'Artık Türk lokumu yok'

İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, "Başbakan Bülent Ecevit'in hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçlar kararlarını etkiliyor.

TEL AVİV/ANKARA - İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, "Başbakan Bülent Ecevit'in hastalığı nedeniyle kullandığı ilaçlar
kararlarını etkiliyor. En nitelikli Bakan Kemal Derviş ise zamanını partilerde geçiriyor" iddiasında bulundu. 'Artık Türk lokumu yok' başlığı ile yer alan Zvi Barel imzalı haber özetle şöyle:
Kriz mağdurları
Maaşlar kesildi: Serbest meslek sahipleri hiç haber verilmeksizin maaşlarının kesildiğini görmüş. Bir zamanlar çok başarılı olan özel bir klinikte çalışan bir doktor, klinik birçok müşterisini kaybettiği için maaşının ciddi biçimde kesildiğini anlatıyor: 'İnsanlar bu hizmeti satın almak yerine, devlet hastanesine gitmeyi tercih ediyor artık. Benim en azından bir maaşım var. Okullar açıldığında ne olacak bilmiyorum, bir sürü masraf. Korkarım oğlumu gittiği özel okuldan alacağım. Türkiye bütün bir genç nesli, iyi eğitim alamadıkları için kaybedecek.'
Işık yok: Bodrum'da tatil yapan küçük bir grup zengin dışında, herkes ekonomik baskıyı hissediyor. Üst düzey bir memurla evli bir iş kadını, 'İlk kez kendi kendime tünelin ucunda ışık görünmediğini söylüyorum. Yüksek enflasyonla bile bir şekilde idare edip gittik. Ama şimdi sanki her şey donmuş gibi. Korkarım bir süre sonra sadece kocamın maaşına bakacağız. Birden bu ülkede nefes alamaz hale geldim' diyor.
Cezaevleri: Onun bu acısına benzer bir acıyı, çoğu siyasi suçlu olan tutukluların eşleri de paylaşıyor. Türkiye hükümeti cezaevi sistemi üzerindeki denetimini yitirmekle eleştiriliyor. Hükümet şimdi yüzlerce mahkûmun bir arada kaldığı koğuşların yerini iki üç kişinin paylaştığı hücrelerin alacağı büyük bir cezaevi reformu peşinde. Bu reformun mahkûmların yaşam koşullarını iyileştireceğini savunuyor. Ancak bazı mahkûmlar bu sistemin cezaevindeki siyasi etkinlikleri önlemeyi amaçladığını söylüyor. Bu yeni sistemle tutukluların kötü muamele ve işkenceye maruz kalmasının daha kolay olacağını savunuyorlar.
Ölüm oruçları: Bu yüzden geçen aralıkta Türkiye çapında yüzlerce mahkûm açlık grevi başlattı. Grevde 31 kişi öldü. Geçen hafta itibarıyla hâlâ 173 kişi açlık grevine devam ediyordu. Cezaevi duvarlarının dışında ise bu reforma karşı bir mücadele söz konusu. Tutuklu yakınları bu mücadelenin etkin bir parçası. Pazar günü bir kere daha İstanbul'un
merkezinde bir gösteri düzenleyeceklerdi. Ancak güvenlik güçleri kadınların bir tek slogan atmasını bile engelledi. Gösterinin yapılacağı caddeye önceden yüzlerce polis akın etti. Şehrin işgal edildiğini ya da bir terör saldırısına uğradığını zanneden turistler korktular.
AB memnun
Göç korkusu: Türkiye'de Anayasaya sahip çıkma gibi anayasal bir yetki halka ya da onların seçilmiş yetkililerine değil, orduya verilmiştir. Türkiye'nin AB'ye girmeye çalışırken kendisiyle birlikte getirdiği hükümet biçimi budur. Geçen hafta AB temsilcileri Türkiye'nin AB ülkelerinin istediği ilerlemeleri gösterip göstermediğini sorguladılar. Kendisi de bir ahlak abidesi olmayan AB'nin, aslında Türkiye'nin koşulları yerine getirememesine memnun olduğunu söylemek adilce olur. Sonuçta AB, Türkiye'yi alıp da iyi bir hayat isteyen milyonlarca Türk'ün akınıyla karşı karşıya kalınca ne olacak?
Mucize bekleniyor
Uyumsuzluk çok: Türk siyasiler ülkelerinin AB'ye girişi konusunda bir hayli endişeli. Bir yorumcu, 'O kadar çok uyumsuzluk var ki. Hükümet bir parça siyasi değişim, mesela yeni seçimler, hükümetin düşmesi ya da basitçe bir mucize gerçekleşinceye dek biraz zaman kazanmaya çalışıyor.' diyor. Ancak Türkiye'de nefesini tutup da bu mucizeyi bekleyen yok. Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, bir liberal ve demokrasi savunucusu olarak tanınıyor. Sağcı bir siyasetçi ise şunları söylüyor: Ama Cumhurbaşkanı Arnavutluk ve aynı önemdeki bir başka ülke dışında hiç yurtdışına çıkmadı. Yabancı dil bilmiyor ve dünyada neler olup bittiğini anlamıyor.
Ecevit rahatsız: Sağcı siyasetçi devam ediyor: Hükümet hasta bir adam tarafından yönetiliyor. Ecevit mükemmel bir politikacı ancak kullandığı ilaçların aldığı kararları ne ölçüde etkilediğini bilmenin bir yolu yok. Ekonomiyi kurtarmak üzere getirilen en nitelikli bakan Kemal Derviş ise zamanını partilerde arkadaşlarıyla geçiriyor, böyle önemli bir zamanda tatile çıkıyor ve genellikle bir Türk'ten çok bir ABD'li olarak kabul ediliyor. Böyle bir durumda mucize gelebilir mi? Allah'a bunun için dua edebilir miyiz? Ve bu konuda ordu ne söyleyebilir?