Anne işe gider, baba ütü yapar...

Anne işe gider, baba ütü yapar...
Anne işe gider, baba ütü yapar...

Mualla Jonkman uçuş için sabah saat 04.00?da hazırlanıp çıkıyor. Altı yaşındaki oğlu Joey ve altı aylık Julia ile evde kalan Michel Jonkman, ?Ben ev hanımı ne yaparsa,onları yapıyorum? diyor. FOTOĞRAFLAR: ALİ ATMACA / AA

Mualla kaptan Türkiye'nin sayılı kadın pilotlarından. O işteyken ev işleri ve çocuk bakımı eşine emanet...

İZMİR - 2007 yılında Trabzon’a inmek isterken hava koşulları nedeniyle pisti iki kez pas geçmek zorunda kalan uçak, günün konusuydu. Haberi duyanların en çok ‘gülüştüğü’ konu kaptan pilotun bir kadın olmasıydı. Anadolu Ajansı, olaydan yaklaşık iki yıl sonra, o kaptan pilotla bir gün geçirdi.
Uçmak, Hollanda ’da doğup büyüyen Mualla Jonkman’ın çocukluk hayali. 11 yıldır göklerde. Halen Sunexpress’te, 189 kişi kapasiteli Boeing 737-800’lerde uçuyor. Yaz sezonu, ayda 95-100 saatini yeryüzünden ortalama 8-10 kilometre yüksekte geçiriyor. İki çocuğu var. Joey altı yaşında. Büyüyünce annesi gibi pilot olup Ay’a gitmek istiyor. Julia henüz altı aylık.
Mualla kaptanın uçuş saatleri oldukça düzensiz. Ev işleri ve çocukların bakımı, peşinden Türkiye’ye yerleşip ‘ev erkeği’ olan Hollandalı Michel Jonkman’a emanet.
Mualla Jonkman, Hollanda’daki Uçak Akademisi’nin sınavından 500 kişi arasından seçilen 30 kişi arasındaymış. 1997’de 22’si mezun olabilmiş.  “Mezun olduğumuz yıl sivil havacılık o kadar gelişmemişti, iş yoktu, sınıf arkadaşlarımdan taksi şoförlüğü için başvuranlar oldu” diyen Mualla kaptan şansını Türkiye’de denemeye karar vermiş. Şimdi Türkiye’nin sayılı kadın kaptanlarından biri, “Türkiye’de 10-15 kadın pilot var. Ama gün geçtikçe sayımız artıyor. SunExpress’te şu an dört-beş kadın pilot var” diyor. 
SunExpress’e girişi 2000. Kaptanlık terfisi gelince İzmir’e yerleşmiş. Ailece İzmir’i, havasını ve insanlarını seviyorlar.
Sabah saat 04.00’da İzmir-Adana uçuşu için evden çıkarken mesleğin en güzel yanının hiçbir günün diğerine benzememesi olduğunu söylüyor: “Güneşin doğuşunu, batışını görebiliyoruz. Güzel bir meslek, sevmezsek yapılmaz zaten. Ben her seferinde hâlâ ilk günkü heyecanı yaşıyorum.”
Bazen tatsız olaylar da oluyor. İki yıl önce manşetlere çıktığında olduğu gibi:
“Aslında olay demek istemiyorum, çünkü benim için standart bir gündü. Trabzon’a uçacaktık. İncelemelerimizi yaptık, ’İnemezsek  Ankara’ya devam ederiz, olmazsa İzmir’e geri geliriz’ dedik. Trabzon’da hava  kötüydü. Trabzon gibi meydanlarda 10 dakika bile çok fark eder. Pisti pas  geçtik, standart bir şey. Ankara’ya gittik, tekrar döndük. Amacımız yolcuyu hedefine ulaştırmak. Baktık olmadı, bir daha pas geçtik, İzmir’e geri geldik. Bizim için çok özel bir durum yoktu aslında. Bir sorun yoktu, tehlikeli bir durum da yoktu, yapmamız gerekeni yaptık. Ama bazı yolcular şikâyet etmiş, medya da ‘Yedi saat havada dehşet’ gibi başlıklarla vermiş haberi. Şirket yetkilileriyse telefonla arayıp, şirket standartlarını yüksek tuttuğu için bana teşekkür etti. 24 saat geçmeden Isparta’daki uçak kazası meydana geldi. Sonra durum daha bir değişti, kahraman pilot olduk! Şunu dedim: Ne kötü kaptanım, ne kahraman kaptanım, ben işimi yaptım.”    

Sıcak ekmekle kahvaltı
İzmir-Adana-İzmir uçuşu bitiyor. Mualla kaptan, kahvaltı için fırından yeni çıkmış sıcak bir ekmek alıp, eve gidiyor. Evde onu oğlu ve eşi karşılıyor. Michel Jonkman kahve ve kek ikram ederken güzel bir Türkçeyle anlatıyor: “Oğlumuz doğunca bir karar aldık. Ya biz bakacaktık ya da dadı alacaktık. İlk adımını, ilk kelimelerini kaçırmak istemedik. ‘Ben işi bırakırım’ dedim. Zaten 13 yaşımdan itibaren yemek, ütü yapıyorum, çamaşır  yıkıyorum, çünkü annem çalışıyordu. Şimdi oğlumuzla da iki yaşından beri aynı şeyleri yapıyoruz. Alışverişe çıkıyoruz. Benim ellerim dolu, onun ki boş. Neden? En az şeyi taşısın, tuvalet kâğıdını mesela. Mualla işteyken çamaşır, ütü, çocukların bakımıyla ilgileniyorum. Bazı günler hiçbir şey yapmıyorum, bazı günler sıkı  sıkı çalışıyorum. Bir ev hanımı ne yapıyorsa, ben de onları yapıyorum işte!”
Saat 04.00’te işe giden Mualla kaptan saat 13.00 gibi evinde. Üniformasını çıkarıyor. Bahçede çocuklarıyla oyuna dalıyor, kedisini ve  köpeğini seviyor. Birazdan Joey’i doktora götürecek. Bugün uçuş yok. Ama yarın Gaziantep seferi onu bekliyor.  (aa)