@ismailsaymaz

Askeri mahkeme: İranlı kaçakçı cinayeti kapatılamaz

Askeri mahkeme: İranlı kaçakçı cinayeti kapatılamaz
Askeri mahkeme: İranlı kaçakçı cinayeti kapatılamaz
İranlı kaçakçı Senar Khaledi'nin öldürülmesi olayı savcılığın 'kovuşturmaya gerek yok' kararına rağmen mahkemenin 'araştırılsın' kararıyla üstü örtülmekten kurtuldu.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - İranlı kaçakçı Senar Khaledi’yi ateş ederek öldüren askerler hakkında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar askeri mahkemeden döndü. Soruşturmanın genişletilmesine hükmeden mahkeme askeri savcılıktan bir dizi talepte bulundu. Talep listesi; bugüne kadar Senar Khaledi’nin otopsisine ilişkin tutanağın incelenmediğini, mermi atış mesafesinin belirlenmediğini, çekirdeğin bulunmadığını, şüpheli askere ait ifadenin temin edilmediğini, ölüme ilişkin Saray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen dosyanın bir örneğinin alınmadığını ve eksik işlemlerle dosyanın kapatıldığını ortaya çıkardı. Bu arada, Jandarma Kolordu Komutanlığı Adli Müşavirliği’nin de kovuşturmaya yer olmadığına dair karara itiraz ettiği öğrenildi.

Van’ın Saray ilçesine bağlı Kapıköy köyünde 9 Ekim 2013’te, 50 asker kovaladıkları İranlı dört atlı kaçakçıya ateş etmiş, içlerinden Senar Khaledi vurularak öldürülmüştü. Köylüler, Khaledi’nin askerlerce vurulduğunu söylemişti. Üç ay sonra, 30 Ocak 2014’te savcılığa başvuran Sirous Muhammadi adlı İranlı, tanıklık yapacağını belirterek ifade vermişti. Muhammadi, Khaledi’nin kendi ‘üvey dayısı olduğunu’ savunmuştu. İfade tutanağında, “Rıza oğlu Sara’dan olma” ibaresi dışında yaşı, nüfus ve ikamet bilgileri bulunmayan Muhammadi, kendisinin de o gün kaçakçılar arasında olduğunu, askerlerin ateş etmediğini ileri sürmüş, “Maktulü asker vurmamıştır” demişti. 

Khaledi’nin ölümüne ilişkin soruşturma yürüten Jandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Van Askeri Savcılığı bu ifadeye dayanarak, 19 Kasım 2013’te kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. “Şüpheli” ve “ Suç ” hanesinin boş bırakıldığı kararda, Khaledi’nin öldürülmesine yol açan merminin askerlere ait silahlardan çıktığına dair bir tespit yapılamadığı iddia edildi. Sirous Muhammadi’nin tanıklığına istinaden, “Kaçakçının köyden ateşlenen bir silah sonucunda ölmüş olabileceği” iddia edildi. “Dava açmaya yeterli delil olmadığı” ileri sürülerek, kovuşturmaya yer olmadığı belirtildi.

İranlı kaçakçı cinayetinde bakanlık 'yalancı tanığı' şahit göstermiş

İranlı kaçakçıyı öldüren jandarma, bir cinayet zanlısını sahte tanık yapmış

YALANCI TANIĞI ASKER TEMİN ETMİŞTİ
Oysa Khaledi’nin öldürülmesine ilişkin Saray Cumhuriyet Başsavcılığı’nda yürütülen asıl soruşturmada, Sirous Muhammadi adlı tanığın yalancı tanıklık yaptığı açığa çıkmıştı. Khaledi’nin eşi ve oğlunun avukatlığını yapan Mahmut Kaçan, bu kişinin ülkesinde eşini öldürdüğü için Türkiye ’ye kaçmış olduğunu ve yakalandığı gün jandarmalarca savcılığa çıkarılarak, yalancı tanıklık yaptırılıp 13 Mart 2014’te salıverildiğini saptamıştı. Bunun üzerine Saray Cumhuriyet Başsavcılığı bir soruşturma başlatmış, bu kişinin yakalanmasına ilişkin belgeleri jandarmadan istemişti. Jandarma Karakol Komutanı Başçavuş Bülent Yılmaz tarafından savcılığa iki tutanak gönderilmişti. Birbiriyle çelişen iki tutanakta, bu kişinin yakalandığı gün kaçakcı cinayetine ilişkin bilgi sahibi olduğundan hiç söz etmediği anlaşılmıştı. Dokuz aydır kayıp olan Muhammadi, ülkesi İran’da ortaya çıkmıştı. Türkiye’de bir uyuşturucu soruşturmasına adı karışan Muhammadi, tekrar İran’a kaçmıştı. Hakkında, eşini öldürmekten yakalama kararı bulunan Muhammadi tutuklanarak, Xoy Cezaevi’ne konmuştu.
İranlı kaçakçı cinayetinin sahte tanığı, ülkesinde tutuklanmış

