'Ama o öldü efendim'

'Ama o öldü efendim'
'Ama o öldü efendim'

Metin Lokumcu

Başbakan Tayyip Erdoğan, Hopa'da ölen emekli öğretmen Metin Lokumcu'nun akbarası olan Ruşen Çakır'ın sorusunu yanıtladı

İSTANBUL - Başbakan Tayyip Erdoğan , dün konuk olduğu NTV’de Oğuz Haksever, Nermin Yurteri, Nilgün Balkaç ve Ruşen Çakır’ın sorularını yanıtladı.

Gazeteci Ruşen Çakır’ın, "Hopalı olduğunu, burada çıkan olaylarda yaşamını yitiren Metin Lokumcu’nun da akrabası olduğunu, Erdoğan’ın memleketinde yıllarca öğretmenlik yaptığını" dile getirerek, "Sizin ilk günkü tepkinizi gerçekten yadırgadık. Aradan geçen zaman içinde herhalde bu konuyu düşünmüşsünüzdür. Diyeceğiniz bir şey var mı?" sorusu üzerine, "Ben öncelikle başınız sağ olsun diyorum ama size bazı resimleri ve ses kasetlerini ulaştırsınlar. O ses kasetlerini dinlediğiniz, bir de o resimleri gördüğünüz zaman acaba emekli bir öğretmene bunlar yakışır mı diye herhalde siz de akrabanız da olsa hakkı teslim etmeniz gerekir diye düşünüyorum" diye konuştu.

'AMA ÖLDÜ EFENDİM'

"Ama öldü efendim" denilmesi üzerine de Erdoğan, "Bilemem, ben sadece bunu söylüyorum... . Çünkü bu noktada ben böyle bir emekli öğretmene o ifadeleri yakıştırmam. Elinde taşla bir emekli öğretmeni görmem çünkü o taşların karşısında ben varım, o taşlar bana atılıyor. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıyım veya konvoya, sivil halka atılıyor. Bakın orada Hopalı insanlar var hemşehrilerine atıyor. Herhalde bunun da olmaması lazım değil mi? Öbür tarafta da bugün Kılıçdaroğlu açıklama yapıyor ve ’polis kendisi düştü’ diyor. Eline, diline dursun, ne polis kendisi düştü? Polis, taşı hedef alıyor, o aldığı hedefle polis ondan sonra düşüyor. Şu anda bu polis hala yoğun bakımda yatıyor. Yani ziyaret etmekle işi çözeceğim zannediyor. Orada bakın isyanlar var. Anne isyanda, baba isyanda, aslan gibi delikanlı gidiyor. Oraya niye geldi? Başbakanın koruması olarak geldi, aynı otobüste benimle beraber gidiyor. Bunları da lütfen görelim, görmemiz lazım. Kendisine Rabbimden şifa diliyorum. Bundan sonra da geride ne kalacak bilemiyoruz. Doktorlar sağ olsun elinden gelen müdahaleyi yaptılar, ettiler ama ben gazetelerde, televizyon programlarında kimsenin Servet’ten bahsettiğini görmedim. Kenara, köşeye sıkıştırılıyor. Her zaman zaten polis, şamar oğlanı olarak görülüyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, tüm ekip adeta şamar oğlanı... Bunlarla ilgili programlarınızda Ruşen Bey ne yaptınız? Acaba ne gibi bir kınama yaptınız? Bizim ne günahımız vardı orada gidip sadece miting yapmaktan başka? ’Sizi buraya sokmayız, sizin çocuklarınızı buralarda okutmayacağız, eşleriniz buraya gelemeyecek, tek yol sokak, tek yol devrim’. Allah aşkına bu mudur demokrasi, bu mudur özgürlük? Bizi üzen bu. Hem de Rizeli, sen Hopa’lısın, aramızda çok fazla bir yer yok ama bu olmamalı."

Aynı yanlışın bir bakana da yapıldığını hatırlatan Erdoğan, ’Biber gazı kullanımı biraz abartılmıyor mu?" sorusuna da "Emniyet, nerede, neyi, nasıl kullanacağını en iyi bilen onlar. Yani o taşları atanlara karşı, herhalde biber gazı ondan daha tesirli değil. İşte şu anda komada yatıyor" dedi. "O da olmasın, o da olmasın" denilmesi üzerine Erdoğan, Suriye’deki olaylara işaret ederek, "Biber gazı orantısız gücün ifadesi değil. Şu anda dünyanın en modern manada, yani bu tür şeyleri yatıştırmada kullandığı biber gazıdır" dedi. (aa)