Askeri savcı: Belgenin Genelkurmay'la ilgisi yok

Askeri savcı: Belgenin Genelkurmay'la ilgisi yok
Askeri savcı: Belgenin Genelkurmay'la ilgisi yok

Askeri savcılık belgedeki imzanın Albay Dursun Çiçek?e ait olup olmadığının tespit edilemediğini belirtti. Belgenin gerçek olduğuna dair hiçbir delil bulunmadığı ifade edildi.

Askeri savcılık 'AKP ve Gülen'i Bitirme Planı' konusundaki soruşturmanın sonucunu açıkladı: Genelkurmay bünyesinde hazırlanmadı. Üzerindeki imzanın Albay Çiçek'e ait olup olmadığı tespit edilemedi. Takipsizlik kararı verildi. Askeri savcılık belgenin kaynağının tespit edilmesi konusunda 'görevsizlik' kararı vererek dosyayı Ergenekon savcılarına gönderdi. Askeri Savcı, belgenin fotokopi olmasına karşın polisin 'İmza Çiçek'e ait' açıklamasını eleştirdi.

ANKARA - Genelkurmay Askeri Savcılığı, iki haftadır Türkiye’nin gündeminden düşmeyen ‘darbe planı’ belgesinin Genelkurmay bünyesinde hazırlanmadığının kesinleştiğini, belgenin aslı bulunmadığından üzerindeki imzanın belgeyi hazırladığı ileri sürülen Deniz Kıdemli Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olup olmadığının tespit edilemediğini açıkladı. Bu konularda ‘takipsizlik kararı’ veren Askeri Savcılık, belgenin kimler tarafından hazırlandığı konusunda ise ‘görevsizlik’ kararı vererek dosyayı Ergenekon savcılığına gönderdi. Askeri savcılığın açıklamasında polisin, ‘fotokopiden tespit yapılamaz’ demesine karşın, ‘İmza Albay Çiçek’in elinin mahsülüdür’ yorumu eleştirilirken, Ergenekon savcılığından belgenin Taraf’a ulaştırılma şeklinin soruşturulması istendi. Askeri Savcılığın açıklamasının tam metni şöyle:
DÜN SONA ERDİ: 12 Haziran 2009’da Taraf gazetesinde “AKP ve Gülen’i bitirme Planı” başlıklı haberin yayımlanması ve haberde Genelkurmay Harekat Başkanlığı 3. Destek Şube Müdürlüğünde hazırlandığı iddia edilen ve deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek imzalı “İrticayla Mücadele Eylem Planı” başlıklı belgenin yer aldığının görülmesi üzerine, Genelkurmay Başkanlığınca aynı gün verilen soruşturma emri uyarınca askeri Savcılıkça başlatılan soruşturmanın bugün (dün) tarihiyle tamamlanmıştır.
KOVUŞTURMAYA YER YOK: Soruşturma sonucunda, anılan belgenin Genelkurmay Başkanlığında hazırlanmadığı, böyle bir belgenin mevcut olmadığı anlaşıldığından ve aslı bulunmayan fotokopi belgenin 4. sayfasındaki imza bloğunda Albay Dursun Çiçek’in isminin üzerinde yer alan imzanın, şüpheli Deniz Piyade Kurmay Albay Dursun Çiçek’e ait olduğuna, bu belgenin hazırlanması ve herhangi bir kişiye verildiğine ilişkin şüpheli hakkında delil bulunmadığından, soruşturma konusu olay ve şüpheli Dursun Çiçek ile ilgili olarak itiraz yolu açık olmak üzere KOVUŞTURMAYA YER OLMADIĞINA,
GÖREV SİVİL SAVCILIĞIN:
Söz konusu belgenin aslının mevcut olmaması nedeniyle, bu belgenin hangi amaçla kim veya kimler tarafından üretildiği, üretenlerin amaçları, özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir şekilde hedef alınıp alınmadığı ve belgenin Taraf gazetesi muhabirine ulaştırılmasıyla aynı gazetede yayımlanması olayları hakkında adliye mahkemelerinin görevli ve yetkili oldukları anlaşıldığından, itiraz yolu açık olmak üzere Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığının GÖREVSİZLİĞİNE, soruşturma dosyasının gereğinin takdir ve ifası için görevli ve yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE, karar verilmiştir.
GENELKURMAY’IN ROLÜNÜ SORUŞTURDUK: Konunun kamuoyunu yakından ilgilendirmesi nedeniyle konu hakkında ayrıntılı bir bilgilendirmenin yapılması zorunlu görülmüştür. Söz konusu soruşturma öncelikle, belgenin Genelkurmay karargahında Albay Çiçek veya başka bir personel tarafından hazırlanıp hazırlanmadığı, bu konuda emir verilip verilmediği, belge içeriğinin ve belgenin doğru olup olmadığı, devletin güvenliğine ilişkin herhangi bir belge üzerinde sahtecilik yapılıp yapılmadığı, tahsis olunduğu yerden başka bir yerde kullanılıp kullanılmadığı, hile ile alınıp alınmadığı veya çalınıp çalınmadığı hususlarında ilişkin olarak yürütülmüştür. Anayasal bir kurum olarak düzenlenen ve Türk milleti adına yargılama faaliyeti yapan askeri mahkemelerin görev ve yetkilerine ilişkin mevzuat hükümleri dikkate alındığında, söz konusu olayla ilgili soruşturma görevinin Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığına ait olduğuna kuşku bulunmamaktadır. Yürütülen soruşturmada, maddi gerçeklere ulaşılabilmesi, tüm delillerin toplanabilmesi amacıyla yasal düzenlemeler çerçevesinde her türlü bilimsel ve teknik imkanlardan istifade edilmiş, soruşturmanın süratle neticelendirmeye çalışılmıştır.