SORUŞTURMA GENİŞLETİLSİN

Bu arada Avukat Kaçan, yalancı tanığın beyanıyla kovuşturmaya yer olmadığına hükmeden Van Askeri Savcılığı’nın kararına itiraz etmişti. Kaçan’ın yanı sıra Kolordu Komutanlığı Adli Müşavirliği’nin de itirazda bulunduğu ortaya çıktı. 23. Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı Şırnak Askeri Mahkemesi, 23 Aralık 2014’te, soruşturmanın genişletilmesini istedi. Kararda; Khaledi’nin otopsisine ilişkin tutanağın dosyaya dahil edilmesi, mermi atış mesafesinin belirlenmesi, çekirdeğin bulunup bulunmadığının araştırılması, şüpheli Tuncay Şahin’e ait ifadesinin tüm sayfalarının temin edilmesi, Saray Başsavcılığı tarafından 1 Nisan 2014’ten beri yapılan işlemlere ilişkin belgelerin ve tüm dosyanın birer suretinin alınması, Khaledi’nin ölümüyle ilgili Saray Başsavcılığı’nca bir karar verilip verilmediğinin öğrenilmesi, olay gününe ait 7. Hudut Bölük Komutanlığı’nın telsiz kayıtları ile termal kamera görüntülerinin getirilmesi gerektiğini ifade edildi. Bu işlemler tamamlandıktan sonra dava açılıp açılmayacağına karar verilmesi gerektiği vurgulandı. 

Avukat Kaçan, soruşturmanın genişletilmesi kararının isabetli olduğunu belirterek, “Bizim öne sürdüğümüz, etkin soruşturma yapılmadan böyle bir karar verildiği tezimiz de doğrulanmış oldu. Askeri Savcılık delilleri topladıktan sonra fikrini değiştirip dava açabilir. Ki bizce açmalıdır” dedi. Ancak Kaçan, Khaledi’nin ölümüne ilişkin hem adli, hem de askeri savcılıkta iki ayrı soruşturmanın yürütüldüğüne işaret ederek, “Bu soruşturma askeri savcılıkta değil, sivil savcılıkta yürütülmelidir. Ortada bir yargısız infaz vardır. Bunun da askerlik hizmetiyle bir ilgisi yoktur” dedi.
Kaçakçıyı öldüren askeri ve silahını savcılıktan saklamışlar!

SANIĞI DA SAKLADILAR

Öte yandan, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin sadece yalancı tanık bulmadığı, savcılıktan failleri de gizlediği anlaşılmıştı. Khaledi’nin öldürülmesinden sonra savcılık kaçakçıların kovalandığı sırada görevli olan askerler ve silahlarının listesini istemişti. Aynı gün verilen yanıtta, 25 askerin görev yaptığı ve 51 el ateş edildiği bildirildi. Askerlerden 23’ünün G-3 marka, ikisinin de Yavuz 16 ve Shotgun marka tüfek kullandığı belirtildi. Fakat yapılan otopsi ve balistik inceleme sonucunda, Khaledi’yi öldüren silahın 7. Hudut Bölük Komutanlığı’nın envanterine ait AK47 model ve H1375 seri numaralı Kaleşnikof silah olduğu ortaya çıkmıştı. Silahın, askerlerce gönderilen listede yer almadığı ve savcılıktan saklandığı anlaşılmıştı. Silahın da 6. Hudut Alayı 2. Hudut Tabur Komutanlığı’nda görevli Uzman Çavuş Tuncay Şahin’e ait olduğu öğrenilmişti. Şahin’in isminin savcılıktan saklandığı belirlenmişti.