğe kadar yükseldi.
Kendi deyimiyle Tokatlıyan Oteli onun üniversitesi oldu. Sonrası ise turizme adanmış, başarılarla ve tecrübelerle dolu tam 50 yıl. Kişisel ve mesleki eğitimin ne kadar önemli olduğunu gençlere gösteren Yaşaroğlu bugün bir üniversite çatısı altında gençlere turizm eğitimi verilen bölümün başkanı. 13 yıldır İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Vakfı'nın Turizm Otelcilik Programı'nın sorumlusu olan Yaşaroğlu, yüzlerce öğrencinin meslek sahibi olmasına katkıda bulunuyor.
1991 yılında İTÜ Vakfı tarafından başlatılan Turizm Otelcilik eğitimleri, 13 yılda yaklaşık 600 öğrenciyi turizm sektörüne kazandırdı. Programdan mezun olan öğrencilerin yüzde 40'ı yurtdışındaki otellerde çalışıyor. Eğitim süresi bir yıl olan Turizm Otelcilik Programı, bu bir yıl içinde
İngilizce, servis-yiyecek içecek yönetimi, davranış psikolojisi, ön büro yönetimi, kat hizmetleri yönetimi, genel turizm, satış ve pazarlama teknikleri, mutfak yönetimi, bar yönetimi, bilgisayar ve insan kaynakları yönetimi gibi derslerden oluşan 666 saatlik bir eğitim programı uyguluyor.
Öğrenci profilini düz lise ve kolej mezunlarının oluşturduğu bölüme kayıtlar 15 Eylül 2004'e kadar devam ediyor. 17-24 yaş grubundaki öğrencilerin kayıt yaptırabildiği bölümde öğrenciler mülakatla seçiliyor. Bölüm her yıl en fazla 67 öğrenci alıyor. Dersleri ekim ayında başlayan bölümün yıllık ücreti ise 4 milyar.
Stajlar beş yıldızlı otelde
Ekim ayında mezun olacak öğrencilerinin şu anda beş yıldızlı otellerde staj yaptıklarını belirten Yaşaroğlu, verdikleri eğitimin içeriğini şöyle anlatıyor: "Derslerimiz üniversite bünyesindeki hocalar tarafından veriliyor. Mesleki dersler ise halen sektörde çalışan deneyimli yöneticiler tarafından veriliyor. Toplam 12 öğretmenimiz var. Bunların dokuzu sektörden. Turizm, yaparak, yaşayarak öğrenilen bir eğitim. Bizim bütün bir yıl boyunca her çarşamba konferanslarımız olur. Bu konferanslarda öğrenciler demokrasi kültüründen hoşgörülü olmaya, kent kültüründen,dili düzgün kullanmaya ve halkla ilişkilere kadar birçok konuda uzmanlardan bilgiler alır. Aynı şekilde her cuma öğrencilerimiz üniformaları giyinmiş şekilde, büyük otelleri gezmeye gider. Bir otele gidiyoruz, kazan dairesinden kral dairesine kadar bir deyimimiz var. Önce teknik müdür karşımıza geliyor, öğrenciler sorular soruyor. Soru sorma tekniğini de konferanslarda öğreniyorlar. En alttan yukarıya doğru bütün bölüm şefleriyle konuşuyorlar. Böylece altı ay içinde hiç aksatmadan 25 tesisin tüm işleyişini görmüş oluyorlar."
'İyi garson olmak yetmez'
Yaşayarak eğitim sistemini genel ve mesleki kültürü harmanlamak amacıyla uyguladıklarını vurgulayan Yaşaroğlu, "Öğrencilerimizin gelecek için salt bir garson, aşçı, bir iş gören değil iş gördüren noktalarda da olmasını istiyoruz. Bunun için altyapı gerekiyor. Çok iyi garson olmak yetmiyor, hele bu çağda. Çok boyutlu olmak lazım. Turizm rüzgârı öyle bir şey ki, insanı nereye atacağını bilemezsiniz. Öğrencilerimizin yüzde 40'ı yurtdışında çalışıyor. Bunun için onları donatmamız lazım. Mezun olan öğrencilerimiz içinde işletme müdürü, genel müdür muavini, ara yöneticilerimiz var. Örneğin Hilton'un halkla ilişkiler müdürü bizim öğrencimiz" diye konuştu. (Tel: 0212 296 31 48)



Eski mezunlar başarıya doymuyor
İTÜ Vakfı Turizm Otelcilik bölümünden mezun öğrencilerin çoğu, sektörde çalışıyor. Vakfın 10. dönem mezunlarından Ahmet Sinan Pakman, aldığı eğitimden sonra mesleğini yurtdışında sürdürenlerden. Malta'da düzenlenen 'Dünya Aşçılar Yarışması'nda üçüncülük, Londra'da düzenlenen 'Dünya Aşçılar Grand Prix' Yarışması'nda ise altın madalya alan Pakman, The Luxury Collection oteller zincirinin Finlandiya-Helsinki halkası olan Hotel Kamp'ta çalışıyor.