Bilgisayarlar incelendi
12 HAZİRAN 2009: Genelkurmay Hareket Başkanlığı 3. Bilgi Destek Şube Müdürlüğündeki Albay Çiçek’in kullandığı 2 bilgisayar da dahil olmak üzere toplam 14 bilgisayarın sabit diskleri teknik bilirkişiler tarafından incelenmek üzere Askeri Savcılığa getirilmiştir. Ayrıca bu bilgisayarların bağlı oldukları ana sunucu ve yedeklerinin muhafaza edildiği Genelkurmay Muhabere Merkezinde, tayin edilen bilirkişi ve görevli personel marifetiyle inceleme yapılmıştır. Aynı gün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından, (CMK 250. madde ile yetkili bölüm) habere konu gizli belgenin ele geçirildiği şekliyle gönderilmesi, şüpheli Serdar Öztürk hakkında yapılan aramalara ilişkin arama ve el koyma tutanaklarının, inceleme raporlarının gönderilmesi ivediliğine binaen belge geçer ile istenilmiştir.

Çiçek’in imzaları alındı
Askeri savcılar nezaretinde bilirkişiler tarafından bilgisayarların sabit diskleri üzerinde inceleme devam ederken Harekat Başkanlığı ve 3. Bilgi Destek Şubesindeki görevli personelin ifadeleri de tespit edilmiş, Albay Çiçek’in ise ifadesiyle birlikte kriminal incelemelerde mukayeseye esas olmak üzere imza örnekleri alınmıştır.
13 HAZİRAN 2009: Bilgisayarlar üzerindeki inceleme tamamlandı. Düzenlenen raporda söz konusu belgeye veya belgenin izine rastlanılmadığı belirtilmiştir.
15 HAZİRAN 2009: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı (CMK 250. madde ile yetkili bölüm) tarafından istenen bilgi ve belgenin hazır olduğunun bildirilmesi üzerine cevabi yazı ve ekinde belgeler aynı gün aldırılmıştır. Habere konu belgenin fotokopi olduğu görülmüştür. Bu arada, Albay Çiçek’in sicil dosyası getirtilmiş, örnek imzalarını içeren bazı belgelerin asılları ele alınmış, ayrıca görev yaptığı daire başkanlığı tarafından gönderilen imza ve parafesini içeren belgeler dosyaya eklenmiştir.
Fotokopi belge ve Albay Çiçek’in imza örnekleriyle mukayeseye esas belgeler 15 Haziran 2009 günü saat 22.00 sıralarında inceleme yapılmak üzere Jandarma Kriminal Daire Başkanlığına teslim edilmiştir. Yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda, fotokopi belgeler üzerinden sağlıklı bir inceleme ve karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte belgedeki imza ile Çiçek’in mukayese imzaları arasında genel şekilleri yönünden benzerlik görüldüğü belirtilmiştir.

