Ankara katliamında yaralananlar ölen arkadaşlarını soruyor, kimse yanıt veremiyor

Ankara katliamında yaralananlar ölen arkadaşlarını soruyor, kimse yanıt veremiyor
Ankara katliamında yaralananlar ölen arkadaşlarını soruyor, kimse yanıt veremiyor
Ankara katliamında yaralananlardan durumları iyileşenler ölen arkadaşlarını soruyor. Aileleri onlara yanıt veremiyor. Psikologlar durumun hassasiyetine dikkat çekerken ailelerin de desteğe ihtiyaçları olduğunu vurguluyor.

RADİKAL - “Orçun, sürekli, patlamada kaybettiğimiz yakın arkadaşı Gülbahar Aydeniz’i soruyor. Orçun, hastaneye geldiğinde vücudunun yüzde 60’ında hasar vardı. Şimdi durumu iyi ama daha da iyileşmeden birlikte geldiği arkadaşlarını kaybettiğimizi söylemeyeceğiz.”

Cumhuriyet Halk Partisi ( CHP ) Ankara İl Gençlik Kolları Başkanı Umut Erarslan, Numune Hastanesi yoğun bakım ünitesinden dün normal hastaların yattığı servise çıkarılan Murat Orçun Çalış’ın durumunu ve psikolojisini böyle anlatıyor.

Çalış, 10 Ekim Cumartesi günü Barış Mitingi için Malatya’dan Ankara’ya gelen 17 kişilik CHP kafilesinde yer alıyordu. Birlikte geldiği arkadaşlarından 11’ini kaybetti. Patlamanın olduğu gün, ölenlerin arasında onun da adı sayıldı ama sonra yanlışlık olduğu anlaşılınca adı listeden çıkarıldı.

Kendisiyle birlikte üç arkadaşının Numune Hastanesi’ndeki tedavisi sürüyor ve bunlardan Ümit Balım’ın durumu ciddiyetini koruyor.

Orçun Çalış’ın babası Mehmet Çalış, yaşadıklarıyla ilgili kimseyle konuşmak istemiyor ve öfkeli bir sesle, “Sorumlular bulunana kadar konuşmayacağım. Hakkımı mahkemede arayacağım” diyor.

'BİR ODADA ÜÇ KİŞİ KALIYOR'

Ankara’da 102 kişinin hayatını kaybettiği, 200’den fazla kişinin yaralandığı Türkiye tarihinin en kanlı saldırısının üzerinden tam bir hafta geçti.

Gönüllülerin oluşturduğu Kriz Merkezi sorumlularından Önder Bayındır’ın aktardığına göre, bugün itibariyle Ankara’daki hastanelerde 80 yaralı kaldı. Bunlardan 21’i Numune Hastanesi’nde ve 7’si hâlâ yoğun bakımda.



Saldırıda bacağından yaralanan Uğur Erman Karakoç'un babası Hasan Hüseyin Karakoç oğlunu başka hastaneye nakletmek için başvurduğunu söylüyor.



Yaralı yakınları genel olarak hastanelerdeki hizmetlerden memnuniyetlerini ifade ediyor ama bazı yaralı yakınları ise şikayetlerini dile getiriyor. Uğur Erman Karakoç’un babası Hasan Hüseyin Karakoç, bu ailelerden.

Hasan Hüseyin Karakoç, oğlunun bacağındaki yaranın açıkta olduğunu, enfeksiyon riski taşıdığını belirtiyor ve şöyle devam ediyor:

“Bir odada üç kişi kalıyor. Hastane yönetimine başvurduk. Yer olmadığını söylediler. Bacağı mikrop kaparsa kesilme riski var. Başka hastaneye nakletmek istiyoruz. Sağlık Bakanlığı’yla görüştük. Ambulans uçak için sıra bekliyoruz.”

'TRAVMA SONRASI TİPİK BULGULAR VAR'

Türk Psikologlar Derneği, 40 kadar psikologla 13 Ekim Salı gününden beri saldırıdan dolayı sarsılmış kişilere destek sunmaya çalışıyor. Ercan Başal da bu gönüllü psikologlardan. Numune Hastanesi bahçesinde görüştüğümüz Başal, şu ana kadar üç hasta ve yakınlarıyla onlardan gelen talep üzerine görüşme yaptığını aktarıyor.

Yaralılardan bazılarının sürekli olarak arkadaşlarının sağlık durumlarını sorduklarını ifade eden Başal, ailelerin, ölümleri anlatamadıklarını, sadece 'iyi, merak etme' diye yanıt verdiklerini söylüyor. Bu yaralılardan biri de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi öğrencisi 22 yaşındaki Uğur Erman Karakoç.



Psikolog Ercan Başal, yaralıların sürekli hayatını kaybeden arkadaşlarını sorduklarını, ailelerin ise 'iyi merak etme' yanıtını verdiklerini anlatıyor.


Sol bacağının diz altından kesilme riski devam eden Karakoç, saldırıda yaşamını kaybeden ve Ankara’da toprağa verilen Korkmaz Tedik’in arkadaşı.

