Ankara'da savcılar da var

'Bu dava sembol'
Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, Susurluk çetesine ceza kararını 'usulden' bozan Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne 'esastan' itiraz etti. Davanın 'temiz toplum isteğinin sembolü olduğunu' belirten Kanadoğlu, bozmadaki 'gizli celse yapılmalıydı' gerekçesi için, "İlke, açık duruşmadır" dedi.
Ağar çok sevinmişti
Kanadoğlu, dosyada cezaları onaylamaya yetecek delil olduğunu vurguladı. Yargıtay Ceza Genel Kurulu itirazı yerinde bulursa cezalar kesinleşecek. Daire cezaları bozunca Elazığ Milletvekili Ağar, "Ankara'da yargıçlar var" demişti.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Susurluk kazasının yıldönümü,
'Susurluk Çetesi'ne ceza kararını eksik soruşturma yapıldığı gerekçesiyle 'usulden' bozan Yargıtay 8. Ceza Dairesi kararına 'esastan' itiraza sahne oldu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Türkiye'nin temiz toplum özlemine tercüman oldu, çete sanıklarına beraat yolunu ve davanın zamanaşımına uğratılması olasılıklarını gündeme getiren bozma kararına itiraz etti.
Yargıtay Başsavcısı Kanadoğlu, 'çeteler içinde en tehlikelisinin resmi sıfat taşıyan kişilerin oluşturduğu çeteler olduğuna', bunlara en ağır cezaların verilmesi gereğine vurgu yaparken, 'gizli duruşma' istemli bozmaya tepki gösterdi.
Ankara'da savcılar da var
Başsavcı Kanadoğlu'nun cesur itirazı, ilginç bir rastlantı olarak, polis-mafya-siyasetçi üçgenine oturan çete ilişkilerinin ortaya saçıldığı 3 Kasım 1996 tarihinde Susurluk'ta yaşanan kazanın 5'inci yıldönümüne denk geldi. Başsavcı, davanın esasına girilmesini ve yeterli kanıt olduğu için de çeteye ceza kararlarının onanmasını istediği itirazını, dün Yargıtay Ceza Genel Kurulu'na iletti.
Kanadoğlu'nun savcı görevlendirmek yerine bizzat kendisinin hazırlayıp imzaladığı itirazı, 24 Ekim tarihli bozma kararıyla beraat edebileceği umuduna kapılan çevreler üzerinde soğuk duş etkisi yaptı. Bu itiraz, adı çete ilişkileri içinde geçen ve dokunulmazlığı sayesinde yargılanamayan Elazığ Bağımsız Milletvekili Mehmet Ağar'ın, cezaların bozulması üzerine "Ankara'da hâkimler var" değelendirmesine de yanıt oldu.
***
Temiz toplum özleminin simgesi
Kanadoğlu beş sayfalık itirazında ilk olarak şu değerlendirmeyi yaptı:
"Bu dava, kazanın vuku bulduğu ilçenin adıyla özdeşleşerek 'Susurluk Davası' adıyla kamuoyuna mal olmuş, Türkiye'nin temiz toplum özleminin simgesi haline gelmiştir. TBMM Susurluk Araştırma Komisyonu Raporu, Başbakanlık ve İçişleri Bakanlığı teftiş kurullarının çalışmaları ne yazıktır ki, toplumun olayın çözülmesi istemlerini karşılayamamış ve sorun, devletin bütün kurumlarını yıpratacak boyuta ulaşmıştır.
Üstü örtülmesin
Türk halkı umut ve sabırla yargı organından olayın aydınlatılmasını, varsa suçun tespitini ve suçluların bir an önce cezalandırılmasını beklemektedir. Davaların sürüncemede kalması, zamanaşımı sürelerinin gündeme gelmesine yargının da yıpranmasına yol açacaktır."
Gizli duruşma olmaz
Başsavcı, bozma kararına iki noktada yüklendi ve öncelikle 'gizli duruşma yapın' gerekçesine karşı çıktı ve şu çarpıcı değerlendirmede bulundu:
"Sanıkların 'Devletin yüksek menfaatleri bahane edilerek, bazı sanıklar göz ardı edilmiştir' şeklindeki beyanlarının, savunmalarıyla ilgisi yoktur. Amaçları, suça katıldıklarını iddia ettikleri bazı kişilerin davaya dahil edilmediği yolundaki yakınma ve iddialarını açıklamaktan ibarettir. Bu açıklamaların 'o da yapıldığı takdirde' kendi hukuki durumlarına hiçbir etkisi olmayacaktır.
Görülen dava 'cürüm oluşturmak için silahlı teşekkül oluşturmak' suçuna aittir ve teşekkülün silahlı olduğu kaza sonrası elde edilen silahlarla kanıtlamıştır.