Askeri yazı biçimine uymuyor
16 HAZİRAN 2009: Belge üzerinde karargah çalışma usulleri, askeri yazışma teknikleri ile emir, talimat, yönerge ve uygulamalara uygunluğu açısından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Düzenlenen raporda, belgenin şekil açısından hiçbir askeri yazı biçimine uymadığı, belgeye resmi evrak niteliği kazandıracak herhangi bir unsuru içermediği, karargah çalışma usulleri ve askeri yazım teknikleriyle uyuşmayan birçok maddi hata bulunduğu, askeri yazışma gelenekleriyle örtüşmeyen ibare ve kısaltmalara yer verildiği belirtilmiştir.

Aslının olmadığı anlaşıldı
(Aynı gün) Soruşturma kapsamında görüşmeler yapmak üzere İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına (CMK 250. madde ile yetkili bölüm) gidilmiş, bu görüşme esnasında belgenin fotokopi olduğu, aslının bulunmadığı/ele geçirilmediği öğrenilmiştir.

Albay’ın evi arandı
17 HAZİRAN 2009: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan (CMK 250. madde ile yetkili bölüm) habere konu belgenin gelmesinden sonra alınan mahkeme kararı ile 11.00 - 17.15 saatleri arasında albay Çiçek’in ikametinde askeri savcının nezaretinde teknik bilirkişilerin katılımıyla arama icra edilmiş ve arama sırasında konutunda bulunan dizüstü bilgisayara ait sabit diskin imajı alınmış, bulunan cd, disket ve cep telefonlarına incelenmek üzere el konulmuş, yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda özetle belgenin içeriği ile örtüşen herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanılmadığı belirtilmiştir.

Adli Tıp da çözemedi
(Aynı gün) Fotokopi belge üzerinde inceleme yapabilme imkanı bulunabileceği düşüncesiyle belge, mukayese evrakıyla birlikte İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığına gönderilerek hem imza incelemesi hem de diğer yönlerden inceleme yapılması istenilmiştir. Adli Tıp Kurumunca tanzim edilen raporda özetle inceleme konusu fotokopi belgedeki imzanın belgeye sonradan eklenip eklenmediği ve Albay Çiçek’in mukayese imzaları arasında biçimsel olarak benzerlik saptanmakla birlikte fotokopi belgeden yapılacak değerlendirmelerin sağlıklı olamayacağına işaret edilerek, inceleme konusu imzanın Albay Çiçek’in eli ürünü olduğu ya da olmadığı hususlarında bir tespite gidilemediği belirtilmiştir.

TÜBİTAK da bulamadı
19 HAZİRAN 2009: Her iki raporda da belgenin fotokopi olması nedeniyle kesin sonuç bildirilememesi üzerine TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Enstitüsünden (UEKAE) yeni bir inceleme istenmiştir. UEKAE’nin yazısında da incelenen dokümanın fotokopi olması nedeniyle bir takım teknik yöntemlerin kullanılamadığı, grafoloji uzmanı bulunmadığından belge üzerindeki imza ve parafların Albay Çiçek’in eli ürünü olup olmadığı konusunda bir çalışma yapılamadığı, belgenin orijinalinde bulunmayan unsurların belgeye sonradan eklendiğine ilişkin olağan dışı bir görüntüye rastlanmadığı, ancak belgenin fazla sayıda fotokopi işlemine tabi tutulması sonucu yazı gövdesinin ve imza bloğunun korozyona uğramış benzeri bir görüntü oluşturduğunun belirlendiği ifade edilmiştir.