Başal, Uğur Erman Karakoç’un ailesiyle görüştüğünü, Korkmaz Tedik’in hayatını kaybettiğini bir iki gün içinde kendisine anlatacaklarını belirtiyor.

Gerek ailelerde gerekse yaralılarda travma sonrası tipik bulgular olduğunu bildiren Türk Psikologlar Derneği gönüllüsü bunları, rutin yaşamda bozulma, uyku kaybı, içe kapanma, öfke olarak sıralıyor. Ailelerin de psikolojik desteğe ihtiyacı olduğunu aktaran psikolog Başal, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Ama şimdilik kabul etmiyorlar. Çocukları bu haldeyken kendilerinin psikolojik destek almasını hoş karşılanmaz diye görüyorlar. ‘Önce çocuklarımız iyileşsin sonra destek alırız’ diyorlar.”

GÖNÜLLÜLER KRİZ MASASI


Numune Hastanesi, patlamanın olduğu gün en çok yaralının getirildiği hastane. Bu nedenle gönüllülerin oluşturduğu kriz masası da bu hastanenin bahçesinde kurulu. Yaralıların sağlık durumuna ilişkin bilgilerden ailelerin ihtiyaçlarına kadar her şey buradan karşılanıyor.

Kriz masasında en az üç avukat da her an hazır bekliyor.

Sosyal medyada, yaralılara Terörle Mücadele Şubesi’ne bağlı polislerce baskı uygulandığı yönünde haberler dolaşıyor.



Kriz masası sorumlularından Önder Bayındır (solda) her an en az 3 avukatın hazır beklediğini söylüyor.

Kriz masası sorumlularından Önder Bayındır ise, kendilerine bu yönde herhangi bir şikayet gelmediğini, ifadelerin de gönüllü avukatlar gözetiminde verildiğini belirtiyor.



HDP Ankara Milletvekili adayı Erdal Okay, yardım malzemelerinin çok sayıda farklı çevreden geldiğini söylüyor.


Numune Hastanesi yönetimince boşaltılan kapalı bir mekan ise yaralıların ihtiyaçlarının konulduğu depo olarak kullanılıyor.

Depoda, iç çamaşırından yatak bezine, koltuk değneklerinden yastık yorgana kadar onlarca malzeme bulunuyor. Bu malzemeler, yaralılar hangi hastanede olursa olsun, Kriz masası tarafından hemen talep gelen yere gönderiliyor.

Numune Hastanesi önünde gönüllü çalışmalarına katılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara 1. Bölge milletvekili adayı Erdal Okay, malzemeleri partililerin, Halkların Demokratik Kongresi bileşenlerinin, sendika, sivil toplum kuruluşları ve hiçbir parti ya da gruba bağlı olmayan vatandaşların getirdiğini söylüyor.

‘PARA KABUL ETMEDİLER MALZEME ALDIK'




Toplanan yardımlara saldırıdan etkilenmiş yakını bulunmayan kişilerden de yardımlar geliyor.



Numune Hastanesi’nin önü, yaralı aileleri dışında ziyaretçi akınına uğruyor. Ailelerle birebir ilgileniliyor. Dinlenmek, banyo yapmak isteyen aileler, ücretini gönüllülerin ödediği otellerde konaklıyor.

Kriz masasındaki sorumlulardan bilgi alırken yanımıza memur oldukları için fotoğraf çektirmeyen ve soy isimlerini söylemeyen Ayşenur ve Osman yaklaşıyor. Ayşenur, elindeki torbalarda bulunan yeni alınmış polar şalları kriz masası sorumlularına teslim ediyor.

İşleri bittikten sonra sohbet ettiğim Osman, “Biz sade vatandaşız. Olayı televizyonda izledik. Öfkelendik ve sorumlu davranmamız gerektiğini düşünerek yardım etmek istedik” diyor.

Ayşenur, aldıkları bu kararı arkadaşlarına ilettiklerini ve iki bin lira topladıklarını aktarıyor ve devam ediyor:

“Burada kimseyi tanımıyoruz. Parayı aldık, geldik. Kabul etmediler. Bize bir ihtiyaç listesi verdiler. Biz de elimizdeki bu parayla onları aldık. Bugün de istenilen malzemelerin sonuncusunu teslim ettik ve gidiyoruz.”

Öğle saatlerinden gece geç saatlere kadar haber yapmak için Numune Hastanesi önünde bekledim. Ayşenur ve Osman gibi birçok vatandaşın, hastane önüne sandviç, kek, bisküvi, ayran, süt, meyve suları taşıdığına tanıklık ettim.

Akşam yemeği saatinde bunlara ek olarak özel hazırlanmış paketlerde pideler geldi. Gönüllüler, yemek paketlerini Ankara’nın ünlü bir lokantasının, yaralı aileler için ücretsiz gönderdiğini söyledi. (Sinan Onuş/BBC Türkçe)