Aslolan gizlilik değil
Duruşmaların aleniyeti, sanıkların güvencesini doğrudan sağlayan bir ilkedir, duruşmada aslolan da aleniyettir. CMUK 374. maddesi uyarınca duruşma gizli yapılabilir, ancak bu gizlilik kararı dahi yine 'Genel ahlakın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı' hallerde verilebilir. Yüksek Daire'nin bozma ilamına dayanak yaptığı 'savunma hakkı' ve 'olayların aydınlanması' ölçütlerine göre gizlilik kararı verilmesi kanunen mümkün değildir. Bu yoldaki talep, bozma nedeni olamaz.
Ya konuşmazlarsa
Sanıkların gizli celsede konuşacağı varsayımına dayanılarak bozma kararı verilmesi sakıncalıdır. Sanıkların iddialarını yetkili mercilere ulaştırmalarına
hiçbir engel yoktur. Bugüne kadar, göz ardı edilen sanıklar hakkında açıklama yapmayanların, yarın 'açıklamadan vazgeçtim' demeleri varsayımı gerçekleştiğinde davanın zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırılması nasıl önlenecektir?
Zamanaşımı
Açıklama yaptıkları ve göz ardı edildiğini ileri sürdükleri bazı sanıkların adlarını verdikleri bir an için kabul edilse dahi, atfı cürüm teşkil eden bu beyanların kanıtlarını araştıracak cumhuriyet savcısının hazırlık soruşturması sonucu beklenecek, o mevkuf sanıklar hakkında dava açılırsa davalar birleştirilecek ve birlikte görülecektir. Bu kadar varsayımın sonucu olarak sanıkların, zamanaşımı süresinin tahakkuku ile cezasız kalmaları kaçınılmaz biçimde ortaya çıkacaktır."
Yargıtay Başsavcısı Sabih Kanadoğlu, Ömer Lütfü Topal'ın öldürülmesine ilişkin davanın sonucunun beklenmesine yönelik bozma kararına da karşı çıktı ve çeteye cezaların onanması gerektiği düşüncesini de şöyle gerekçelendirdi:
Yeterli kanıt var
"TCK'nın 313'üncü maddesinde yer alan çete kurmak suçu, bir tehlike suçudur. Bu özelliği nedeniyle suçun oluşması, başka bir deyimle orada teşekkülün oluşturulması yeterlidir, ayrıca suç işleme şartı aranamaz. Dosyada sanıkların cürüm işlemek için teşekkül oluşturduklarını kabule yeterli, açık ve kesin deliller mevcuttur. Bu itibarla Topal'ın öldürülmesi olayının teşekkül oluşturmak suçu işleyen sanıkların hukuki durumlarına herhangi etkisi olamaz."
Başsavcı itirazının sonuç bölümünde, DGM'nin sanıklara en üst sınırdan ceza verip artırma yoluna giderken, bu kişilerin devlet görevlisi sıfatıyla çete oluşturmalarını dikkate aldığına vurgu yaptı ve bozma kararının kaldırılmasını istedi.
***
En kritik aşama
Başsavcının itirazı Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda ele alınacak. Kurulun kararı bağlayıcı olacak. Kurul başsavcının itirazını kabul ederse, dosya, yeniden bozmayı veren 8. Ceza Dairesi'nde ele alınacak ve bu kez esas yönünden incelenecek. Daire 'Evet çete vardır' dediğinde, sanıkların dört ile altışar yıllık cezaları onanabilecek. Aksi görüşle daire 'Çete yoktur' gerekçesiyle bozma da verebilecek. Cezaların onanması halinde sanıklar tutuklanıp hapse konulacak. Böylece Susurluk davası noktalanacak.
Genel kurul, başsavcının itirazını reddettiğinde, çete için yine umut dolu günler başlayacak. Bu aşamada DGM ilk ceza kararında direnebileceği gibi, bozmaya
uyup yargılamaya yeniden başlayabilecek. Kararda sanıklar için beraat olasılığı yine var olacak. Dava çok uzadığında ise yine zamanaşımı da gündeme gelebilecek.
***
'Eksik' gerekçe
İstanbul 6 No'lu Devlet Güvenlik Mahkemesi, Susurluk davasında Özel Tim şefi İbrahim Şahin ve eski MİT'çi Korkut
Eken'i çete kurmak ve yönetmekten altışar, Özel Timci sanıklar Oğuz Yorulmaz, Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Enver Ulu, Mustafa Altunok, Ziya Bandırmalıoğlu, Ayhan Akça, Bucak'ın şoförü Abdulgani Kızılkaya, uyuşturucu kaçakçısı Yaşar Öz, kumarhaneler kıralı Topal'ın iş ortakları Ali Fevzi Bir ve Sami Hoştan ile ülkücü katliam hükümlüsü Haluk Kırcı'yı da dörder yıl
ağır hapis cezasına mahkûm etmişti.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 24 Ekim 2001 tarihinde 'gizli duruşma yapılmalı ve Topal cinayeti dosyası beklenmeliydi' diyerek verilen bu ceza kararını bozmuştu.