Anneler terlikleriyle tarih yazdı

Anneler terlikleriyle tarih yazdı
Anneler terlikleriyle tarih yazdı
Haber: ŞENAY AYDEMİR - senay.aydemir@radikal.com.tr / Arşivi

Perşembe günü akşamüstü İstiklal’den Gezi Parkı ’na yürüyoruz. Annem son 20 yıldır her türlü toplumsal hadise anında istikrarlı bir şekilde yaptığı gibi yine arıyor. Saat 20.15 civarı çalan telefonda ‘Anne’ yazıyor. Günlük ayarı yemek üzereyiz.
- Nerdesin/-Taksim’deyim anne... Gezi’ye bakacağım./Ha iyi. Dikkat et./Tamam anne. Hadi görüşürüz/Ha bir de. Oradaki çocukların hepsinin gözlerinden teker teker öp benim için. Ben ‘bu yeni nesilden bir şey olmaz’ diye düşünüyordum. Allah onlardan razı olsun!
5 vakit namazını kaçırmayan, her ramazanda hatim indiren ‘laik’ bir Müslüman olan öz annemden bu sözleri duyduktan sonra ‘ hava döndü anneden’ diye espriler yaparak Gezi Parkı’na giriyoruz. Birkaç dakika sonra, parktaki anneler için anons yapılıyor. Sonra birden bütün parkı kapsayacak büyük bir ‘anne zinciri’ çıkıyor ortaya. Kimi polisin koruyamadığı çocuğunu korumak için orada, kimi İstanbul Valisi’nin ‘Çocuklarınızı oradan alın’ çağrısı için gelmiş, kalmaya karar vermiş, kimi çocuğunun geleceği için zaten başından itibaren Gezi’de. Yoğun alkışlar, karşılıklı tezahüratlar eşliğinde parkın merdivenlerinden ‘Her yer anne, her yer direniş’ sloganları atarak alana inen annelerin yarattığı atmosfer göz yaşartıyor.
90’ların ilk yarısında anneler eylem alanına ya da karakola çocuklarını almaya geldiğinde “Anne arkadaşlara rezil oluyorum” diye tepki gösterirdik. Gezi Direnişi, yalnızca toplumun birbirinden çok farklı kesimlerini bir araya getirip dayanışmayı ve mücadele etmeyi öğretmekle kalmadı, aynı zamanda ‘anneler ve çocuklar’ arasındaki mesafeyi de kapattı. Darısı başta ‘Devlet Baba’ olmak üzere, bütün babaların başına.