Atalay: Anayasa değişikliği gündemde yok, demokratik açılım Meclis'te açıklanacak

Atalay: Anayasa değişikliği gündemde yok, demokratik açılım Meclis'te açıklanacak
Atalay: Anayasa değişikliği gündemde yok, demokratik açılım Meclis'te açıklanacak

Hükümetin Kürt açılımı çalışmalarının koordinasyonunu yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay, yaklaşık bir ay süren temaslarının ardından dün bir basın toplantısı düzenleyerek gelinen noktayı değerlendirdi. FOTOĞRAF: afp

Demokratik açılım çalışmalarının geldiği nokta hakkında bilgi veren İçişleri Bakanı Atalay, 'Anayasa değişikliği gündemde yok' dedi. Affı hiç zikretmediklerini belirten Atalay 'Açılım sonunda terör bitecek ve Türkiye huzura kavuşacak' diye konuştu

ANKARA - Hükümetin ‘demokratik açılım’ çalışmalarının koordinasyonunu yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay, sürecin geldiği noktayı değerlendirirken Anayasa değişikliğinin gündemde olmadığını açıkladı. Amaçlarının halen süren çalışmaların Meclis’in açılacağı 1 Ekim tarihine kadar belli bir seviyeye getirmek olduğunu vurgulayan Atalay, “Meclis açılacak ve biz bu konudaki çalışmalarımızı, değerlendirmelerimizi ilk orada açıklayacağız” dedi. Atalay, İçişleri Bakanlığı’nda düzenlediği basın toplantısında şu mesajları verdi:
Hedefe ulaştık: Bir aylık sürede beş siyasi partinin temsilcileri, 22 sivil toplum kuruluşu, 11 meslek örgütü, şehit ailelerini temsil eden 24 dernekten gelenlerin yanı sıra bireysel görüşmeler gerçekleştirdim. Bu çalışmalar bir ortak akıl arayışıdır ve hedefe ulaştık. Sorunun çözülmesi gerektiği konusunda toplumda çok net ve güçlü bir mutabakat olduğunu gördük. Böylesine geniş bir çalışma ve mutabakat çözüme ilişkin umutlarımızı çok artırdı.
Muhalefete yanıt: Her açılımın arkasında yabancı bir el aramaktan vazgeçelim. Türkiye’nin büyüklüğünün ve gücünün farkında olalım. Bu meseleyi biz çözeceğiz. Çalışmaları, bir yabancı düşünce kuruluşunun raporlarıyla ilişkilendirmek (“Kürt açılımı Washington’daki Atlantik Konseyi adlı düşünce kuruluşunda şekillendi” diyen CHP’lideri Baykal’ı kastediyor) en hafif tabirle siyasi kompleksin bir tezahürüdür. Böyle bir iddiada bulunmak, Türkiye’nin bu konudaki bilgisinden, birikiminden haberdar olmamaktır, Türkiye’ye haksızlıktır, bühtandır. Bir tane bilmem kaçıncı sınıf bir düşünce kuruluşu bir yerde Türkiye ile ilgili birkaç satır yazdı diye kendimizi küçümseyerek, bu tür değerlendirmeler yapıyoruz.
Aykırı düşünceler: Elbette bu önemli meselede farklı görüşler, katılmadığımız, yanlış bulduğumuz düşünceler olmuş olabilir, olacaktır da. Demokratik hukuk devletinde olması gerektiği gibi herkesin karşılıklı anlayış, saygı ve hoşgörü çerçevesine en aykırı düşünceleri bile dile getirmesi bu sürecin gereğidir. Bir kısım konuları konuşulamaz tabular haline getirmek demokrasimize ve kendimize güvenmemek demektir.
CHP ve MHP’ye çağrı: Kimseye kapımızı kapatmıyoruz. Bu nedenle tüm siyasi aktörlere şu çağrıyı bir kez daha yapıyorum: Sorunun değil çözümün katkısı olun. Milletimizin yıllardır yaşadığı acıları giderecek olan çözüm sürecine siz de katkıda bulunun. (‘MHP ve CHP’yle görüşme talebiniz olacak mı?’ sorusu üzerine) Görüşme talebimiz hep sürüyor. O safhaya gelineceğine inanıyorum. Toplumumuz da zorlayacak gibi görünüyor.
