'Askerler köyü bastı, evleri ateşe verdi, yakınlarımızı götürdü'

'Askerler köyü bastı, evleri ateşe verdi, yakınlarımızı götürdü'
'Askerler köyü bastı, evleri ateşe verdi, yakınlarımızı götürdü'
Derecik Taburu arazisinde gömülü oldukları düşünülen kayıpların yakınları, yaşadıklarını anlattı: Ali Yarbay dedikleri, beni dövdü; karnımdaki çocuğumu kaybettim. O günden sonra eşimden haber alamadım."


Yüksekova Haber - Erkan Çapraz 

24 Temmuz 1994'te, Şemdinli ilçesine bağlı Ormancık köyündeki bu 14 kişiden birinin köyde, biri köy yolunda, 12'sinin ise gözaltında kaybedildiği iddia ediliyor

Cesetlerinin bulunabilmesi için, 15 yıl önce götürüldükleri Derecik Taburu'ndaki arazide yapılan kazıda kemikler ve 1994'e ait atıklar bulundu.

Kayıp yakınları, o gün, nüfus cüzdanlarının ateşe atılarak yakıldığını, baskın esnasında Şemdinli Derecik İç Güvenlik Taburu Komutanı olan Kurmay Yarbay Ali Çamurcu'nun kendilerini, "Hepiniz teröristsiniz, Irak'a, İran'a gidin, Türkiye'ye dönerseniz hepinize benzin döküp yakarım" diye tehdit ettiğini, Şemdinli merkeze dönmelerine izin vermediklerini söylüyor.

Olayın yıldönümünde kayıplarını anacak olan yakınları, yaşadıklarını şöyle anlatıyor.

Emrullah Öztürk (Hayrettin Öztürkün kardeşi, DTP Şemdinli İlçe Başkanı): 23 Temmuz 1994'te, Ormancık köyü yakınlarındaki Sılo yaylasının Habişti mevkisinde PKK'lilerle askerler arasında çatışma yaşandı. Çatışmadan bir gün sonra, Şemdinli'de bulunan, aralarında ağabeyimin de olduğu 10 kişi iki araçla köye hareket ediyor. Sılo yaylası mevkisinde araçlar askerler tarafından durduruluyor. Burada ağabeyim Hayrettin Öztürk, Casım Çelik, Hurşit Taşkın, Abdulaziz İnan, Sıdık Şengil ve Mirhaç Çelik olmak üzere altı kişi gözaltına alınıyor, diğer dört kişi serbest bırakılıp araçları da orada yakılıyor. Serbest bırakılan dört kişi köye ulaştıktan bir müddet sonra, köye askerler tarafından baskın düzenleniyor, evler ateşe veriliyor.

"Bebeğimi ve eşimi kaybettim"
Emine Çelik (Yusuf Çelik'in eşi): O zamanlar Türkçe bilmiyordum. Köyü birden askerler bastı. Hepimizi evlerimizden çıkardılar. Kadınları ve erkekleri ayırdılar. Bize sürekli bağırıp çağırıp bir şeyler söylüyorlardı. Türkçe bilmediğim için de ne istediklerini anlamıyordum. O dönemler Ali Yarbay diye biri vardı. Ben de o zaman hamileydim. Ali Yarbay (Çamurcu) dedikleri şahıs beni acımasızca dövdü ve karnımdaki bebeğimi kaybettim. Daha sonra kadınların toplandığı yere kaçıp onların arasına sığındım. O esnada evlerimiz ateşe verildi. Ahırlarımız, içerisindeki hayvanlarla birlikte ateşe verildi. Atlar kurşuna dizildi. Sonrasında eşimle birlikte köyden altı kişinin daha alındığını duydum. O günden sonra da eşimden haber alamadım. O vahşet günü ömrüm boyunca unutmayacağım. Karnımdaki bebeğimi ve eşimi aldılar benden. 15 yıldır bu insanlarımız kayıp. Bunların akıbetlerini öğrenmek istiyoruz. Yetkililer o dönemin komutanı Ali Çamurcu'nun arkadaşları değilse, gelip bu olayı ortaya çıkarsınlar.

"İşkence sabahtan akşama kadar sürdü"
Abubekir Selvi (Cabbar Selvi'nin oğlu, Reşit Selvi'nin kardeşi): Biz erkekleri kadınlardan ayrı bir yere alarak, üzerimizdeki elbiselerimizi çıkarmamızı istediler. Hepimizi darp etmeye başladılar. Hepimizin nüfus cüzdanları toplanarak ateşe atıldı. Aklınıza gelebilecek her türlü işkenceyi köy meydanında uygulamaya başladılar. Sürekli havaya ateş ediyorlardı. Silah sesleri hiç durmuyordu. Kızaran namlu uçlarını sırtımızda soğutuyorlardı. Sırtımda halen o günden kalan izler var. O esnada aramızda bulunan Kerem İnan isimli köylüyü alarak biraz ötemizde kurşuna dizdiler. Ardından aralarında babam Cabbar Selvi ile kardeşim Reşit Selvi'nin de bulunduğu yedi kişi daha aramızdan alındı. Sabah saatlerinden akşam saatlerine kadar sürdü işkence. O zamanlar köyü basan askerler arasında bizimle gizliden Kürtçe konuşan bir asker vardı. Bir köşeye çekilip halimize ağlıyordu. Bir ara yanımıza yanaşıp bize, "Dikkatli olun askerler geri çekildikten sonra köyü top atışına tutacaklar" dedi. Akşam saatlerinde askerler gittikten sonra köye top atışları yapılmaya başlandı. Hepimiz bulabildiğimiz kayalıkların altına gizlenerek kendimizi korumaya çalıştık.

"Ot yığınıyla birlikte yakıp öldürdüler"
İsmet Taşkın (Hurşit Taşkın'ın kardeşi): Aramızdan bir arkadaş Ali Yarbay'a yaptıkları işkenceleri durdurmak için Kuran-ı Kerim uzatarak durmasını istedi. Fakat Ali Yarbay hakaret edip arkadaşımızı ölesiye dövdü. Köye yapılan top atışlarından sonra aramızdan alınan yedi kişiden Avşir Seçkin, köy yolunda indirilerek saatlerde süren işkencenin ardından ot yığınlarının içerisine atılarak ateşe verildi. Diğer altısı da ilk alınan altı kişiyle birlikte Derecik Taburu'na götürüldü. O günden sonra onlardan bir daha haber alamadık.

Meryem Çelik (Casım Çelik'in eşi): Ben o zaman Şemdinli merkezdeydim. Çocuklarım köydeydi. Eşimin alındığını sonradan duydum. Çocuklarımla birlikte bütün köy sakinleri sınırı geçip Irak'a gittiler. Yedi gün yedi gece süren bir yolculuğun ardından Kuzey Irak'ta bulunan Etruş kampına yerleştiler. Ben aradan beş ay geçtikten sonra gidip çocuklarıma kavuştum. 1997'ye kadar orada gözaltına alınan eşim ve diğer köylülerin aramıza dönmelerini bekledik. Gelmediler. Biz de onların izine ulaşmak için tekrar Türkiye'ye gelip Şemdinli'ye yerleştik. Gelip dava açtık, o günden bugüne hiçbir ize rastlayamayınca davayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşıdık. Sonucu bekliyoruz.