Altunbaş davası bitti

İlk karardaki gibi
Hacettepe Üniversitesi öğrencisi Birtan Altunbaş'ın 1991'de öldürülmesiyle ilgili dava, zamanaşımına uğratma çabalarına rağmen, karara bağlandı. Mahkeme, 'Altunbaş işkence sonucu öldürüldü' yönündeki ilk kararını yineledi ve dört polise ceza verdi.
Çifte indirim
Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Yargıtay'dan dönen ilk kararındaki gibi sanıklara verdiği cezaları önce 'faili belli olmadığı için', ardından
'sanıkların iyi hali' nedeniyle 4 yıl 5 ay 10'ar güne indirdi. Dört sanık da beraat etti. Gözler yeniden Yargıtay'da.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Hacettepe Üniversite öğrencisi Birtan Altunbaş'ın 1991'de işkencede öldürülmesiyle ilgili açılan dava, zamanaşımına uğratma çabalarına rağmen sonuçlandırıldı. Mahkeme, 'Altunbaş gözaltında işkence sonucu öldürüldü' yönündeki ilk kararını yineledi ve dört polisi bu suçtan cezalandırdı. Mahkeme ilk kararındaki gibi verdiği cezaları önce 'faili meçhul' ardından 'iyi hal' indirimiyle 4 yıl 5 ay 10'ar güne düşürdü. Polisler 21 ay yatacak.
Dava uzun uğraşlarla, 1998'de açılabilmiş, suçu sabit kabul eden mahkeme sanıklardan İbrahim Dedeoğlu, Süleyman Sinkil, Sadi Çaylı ve Hasan Cavit Orhan'ı işkenceyle adam öldürmekten suçlu bulmuştu. Mahkeme, sanıkların cezalarını indirimler yoluyla 4 yıl 5 ay 10'ar güne indirmişti. Ancak karar Yargıtay'ca usulden bozulmuş, dava yeniden başlamıştı.
Sanıklar ABD'ye kızgın
2002'den bu yana süren dava, sanık ve avukatlarının zamanaşımına uğratma girişimlerine sahne olmuştu. Yalnızca sanık Dedeoğlu'nun dört avukat değiştirmesi mahkemenin de tepkisine neden olmuştu. Mahkeme, önceki hafta son kez süre verdiği duruşmayı, bu karar ışığında dün sonuçlandırdı. 2. Ağır Ceza'daki duruşmaya sanıklardan Hasan Cavit Orhan ve avukatları ile Altunbaş ailesi adına dokuz avukat katıldı. Duruşmayı ABD Büyükelçiliği'nden bir temsilci ile İHD ve Mazlum-Der genel başkanları da izledi.
Sanık avukatları, ABD başta dış baskılar ve medya başta iç baskıların altında kalarak tarafsızlığını yitirdiğini öne sürerek mahkeme heyetinin davadan çekilmesini istedi. Bu istem kabul edilmedi. Dedeoğlu'nun avukatı Recep Onaran, mahkemenin ne karar vereceğini bildiğini savunurken "Önceden belli kararın verilmesi beyhudedir. Ancak Yargıtay verilecek bu kararı esastan bozacaktır. Çünkü Ankara'da başka hâkimler de vardır" diye konuştu. Sanık Sinkil'in avukatı Mehmet Ener de mahkemenin tarafsız olmadığını belirterek savunma yapmadı ve susma hakkını kullandı.
Sanık avukatı M. Emin Bağcı, savunmasına "İnsanlık işkence suçudur" sözleriyle başlayınca salondakiler gülümsedi. Avukat buna, "Tiyatro oynatmıyoruz" sözüyle tepki gösterdi ve "Ancak bu suçu işmeleyenlere işkenceci damgası vurmak, onlara yargısız infaz yapmak da işkencedir" dedi.
Bağcı, salondaki ABD Büyükelçilik görevlisi Phillip Kaplan'a dönerek, "ABD önce kendi suçlarının hesabını versin" diye seslendi.
Sanık Dedeoğlu'nun avukatlarından Halit Armutlu ise Altunbaş'ın kafasını duvarlara çarptığını, yüzünü duvarlara sürttüğünü öne sürdü. Armutlu, Altunbaş'ın ölümünde açlık grevinin de etkili olduğunu, darp izlerinin de Altunbaş'ın kaçarken yakalanması sırasında oluştuğunu söyledi. Dedeoğlu'nun amir sıfatı taşıdığını, sorguya katılmadığını anlatan avukat, önce beraat istedi, mutlaka ceza verilme yoluna gidildiğinde ise müvekkiline yalnızca görevi kötüye kullanmaktan (alt sınırı 1 yıl) ceza verilmesini istedi.
Avukatlar indirime karşı
Davada söz verilen müdahil avukatlar adına Oya Aydın, sanıkların işkenceli sorguda 'Birtan gebereceksin' diye konuştuklarının tanık anlatımlarıyla da doğrulandığını belirterek, tüm sanıkların cezalandırılmalarını ve 'iyi hal indirimi' yapılmamasını talep etti.
Mahkeme heyeti verdiği aradan sonra, 13 yıllık davada ikinci kararını açıkladı. Heyet oybirliğiğiyle Altunbaş'ın işkence sonucu öldürüldüğünü karar altına aldı ve ilk kararında olduğu gibi, sanık polisler Tansel Kayhan, Talip Taştan, Mehmet Kırkıcı ve Muammer Eti hakkında beraat kararı verirken, polisler İbrahim Dedeoğlu, Sadi Çaylı, Süleyman Sinkil ve Hasan Cavit Orhan'ı suçlu buldu.
Mahkeme, bu görüşle sanıkları önce TCK 458. madde 'kasten öldürme suçu' yollamasıyla, 'kastı aşan adam öldürme'yle ilgili 452/ 1. maddesi uyarınca 8'er yıl ağır hapse mahkûm etti. Mahkeme, daha sonra ölümün işkence sonucu oluşması halinde ceza artırımı örgören TCK 243/2. maddesi uyarınca 10 yıl 8'er aya çıkardı.
Söz yine Yargıtay'da
Ancak mahkeme, ardından suçun birden çok kişi tarafından işlenmesi ve gerçek failin belirlenememesi, yani gerçek suçlunun faili meçhul kalması hallerinde uygulanan TCK'nın 463. maddesi uyarınca bu cezada ilk indirimi yaptı. Mahkeme son olarak iyi hal indirimiyle ilgili 59. maddeyi de işleterek cezaları 4 yıl 5 ay 10'ar güne düşürdü. Dava gerekçeli karar açıklandıktan sonra Yargıtay'a gidecek. Yargıtay, kararı bu kez esastan bozarsa dava geri dönecek. Bu süreler zamanaşımının dolacağı 2006 yılı sınırına dayanabilecek. Cezalarının Yargıtay tarafından onanması halinde tutuklanıp hapse konulacak olan mahkûm polisler İnfaz Yasası uyarınca bu ceza için 21 ay hapis yatacaklar.