@ismailsaymaz

Arkadaşı anlattı

1.5 aydır planlıyormuş

Ogün Samast'ın en yakın arkadaşı E.G. anlatıyor: 1.5 ay önce Hrant Dink'in fotoğrafını gösterip "Bu adamı öldüreceğim" dedi. Ama ben ona inanmadım.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

TRABZON - Pelitli, suskun ve şaşkın bir belde... Hrant Dink'i, ensesinden üç kurşunla öldüren sakallı, beyaz bereli, kot pantolonlu saldırgan kameralara yansıdığından beri, o günü ve Ogün Samast'ı tartışıyor.
Pelitli, havaalanının karşısında, tam coğrafya kitaplarında anlatıldığı gibi, 'denize paralel' uzanıyor. Belediye Başkanı Ömer Kayıkçı'ya göre, 1975 yılında henüz küçük bir köyken, 1990 yılında afet evlerinin yapılmasıyla nüfusu 10 bini aşmış. Beş yıl sonra da beldeye dönüşmüş.
Ailesi Çal Köyü'nden gelmiş
Kıyısında, çok katlı apartmanların yükseldiği beldenin tepelerine çıkıldıkça üç katlı, tek renk ve ferah konutlar beliriyor. Bu konutlara afet evleri deniliyor. Eski ve yeni diye ayrılan 900 konuta Çağlayan, Düzköy Maçka, Sürmene, Çaykara ve Akçaabatlı afetzede köylüler yerleşmiş. Sarmast'ın, Düzköy İlçesi'ne bağlı Çal Köyü'nden göçen ailesi de bu mahallede, Mevlana Caddesi No: 37'deki binanın üçüncü katında oturuyor.
E.G., adının açıkça yazılmasını istemiyor. En yakın arkadaşıymış Sarmast'ın. Lise 2'den terkmiş.
O da bir iş tutamamış. Bir amatör takımda top oynuyormuş. E.G. ve Samast, iki ay öncesine kadar birlikte vakit geçirirlermiş. "Sonra internet kafeye pek uğramaz oldu, Meydan'a, Boztepe'ye takılmaya başladı."
'Yalan söylüyor sandım'
E.G. ve Samast, 1.5 ay önce yine bir internet kafede karşılaşmış. Sarmast, E.G.'yi bir köşeye çağırmış:
"Bir kâğıt çıkardı. Kâğıdın üzerine, bir adamın çeşitli açılardan çekilmiş dört fotoğrafı vardı. Adam, bir fotoğrafta elini dosyaların üzerine koymuştu. Fotoğraflar renkliydi. Bana bu fotoğrafı gösterip, 'İşte bu adamı öldüreceğim' dedi. İnanmadım. 'Hadi, oradan' dedim. Bir iki arkadaşa daha söyledi. Sonra anladım ki, öldürülen, bana fotoğrafını gösterdiği kişiydi. Ben yalan söylediğini sanmıştım."
E.G., Sarmast'ın aynı tarihlerde babasıyla kavga edip evinin camlarını kırdığını, kavganın sokağa taştığını, bir kez de mahalleden birine pompalı tüfekle saldırdığını anlatıyor.
Mahallenin tek üniversitelisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi'nden Serkan' da arkadaşı E.G'yi onaylıyor: "Üniversiteye gelir, kavga çıkarırdı. Sebepsiz birilerini dövmeye kalkışırdı. Aslında korkaktı. Okuldan ayrılınca serseriliğe başlamıştı. Cinayetten üç gün önce Meydan'daydı."
Beldede 90'lı yeniyetmelerin sayıca çokluğu göze çarpıyor. Yarısına yakını okuldan terk. İşsizliğe ilk çare futbol. Birçoğu en azından amatör ligde top sektirmiş kadar sporcu.
'Hep internetteydi'
Mahalledeki iki internet kafe, akşam kahvehanesinin yerini almış. Burada her türlü oyun oynanıyor.
Murat Çakmak, kırmızı-siyah eşofmanları ve kramponları ile maça yetişmek üzere evden çıkarken diğer çocuklar tarafından gösteriliyor:
"Ogün'ün takım arkadaşı..."
Çakmak, beldenin takımı
Pelitlispor'da altı yıldır kalecilik yapıyor. Takımda, birlikte oynadığı Sarmast, geçen sezon ayrılmış.
'Liderlik hırsı var' diye anlaşama- mış. Çakmak, Onu bir haftadır görmüyormuş: "Hep internetteydi."
Pelitli değişir mi?
Afet evlerinin bulunduğu Cumhuriyet Mahallesi'nde sıvasız evlerin önlerinde kara lahanalar ve yol kenarlarındaki tek tük ağaçlar dışında bir bitki görünmüyor.
Kerestelik pelitler ya ihtiyaç için ya da yeni evlere inşaat alanı açmak için bir bir kesilmiş.
Belediye Başkanı Kayıkçı da işsizlik, eğitimsizlik, köylülük ve şiddete yatkınlığın kaynağı olarak gösterilen afet evleri sakinlerinin eski kimliğini yitirdiğini düşünüyor: "Artık o konutlarda memurlar oturuyor."