Polisten bilgi istendi
22 HAZİRAN 2009: Bazı gazetelerde yer alan haberlerden, emniyet genel müdürlüğü Kriminal Polis Laboratuvarları Dairesi Başkanlığınca (İstanbul) bir rapor düzenlendiğinin öğrenilmesi üzerine, ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’ndan (CMK 250. madde ile yetkili bölüm) mevcut ise söz konusu raporun gönderilmesi istenmiştir. Bu aşamada gazetelerde yayımlanan raporun henüz ulaşmadığı bildirilmiş, bilahare söz konusu rapor belge geçer ile askeri savcılığımıza gönderilmiştir.

Polis ‘İmza onun elinden’ dedi
Raporda, belgenin, fotokopi makinası/bilgisayar yazıcısı vasıtasıyla usule getirilmiş olduğunun müşahede edildiği, bu tür belgeler üzerinde bulunan imza/imzaların grafolojik tanı unsurlarının tamamını belirlemenin mümkün olmadığı, montaj ve ilave gibi yöntemlerle yapılmış olması muhtemel tahrifat türlerinin de her zaman belirlenemeyebileceği belirtilmesine rağmen, imzanın Albay Çiçek’in eli mahsulü olduğu da ifade edilmiştir.
Raporun gerekçe bölümü ile kesin kanaat belirtilen sonuç kısmının çelişkili olması nedeniyle, teknik bilirkişi mütalaasına başvurulmuş ve bilirkişi yeminli mütalaasında özetle, fotokopi belge üzerinde kalem baskı izi, işleklik, hız, imzadaki el kaldırma hareketleri gibi özellikler mevcut olmadığından, buna dayalı bir sonuç çıkarmanın mümkün olmadığını, kesin kanaat belirtmenin yanılgılara sebebiyet verebileceğini belirtmiştir. Bu nedenle, soruşturmanın sonucunu etkilemeyeceği değerlendirilerek şüphelinin askeri savcılık huzurunda verdiği imzaların daha önceki muhtelif belgelerdeki imzalarıyla örtüşmemesinin ayrıca incelettirilmesine gerek görülmemiştir.

Ne emir var ne de bir kayıt
Bu incelemeler ve deliller kapsamında, habere konu olan belgenin Genelkurmay Başkanlığı Karargahında düzenlenmediği tespit edilmiş, böyle bir belgeyle ilgili olarak gerek elektronik ortamda, gerekse de yazılı kayıtlarda herhangi bir bilgi, belge, emir veya emareye rastlanılmamıştır.
Söz konusu belgenin Albay Çiçek tarafından hazırlanıp hazırlanmadığının, belgedeki imzanın Albay Çiçek’e ait olup olmadığının tespiti maksadıyla yapılan tüm kriminal incelemelerde, fotokopi belgeler üzerinde bulunan imzaların, kaligrafik ve karakteristik özellikleri, kalem baskısı, seyir ve sürati, başlangıç ve bitiş noktaları gibi özellikleri yeterince yansıtmaması, imzaların bu belgeler üzerine farklı yöntemler kullanılarak transfer edilebilme ihtimalinin bulunması nedeniyle kesin bir sonuca ulaşılamayacağı ortak bir görüş olarak belirtilmiştir.

Fotokopinin hukuki değeri yok
Her ne kadar bir kısım kriminal raporlarda, bahse konu ortak açıklamaya da yer verildikten sonra sanki belge aslından inceleme yapılıyormuş gibi belgedeki imza ile Albay Çiçek’in mukayese imzaları arasında benzerlik görüldüğü veya bu imzanın Albay Çiçek’in eli ürünü olduğu yönünde kanaatler belirtilmiş ise de; Tek başına fotokopi belgelerden hareketle, cezai ve hukuki sorumluluk doğuracak sonuçlara ulaşılamayacağına, bu tür belgeler üzerinde yapılacak incelemelerden sağlıklı sonuç alınamayacağına ve yapılan soruşturmalarda belge asıllarının mutlaka temin edilmesi gerektiğine ilişkin, Yüksek Mahkeme içtihatlarının (Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 17.12.2002 tarihli ve E. 2002/1939, K. 2002/2521 sayılı Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 17.04.1995 tarihli ve E. 1995/3476, K. 1995/3822 sayılı aynı dairenin 25.12.1995 tarihli ve E. 1995/10749, K. 1995/11675 sayılı, Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 16.06.2005 tarihli ve E. 2004/11642, K. 2005/6794 sayılı, Askeri Yargıtay 2. Dairesinin 30.04.2008 tarihli ve E. 2008/1139, K. 2008/1149 sayılı kararları -Radikal’in notu: Söz konusu kararlar, fotokopi belgelerin hukuki değeri olmadığı yönündeydi-) bulunması, Bilirkişilerin mütalaalarında, hatta imzalar arasında benzerlik veya aidiyet yönünde kanaat ifade eden raporlardan birinin içeriğinde de fotokopi belgelerden sağlıklı sonuçlara ulaşmanın mümkün olmadığının belirtilmesi,
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (CMK 250. Madde ile Yetkili Bölüm) yürütülen bir soruşturmada elde edilen söz konusu belgenin fotokopi olması ve aslının elde edilemediğinin bildirilmesi,

