'Artık tek yol umut'

Devletin zirvesi 'sosyal patlama endişesi'ni gündemine almaya hazırlanırken, bilim adamları da derinleşen ekonomik krizin ve toplumsal tehlikenin şiddet eğilimi yarattığı görüşünü dile getirmeye başladı.
Haber: HATİCE YAŞAR / Arşivi

İSTANBUL - Devletin zirvesi 'sosyal patlama endişesi'ni gündemine almaya hazırlanırken, bilim adamları da derinleşen ekonomik krizin ve toplumsal tehlikenin şiddet eğilimi yarattığı görüşünü dile getirmeye başladı. Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Doç Dr. Serdar M. Değirmencioğlu,
"Bu durum 5 yıl daha sürerse, sosyal patlama yaşanması işten bile değil" dedi.
Radikal'in sorularını yanıtlayan Değirmencioğlu, 'şaşırtıcı derecede istikrarsız' olan Türkiye'de güvensizliğin ikili ilişkilere kadar yansıdığını söylüyor. Yaygın inanışın 'İşler giderek daha fazla sarpa sarıyor' şeklinde olduğunu belirten Değirmencioğlu, "Eğer bu bir yokuşsa dibe doğru yaklaşılıyor. Herkesin 'sabitleri' var. Yeniden yeniden insanların kafasındaki sabitler sarsılırsa allak bullak olma söz konusu" dedi.
'Çocuklar bile bezdi'
Değirmencioğlu, Türkiye'nin yaşadığı sürecin insanlar üzerindeki etkisini şöyle açıklıyor:
"Güven yitimi, yılgınlık, umutsuzluk var. Özellikle gençlerde şevk yokluğu, umutsuzluk,
çaresizlik, kaçma isteği seziliyor. Gençlerin yüzde 50'si sistemden çıkmanın,
'dışarı'ya kaçmanın planlarını yapıyor.
'Benim de Sesim Var, Sesimi Duyun' kampanyasına yazan 13 yaşındaki çocuklar dahi geleceğini dışarıda arıyor. Sistemden çıkışı olmayan büyük bir kesim yılgınlığa kapılıyor. İşini yitirenlerin yanı sıra, iş yitirme tehlikesi geçirenler var. İşten çıkarmalarla beraber geri sayım başlıyor. Yani elinizde güven yok, ekonomiyi denetleyemiyorsunuz ve kendinize sıra gelmesini bekliyorsunuz. Bu, çalışma şevkiniz varsa bile onu kaybetmenize neden oluyor. Hukuk tıkanmış, ekonomi kötü, yolsuzluk had safhada, sağlık, eğitim gibi temel ihtiyaçlar herkes için yok. Bu genel bir yılgınlık havası, umutsuzluk, kaçma isteği, şiddet eğilimi yaratıyor."
Değirmencioğlu'na göre toplumların çalkantı dönemlerinde çatışma ve gerilim artıyor. Bu tür durumlarda aile içi gerginlik ve şiddette artış meydana geliyor.
Değirmencioğlu, 'Sosyal patlama' konusunda ise yakın tarihe atıflar yaparak konuşuyor:
"Türkiye'nin son 50 yıllık tarihine bakıldığında örgütlü birikim, davranış olmadığı görülür. Birikim yoksa tek başınalık duygusu ortaya çıkıyor. Türkiye'de insanlar 'ben ve karşımdaki' diye düşünüyor. Özellikle 12 Eylül' den sonra direkt ve dolaylı saldırılar örgütlere darbe vurdu. Tek başına kalan birey şimdilik kolay seçenekleri deniyor. Eğer herkes çok sıkışmış olsaydı sokağa inilirdi. Hâlâ alışveriş yapılabiliyor, sokaklarda çok sayıda yeni araba var, devlet maaşları ödüyor. Ama yaşananlar çok uzun sürerse, örneğin beş yıl daha, o zaman sosyal patlama konusunda çok ciddi şeyler olabilir."
Bunun yanı sıra insani bağların kuvvetli oluşuna da dikkat çeken Değirmencioğlu, ABD'deki gibi bireylerin, sistemle karşı karşıya ve yalnız olmaları durumunda daha ciddi sonuçlar doğabileceğini belirtiyor.
'Seçenek yaratın'
Yakın zamanda patlama beklemediğini de dile getiren Değirmencioğlu, her olumsuz koşulda topluma reva görülen 'Umut fakirin ekmeği' tesellisine dikkat çekiyor ve çıkışı gösteriyor:
"Umudu yitirmemek gerekiyor. Eğer insanlara bu sorunun çözüleceğini söylüyorsanız, bunun nasıl olacağını da anlatmalısınız. Bireyler başka seçenekleri de denemeli. Dünya ak ya da kara değil. Umut olmadan üretmek mümkün değil. Mümkün olduğunca çok seçeneğe sahip olmaya, kendinize yatırım yapmaya çalışın. Anne babaysanız çocuğunuza kötümser mesajlar vermeyin. Biraz şenlikli olmak, iş yapmak gerekiyor. Hem umut tükenseydi insanlar çocuk yapmazdı. Ama hâlâ çocuklar doğuyor; demek ki umut var."