Artık üstü örtülmesin!

Yaşını büyüttüler!
Polis, 'sarkıntılık ve kapkaç' iddiasıyla nezarete attığı ve 1.5 saat sonra ölüm haberini verdiği Özgür için "18 yaşında sanıyorduk" diye savunma yaptı. Baba, "Yaşını biliyorlardı" dedi. Özgür'den şikâyetçi iki kişi var. Biri 15 gün önce taciz edilmiş.
Otopsi raporu beklenecek
Ancak 'tesadüf' eseri iki şikâyetçi aynı anda polise gitmiş. İçişleri, soru işaretleriyle dolu olayla ilgili müfettiş görevlendirirken, Edremit Başsavcılığı soruşturma başlattı. Kesin otopsi sonucu 1.5-2 ayda çıkacak.
İskender, işkenceyle anılıyor
Adalet Bakanlığı, 'Manisalı gençlere işkence'yle gündeme gelen ve 13 yaşındaki kızları bile gözaltına aldıran Balıkesir Emniyet Müdürü Kemal İskender'in nasıl terfi ettiğine dair başsavcılıktan bilgi istedi.

BALIKESİR/MANİSA/İSTANBUL - Sarkıntılık ve kapkaç iddiasıyla Edremit'te gözaltına
alınan ve nezarethanede cesedi bulunan liseli Özgür Ünal'ın ölümünde bir dizi çelişki ortaya çıktı. Polis açıklamaları ile baba Osman Ünal'ın ifadeleri akıllara polisin daha önceki 'kastı aşan' sorgulama şekillerini getirdi.
'Baroya haber verdik'
16 yaşında hayatında ilk ve son kez karakolla tanışan Özgür'ün ölümüyle ilgili açıklamalarda ön plana çıkan en büyük çelişki yaşı. Edremit Emniyet Müdürü Ali Rıza Topçu, Özgür Ünal'ın nüfus cüzdanında doğum tarihinin 1983 olarak göründüğünü, bu nedenle 18 yaşında zanlı muamelesi yapıldığını söyledi.
Topçu, "Nüfus cüzdanı üzerinde, kalın uçlu dolma kalemle değişiklik yapıldığını fark ettik. Sabah, nüfus kayıtlarından gerçek doğum tarihinin 1985 olduğunu belirledik. 16 yaşında olduğu için hemen baroya haber verdik. Nöbetçi polis saat 11.30'da nezarete indiğinde cesedini buldu" dedi.
Babaya güvenmediler
Ancak baba Osman Ünal, Özgür'ün nüfus cüzdanındaki tahrifatı doğrularken, bunun Müdür Topçu'nun iddia ettiği gibi sabah saatlerinde anlaşılmış olmasının mümkün olamayacağını, asıl yaşının Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü gece ortaya çıktığını ileri sürdü. Baba Ünal, şunları söyledi:
"Akşam hemen Emniyet Müdürlüğü'ne gittim.
'Adresimiz belli. Ben yarın adliyeye kendim getiririm' dedim. Ancak polisler geceyi nezarette geçirmek zorunda olduğunu belirtti.
Bu sırada oğlumun genel bilgi tarama sonuçlarında doğum tarihinin 1985 yazmasına karşın nüfus kâğıdında 1983 yazdığını söylediler. Oğluma bunu sormuşlar o da doğum tarihiyle oynadığını ve kendisinin
1983 yazdığını söylemiş. Buna rağmen bırakmadılar. Beni de eve gönderdiler."
Garip şikâyetçiler
Olayda dikkat çeken bir çelişki de polisin Özgür'e nasıl ulaştığıyla ilgili. Polisin açıklamasına göre, çarşamba günü saat 17.00 sıralarında 35 yaşındaki N.T. ile 25 yaşındaki H.C. adlı iki kadın, Emniyet Müdürlüğü'ne geldi.
N.T, 45 YZ 219 plakalı motosikletteki bir gencin yanından geçerken kendisine elle tacizde bulunduğunu, bu kişiyi takip ettiğini, tacizcinin Edremit-Havran yolunda Adsan Petrol'deki lokantaya girdiğini söyledi. H.C. de 15 gün önce aynı motosiklette bulunan bir gencin kendisini aynı şekilde taciz ettiğini, çantasını kapıp kaçmaya çalıştığını iddia etti.
İki olay arasında 15 gün olmasına rağmen iki ayrı şikâyetçinin aynı anda polise gidip şikâyette bulunması, 'ya büyük bir tesadüf' ya da 'planlanmış şikâyet' ihtimalini gündeme getirdi. Her iki şikâyetçinin de motosikletin plakasını akıllarında tutması ve dedektif gibi lokantaya kadar takip etmeleri de gözden kaçmadı.
Polisler nasıl buldu?
Özgür Ünal'ın babası Osman Ünal ise, şikâyetçileri ve oğluyla yüzleşmelerini şöyle anlattı: "Karakolda beklerken yanında bir adamla içeriye giren bir kadın, "Oğluna nasıl terbiye veriyorsun? Ben onun annesi yaşındayım" diye bana bağırmaya başladı. Polisler kadını susturdu. Sonra da bana oğlumun motorla giderken o kadına elle sarkıntılık ettiği yolunda şikâyetçi olduğunu, plakayı almaları üzerine oğlum Özgür'ü bulduklarını söylediler.
Motoru soran adam
Ama kadının yanındaki adam aynı gün, gündüz saatlerinde iki kez lokantaya gelip bana motorumun satılık olup olmadığını sordu. Oğlum Özgür'ü ve motoru da görmüştü. Aynı insanla şikâyetçi olarak karakolda da karşılaştık.
Gittiğim karakolda iddia edilen kapkaç olayına maruz kalmış şikâyetçi bir kadın daha vardı. Ancak kadın oğlumu gördükten sonra "Bana saldıran bu değildi" deyip gitti. Diğer şikâyetçileri de gönderdiler."
(Radikal/dha)