Turizm Otelcilik Bölümü'nün bir diğer mezunu ise, Conrad Oteli'nin İnsan Kaynakları Müdür Yardımcısı Zeynep Nurfer Kalaycı. Mezun olduktan sonra Conrad'da kat hizmetleri bölümünde çalışmaya başlayan Kalaycı, kısa bir süre sonra bölümün ofis koordinatörü oldu. Daha sonra kat şefliğine yükseldi ve beşinci yılını doldururken, operasyon sorumlusu oldu. İş yaşamına bir süre ara vererek ABD'ye giden Kalaycı, dönüşünde aynı otelde insan kaynakları sekreterliği görevine başladı. Yükselmeye devam eden Kalaycı şimdi insan kaynakları müdür yardımcısı.
Yine eski mezunlardan Hakan Altınay ise Mövenpick Hotel'de sağlık kulübü müdürü olarak çalışıyor.


Uzmanlar: Önemli olan yeteneklerini geliştirmek
'Üç saatlik hayat sınavı', 'milyonlarca gencin geleceğini belirleyecek sınav' gibi tanımlarla abartılan Öğrenci Seçme Sınavı (ÖSS), uzmanların görüşlerine göre de gençler için tek seçenek değil. Uzmanlar birçok gencin ve ailesinin bakış açısının yanlış olduğunu vurgulayarak, üniversiteye girememenin 'felaket' gibi algılanmasının sağlıksız olduğunu söylüyor. Uzmanlara göre gencin kendisine sorması gereken en önemli sorusu ise, 'Etrafın baskısı olmasaydı ne yapmak isterdim?'
Uğur Kariyer Merkezi Genel Koordinatörü Fulya Kurter, en büyük sorunun üniversite sınavının hayatın merkezine oturtulmuş olmasından kaynaklandığını vurguluyor. Çoğu öğrenci için sınavın kendisini kanıtlama yolu olduğunu belirten Kurter, "Oysaki ÖSS kişinin akademik bilgi düzeyini tanımlayan bir sınav. Üstelik ciddi bir arz ve talep dengesizliği var. Kişiyi sadece sınav sonucuyla değerlendirmek gibi ciddi bir yanılgı söz konusu. Özellikle ailelerin 'konu komşu ne der' yaklaşımından sıyrılması gerekiyor" diyor. Kurter şöyle devam ediyor: "Gençler üniversiteye girince yaşamları kurtulacak zannediyor. Üniversiteye yerleşememiş kişi kendini hırpalamak yerine geleceğine odaklanmalı. Geçmişte farklı alanlarda pek çok şeyi başarıp buraya kadar geldiğini düşünmeli. Türkiye'de üniversite mezunu işsiz sayısı da çok yüksek. Böyle bir gerçeklik varken, sınava böyle bir anlam yüklemek yanlış. Yeteneklerinin farkına varmaya çalışsınlar. Şu ana kadar kendilerine empoze edilen alanların dışında kendilerini nasıl geliştirebilecekleri sorusunu kendilerine sormalılar."
Kariyer Merkezi'nin Yürütme Kurulu Başkanı Sinem Vatanartıran ise, diplomanın iş garantisi olarak düşünüldüğünü anlatarak, "Aslında diplomanın da garantisi yok. Öğrenciler keşke bugüne kadar kendilerini başka alternatiflere de hazırlasalardı" diyor. Vatanartıran, öğrencilerin üç alanda mutlaka kendilerini geliştirmeleri gerektiğini söyleyerek şu tavsiyelerde bulunuyor: "Hayatta başarılı olmak için mutlaka üniversite okumak gerekmiyor. Gençlerin kendilerini özellikle şu üç alanda geliştirmeleri gerekiyor: Yabancı dil, bilgisayar ve iletişim becerileri. Bunu üniversite öğrencileri de yapmalı. Meslek edindirme kursuna gidebilir ve staj yaparak kendilerini geliştirebilirler. Sadece meslek edindirme kurslarıyla da yetinmesinler. Hayat çok güzel ve farklı planlar yapabilirler. Bunun rahatlığını hissetsinler."
YARIN: Yaşam boyu ve sürekli eğitim merkezleri