Arzuhaliniz var mı?

Avukatlar, adliye kapılarında dilekçe yazan arzuhalcilerin, 'kendi alanlarına el attıkları' için kaldırılmasını isterken, arzuhalciler Osmanlı döneminden bu yana varlıklarını sürdürüyor.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - Avukatlar, adliye kapılarında dilekçe yazan arzuhalcilerin, 'kendi alanlarına el attıkları' için kaldırılmasını isterken, arzuhalciler Osmanlı döneminden bu yana varlıklarını sürdürüyor.
Adliyedeki memuriyetlerinden emekli olanlar, küçük bir masa ve eski bir daktiloyu sermaye yaparak başlıyor arzuhalciliğe. Hemen her adliyenin önünde en az bir arzuhalci bulunuyor. Kimileri işini büyüterek büro tutuyor. Kendi deyimleriyle akıllarının ermediği konulara girmemeye özen gösteriyor, genellikle suç duyuruları, veraset, boşanma, alacak davası gibi dilekçeleri yazıyorlar. Kimi zaman da yolu ilk kez adliyeye düşenlere rehberlik hizmeti veriyorlar. En yüksek ücret 3 milyon lira.
Beyoğlu Adliyesi önünde 20 yıldır arzuhalcilik yapan 75 yaşındaki Şaban Ateş, İstanbul 4. Asliye Hukuk Mahkemesi Başkâtipliği'nden 1981 yılında emekli olmuş. O gün bu gündür de arzuhalcilik yapıyor. Bu işten para kazanamadığını, 'garibanlara' yardım ettiğini belirten Ateş, "Avukata gidecek parası olmayanlar bulundukça, arzuhalcilik de olacaktır" dedi.
Halis Bozkurt da 20 yıllık arzuhalci. Yeddieminlikten emekli Bozkurt, verdikleri hizmeti şu sözlerle anlattı:
"Avukatların işine karışmıyoruz. Bizim yazdıklarımız ufak tefek dilekçeler. Anlamadığımız işte 'Avukata gidin' diyoruz. Bugüne kadar kimseye yanlış dilekçe yazmadım. Zaten bize karmaşık işleri olanlar değil acelesi olanlar ve parasızlar geliyor."
"Bizim bütün işimiz garibana yardım etmek" diyen 55 yaşındaki Osman Yay ise avukatların bile acil bir işi olduklarında kendilerine geldiğini söylüyor.
Arzuhalciler müşterilerinin eskisi kadar olmadığından da şikâyetçi. Günde en fazla üç kişinin kendilerine geldiğini söyleyen arzuhalciler, kimi zaman siftah bile yapamadıklarını belirtti.
Avukat ücretini yüksek bulduğu için Beyoğlu Adliyesi'ndeki bir arzuhalciye dilekçe yazdıran Ahmet Dönmez ise "Dava önemli olsaydı avukata giderdim" dedi.
Avukatlar şikâyetçi
Avukatlar ise konuya yargısal bir sorun olarak bakıyor. Arzuhalcilerin 'avukatlık tekeline el attıklarını' düşünüyorlar. Arzuhalcilerin Osmanlı döneminden beri var olduğunu söyleyen İstanbul Barosu Avukat Hakları Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Lütfü Başöz şöyle konuştu:
"O zaman okuması yazması olmayanlar, arzuhalciye giderek, kendi ağızlarından kimi zaman dilekçe, kimi zaman sevgilisine mektup yazdırırmış. Ancak günümüzde arzuhalciler sadece dava dilekçesi yazıyor, onu da yanlış yazıyor, dava düşüyor. Adli yardım sistemi var. Parası olmayanlar barodan ücretsiz hizmet alabilirler. Arzuhalciler bunun da önünü kapatıyor."


    ETİKETLER:

    İstanbul

    ,

    Beyoğlu