Bayrak, dil, İstiklal Marşı: Biz herhangi bir paket yahut eylem planı çıkarmadık. Ortak aklı bularak bunları olgunlaştırmaya çalışıyoruz. Demokratik açılım sürecinin ülkeyi böleceğini, üniter devlet yapısını yıkacağını, yeni azınlıklar yaratılacağını ifade ettiler. Bölünme sendromundan artık kurtulmamız gerekiyor. Bin yıldır birlikte yaşayan ve iç içe geçmiş milletimizi bölmeye kimsenin gücü yetmez, yetmeyecektir. Siyaset yapma sorumluluğunu taşıyanların sürekli bölünme fobisi üretmekten ve çatışma lobisinin değirmenine su taşınmaktan vazgeçmesi gerekiyor. Öte yandan, üniter devlet yapısının sürekli gündeme getirilmesi bizce özgüven eksikliğinin bir sonucudur. Hiç kimse devletin bütünlüğünü, milletin birliğini, resmi dilin Türkçe olduğunu, bayrağımızın ay yıldızlı bayrağımız olduğunu ve milli marşımızın İstiklal Marşı olduğunu tartışmıyor. Biz bu temel ilkeleri zaten tartışılmaz olarak kabul ediyoruz. Açılımın sonunda terör sona erecek ve Türkiye huzura kavuşacaktır. Bunların dışında gizli bir gündemimiz ve siyasi bir hesabımız da yoktur.
Gerçekçi olmayan beklentiler: Afaki öneriler, toplumumuzu rahatsız edecek teklifler, gerçekçi olmayan beklentiler, sürece karşı çıkmak, çözümü istememekle eşanlamlıdır. Çözüm sürecine karşı çıkmak ne kadar doğru değilse, toplumsal kabule mazhar olmayacak önerileri gündeme getirmek de o derece doğru değildir.
TBMM’de açıklanacak: Süreç şöyle işleyecek: Bizim bir çalışma gurubumuz var. Benim başkanlığımda burada yapılan çalışmalar analiz ediliyor. Dışişleri Bakanlığımız ve diğer kurumlarımızla işbirliğimiz sürüyor. Bu değerlendirmeler, yaptığımız taslak çalışma ve görüşlerimiz kısa, orta ve uzun vadeyle ilgili tekliflerimizi Başbakanımıza sunacağız. Konunun, hem Bakanlar Kurulu’nda hem grubumuzda görüşülmesi gerekiyor. Ayrıca, Başbakanımızın başkanlığında yapılan çalışmalardan sonra yine benim başkanlığımda belki daha ayrıntıları işleyecek, değerlendirmeler yapacak ekip çalışması devam edecek. Niyetiparlamento yasama yılı başlayana kadar bu çalışmalarımızı belli bir seviyeye getirmektir. Meclis açılacak ve biz bu konudaki çalışmalarımızı, değerlendirmelerimizi ilk orada açıklayacağız. Açılımın asıl sahibi milletimizdir.
Anayasa değişikliği yok: Ziyaret ettiğim siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları Türkiye’de Anayasa’nın geneliyle ilgili düşüncelerini ifade etti. Sivil olmayan bu anayasanın değişmesi yönünde temennide bulundular. Bizim şu anda bu süreçle ilgili bir anayasa değişikliği gündemimizde yok ama Türkiye’de mevcut anayasanın değişmesiyle ilgili çok yüksek bir talep var. İnşallah siyaset kurumumuz, parlamentomuz bunu dikkate alır.
Affı zikretmedik: Hiçbir kavram söylemiyoruz. Af diye bir kavramı hiç zikretmedik, zikretmiyoruz. Ama bu işin başı silahların bırakılması ve tabii tasfiye. Bunun için çok çalışmak gerekiyor. O manada bütün alternatifler üzerinde de çalışılıyor.
Diğer sorunlar: (Alevilerin beklentileri ve Heybeliada Ruhban Okulu’nun hatırlatılması üzerine) Tek tek o konuları zikretmiyorum ama demok- ratik açılım şemsiyesinin bu vesileyle birçok konuyu içine alması yönünde bir eğilimimiz var. O yönde de değişik çalışmalar, hazırlık yapılıyor.
YÖK’le görüşülecek: Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile görüşeceğiz. YÖK ile görüşmeler daha çok üniversitelerle irtibat açısından düşünülüyor. Bazı öğretim üyeleriyle tek tek görüştük. Ancak kurumsal bazda YÖK ve bazı büyük üniversitelerin de katkı sağlaması yönünde görüşmeler olacak.
Üç ülke çok önemli: Hem terör örgütüne katılan unsurlar olarak hem bu sorunun parçaları olarak bu üç ülke (Suriye, Irak ve İran) çok önemli. Sayın Dışişleri Bakanı bu sabah (dün)  Bağdat’a gitti. Suriye’ye de geçecek. Akşam kendisiyle uzunca bir çalışma yaptık. Burada farklı ziyaret sebebi var ama gidildiğinde tabii ki bu konular da gündeme gelecek. Bu bölge esas bizim buradaki muhatabımız Suriye, Irak, İran gibi ülkeler, bu süreçte önemli görüşme yapılması gereken ülkeler. Sayın Davutoğlu’nun da bazı konuları oradaki temaslarında gündeme getirmesi normal. İleriye dönük daha detaylı görüşmeler öncesi bunlar ön temaslar olarak faydalı olacak. (Radikal)