Askeri cezaevinde ölen gencin babası son zanlıyı bıraktırdı

Askeri cezaevinde ölen gencin babası son zanlıyı bıraktırdı
Askeri cezaevinde ölen gencin babası son zanlıyı bıraktırdı

Son zanlı Hüseyin Güldaşı (kırmızı gömlekli) tahliye edildi.

'Diğerleri tutuklanmıyorsa, bunu da serbest kalsın'

 

Neşet KARADAĞ

ADANA - 20 yaşındaki er Murat Polat’ın işkenceyle öldürüldüğü, 1'i yarbay 30 sanıklı davanın tek tutuklu sanığı olan er 24 yaşındaki Hüseyin Güldaşı, öldürülen erin babası 52 yaşındaki Kenan Polat’ın da isteği üzerine tahliye edildi. Kenan Polat, “Sanıklar ellerini kollarını sallayarak geziyor. Madem ki diğerleri tutuklanmıyor bu da serbest kalsın” diyerek Hüseyin Güldaş'ın serbest kalmasını sağladı.
Gaziantep’te vatani görevini yaparken rahatsızlığı nedeniyle sevk edildiği Hatay’ın İskenderun İlçesi’nde hırsızlık suçlamasıyla 28 Haziran 2005’te tutuklanıp Adana 6’ncı Kolordu Komutanlığı'ndaki askeri cezaevine götürülen er Murat Polat, mahkum elbisesi giymediği gerekçesiyle gardiyan askerler tarafından cop ve sopayla dövüldü. Komaya giren Polat, tedavi gördüğü hastanede 27 Temmuz 2005’te hayatını kaybetti. Murat Polat’ın, otopsi raporunda işkenceyle öldürüldüğü belirtildi.
Er Murat Polat’ı işkenceyle öldürdükleri iddiasıyla cezaevi eski müdürü Topçu Yarbay Mustafa Soğukpınar, cezaevinde görevli 4 astsubay ve çoğu terhis olan erlerle birlikte toplam 30 kişi hakkında ‘işkence’ ve ‘neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence’ suçlamalarından 12 yıldan ömür boyu hapse kadar değişen cezalar istenerek dava açıldı.


‘SERBEST BIRAKILSIN’


Adana 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yaklaşık 3.5 yıldır devam eden davanın dünkü duruşmasına sadece tutuklu sanık er Hüseyin Güldaşı katıldı, diğer sanıklar ise gelmedi. Her duruşmaya gelen öldürülen erin babası Kenan Polat ve annesi Gülşen Polat, bu duruşmaya da katıldı.
Mahkeme Başkanı’nın söz verdiği baba Kenan Polat’ın, oğlunu öldüren sanıklardan tutuklu er Güldaşı’nın serbest bırakılmasını istemesi herkesi şaşırttı. “Adalet istiyorum” diyerek sözlerine başlayan Kenan Polat, “Oğlumu işkenceyle öldürenler dışarıda geziyor. Emir verenlerle, oğlumu öldürenler tutuklanmayacaksa bu çocuk da serbest bırakılsın. O da benim evladım sayılır. Bu da çıksın” dedi.
Anne Gülşen Polat da oğlunu işkenceyle öldürenlerin neden tutuklanmadığını sorduktan sonra, “Oğlumun öldürülmesinden komutanları ile cezaevindeki gardiyanlar sorumludur. Komutanları emir vermeseydi oğlumu döverek öldüremezlerdi. Emir verenler dışarda. Bu da serbest kalsın. Komutanlar ile asker gardiyanların bu sanıkla birlikte tutuklanıp yargılanmasını istiyoruz” diye konuştu.
Askeri cezaevindeki işkenceyle öldürme davasının tek tutuklu sanığı Hüseyin Güldaşı da öldürülen erin ailesinden özür dileyip, “İsyan sırasında çıkan olaydır. Komutanlarımın emri sonunda olmuştur” diyerek tahliyesini istedi.
Tutuklu er Güldaşı’nın avukatı da, öldürülen erin babası Kenan Polat’ın sanığın serbest bırakılması yönündeki talebinin dikkate alınarak müvekkilinin tahliye edilmesini istedi.


TUTUKLU KALMADI


Mahkeme heyeti, öldürülen erin anne ve babasının tek tutuklu sanık hakkındaki serbest bırakılma istemlerini de dikkate alarak Hüseyin Güldaşı’yı oy çokluğuyla tahliye etti. Bu kararla, davada tutuklu sanık kalmadı. Duruşma eksik belgelerin tamamlanması için ertelendi.
Öldürülen erin babası Kenan Polat, mahkemeden çıkışta yaptığı açıklamada, oğlunu işkenceyle öldürenlerin belli olmasına karşın tutuklanmamasının kendilerini rencide ettiğini belirterek şunları söyledi:
“Tutuklu yargılanan er Hüseyin, oğlumu nasıl öldürdüklerini mahkemede açık açık anlattı. Pişman olduğunu söyledi. Oğlumu komutanlarının emriyle, kendisi gibi gardiyan askerlerle döverek öldürdüklerini anlattı. Ayrıca, cezaevinde işkence görenler de gelip nasıl işkenceye maruz kaldıklarını anlattılar. Ancak, oğlumun işkenceyle öldürülmesi ve diğer askerlere işkence yapılmasına emir verenler ile yapanlar dışarıda ellerini kollarını sallayarak geziyor. Ben ve eşim her duruşmaya geliyoruz. Biz adalet istiyoruz. Son duruşmada, diğer sanıkların da tutuklanmasını istedim. Tutuklanmayacaklarsa tutuklu sanığın da serbest bırakılmasını söyledim. O da serbest bırakıldı. Adalet aramaya bakanlığa da gittim. Ancak, beni yaka paça otobüse bindirip İstanbul’a gönderdiler. Adaletimizi Avrupa’da mı arayalım? Bize yakışır mı?” (dha)