Hiçbir yan delil bulunamadı
Bilgisayar ve evrak kayıtlarında kapsamlı incelemeler yapılmasına, ilgili tüm personelin ifadesine başvurulmuş olmasına rağmen, soruşturma konusu olayla ilgili olarak iddiaları destekleyebilecek hiçbir yan delile ulaşılamaması, Bunun aksine bilirkişiler tarafından yapılan inceleme neticesinde soruşturma konusu evrakın hiçbir şekilde karargah çalışması/askeri yazışma usullerine ilişkin mevzuat, emir ve yerleşik uygulamalar ile uyuşmadığının belirlenmesi üzerine soruşturma konusu olay hakkında ’kovuşturmaya yer olmadığı kararı’ verilmiştir.

Sivil mahkeme baksın
Ayrıca, Genelkurmay Başkanlığı ile ilgisinin bulunmadığı tespit edilen söz konusu belgenin; kim veya kimler tarafından üretildiği, üretenlerin amaçları, bu suretle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hedef alınıp alınmadığı, belgenin Taraf gazetesi muhabirine ulaştırılması ve aynı gazetede yayımlanması eylemlerinin adli yargının görev alanına giren muhtelif suçları oluşturabileceği anlaşıldığından, bu hususlarla ilgili olarak Genelkurmay Başkanlığı Askeri Savcılığı’nın ’görevsizliğine’, soruşturma dosyasının bir suretinin görevli ve yetkili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ’gönderilmesine’ karar verilmiştir. Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

‘Işıkevlerine silah konulacak’ deniyordu

Ergenekon kapsamında tutuklanan avukat Serdar Öztürk’ün bürosunda ele geçirilen, Deniz Kurmay Albay Dursun Çiçek imzalı dört sayfalık ‘İrticayla Mücadele Eylem Planı’nın ‘Vazife’ adlı bölümünde “AKP Hükümeti ve ona destek veren çeşitli gruplar ile Fethullah Gülen grubu başta olmak üzere faaliyetlerine son vermek üzere bilgi destek faaliyetleri icra edilecektir” deniliyor. Plana göre, faaliyetlerden en çarpıcı olanları şöyle: “‘Fethullah Gülen (FG)’ciler TSK’ya saldırıyorlar’ teması işlenecek. Askeri suç kapsamında yapılacak ışıkevleri baskınlarında, silahlı terör örgütü oluşturmak doğrultusunda; silah, mühimmat, plan vb. metaryal bulunması sağlanarak, FG Grubu ‘Silahlı Terör Örgütü’ Fethullahçı Silahlı Terör Örgütü (FSTÖ) kapsamında aldırılacak ve soruşturmaları askeri yargı cayürütülecektir. AKP mensuplarının ülkemizde ekonomik krizin etkisinin ciddi olarak hissedildiği bir dönemde, lüks yaşamlarından taviz vermedikleri yönünde haberler yaptırılarak kamuoyu bilgilendirilecektir. İhbara dayalı ev baskınları yaptırılarak buralarda silah ve mühimmatın yanı sıra FGciler ile irtibat kurulması istenen oluşumlara (Yahudilik, CIA, Mossad...) ait objelerin bulunması sağlanacaktır. (Radikal)