'Atatürk bugün yaşasaydı Kürtlere hak verirdi'

Diyarbakır'ın ilk uluslararası Kürt Konferansı dün sona ererken panelistler şiddetin son bulması çağrısı yaptı. ABD'den Prof. Michael Gunter, "Atatürk yaşasaydı, Kürtlere hak verirdi" derken, gazeteci Cengiz Çandar da ilginç tespitlerde bulundu:
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

DİYARBAKIR - Diyarbakır'ın ilk uluslararası Kürt Konferansı dün sona ererken panelistler şiddetin son bulması çağrısı yaptı. ABD'den Prof. Michael Gunter, "Atatürk yaşasaydı, Kürtlere hak verirdi" derken, gazeteci Cengiz Çandar da ilginç tespitlerde bulundu: "PKK'yla organik bağı olmayan bir DTP'yi kim ne yapsın." DTP'den ise "PKK'ya terör örgütü dersek, sizleşiriz" çıkışı geldi.
Alman Heinrch Böll Stiftung Vakfı ile Diyarbakır Barosu'nun düzenlediği
'Türkiye'de Kürtler Barış İçin Temel Gereksinimler' konulu konferansın son günündeki ilk oturum 'Uluslararası Aktörlerin Rolü ve İhtilaf Çözümüne Yönelik Uluslararası Mekanizmalar' konuluydu.
'Kürt Kemalizmi'
Oturumun başkanlığını Prof. Baskın Oran yaptı. Oran, "Kürtlerin 'Bu ülkenin kurucu unsuruyuz' söylemini terk etmesi sevindirici. Bu söylem tam Kürt Kemalizmidir. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti, Kürtler azınlıktır" dedi.
Amerikan Tennessee Teknoloji Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Gunter ise şöyle konuştu:
"Atatürk yaşasaydı Kürt sorunu yaklaşımı farklı olurdu. Atatürk bugün var olsaydı aşırı milliyetçi bir tutumu olur muydu? Türkiye'nin geldiği nokta itibarıyla Atatürk toprak bütünlüğü içinde Kürtlerin taleplerine hak verirdi. Kürtler Atatürk'le bazı noktalarda fikir birliği içinde olurdu."
"Kürtler ya devlet kuracak ya da bölgedeki bir devleti kendi devleti olarak kabul ettikleri noktada bu mesele çözülür" diyen İstanbul Kültür Üniversitesi Öğretim Üyesi, gazeteci Cengiz Çandar da şu görüşleri dile getirdi: "Kürtler yeni dönemde iki şeye dikkat etmeli. Atacakları her
adımda Kuzey Irak'ta oluşmakta olan Kürt devletine zarar vermemeyi düşünmeleri gerekir. Bunun anlamı Türkiye'nin Kuzey Irak askeri müdahalesinin bir seçenek olmasını çıkaracak şekilde hareket etmeleridir. Yani şiddetten uzak duracak siyaset izlemeleridir. İkincisi Türkiye'nin AB sürecine destek vermeliler."
Çandar PKK'nın 2004'teki AB zirvesi öncesi yeniden silaha sarılmasının Türkiye'nin AB sürecine zarar verdiğini de belirtti:
"Demokratik konfederalizm savunuluyor. Bunun için şiddete gerek yok. Neden Kürtlerin hayatı zehir ediliyor ki. Başbakan Erdoğan'ın DTP'ye 'PKK'yı terör örgütü olarak ilan et' demesini doğru bulmuyorum. DTP'yi anlamlı kılan PKK'yla olan organik bağıdır. Bu bölgede PKK'ya oy verecek
olan taban DTP'ye oy veriyor. PKK ile organik bağı olmayan bir DTP'yi kim ne yapsın. "
Çandar, DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk'un "1 Ekim'de Meclis kapılarını barışa mı, kaosa mı açacak?" sözlerini de eleştirdi:
"Kürtlerin ilk sınavı yeni anayasa çalışmalarıdır. Kürt siyasi aktörleri kendilerini şiddetten arındırdıkça çözümün parçası olacaktır. Bunun için de yeni siyasi dil üretilmelidirler. Kürtlerin yüreklerine taş basarak Kürt liderliğini üretmesi gerekir."
'Biz terör diyemeyiz'
Konferansın son oturumu olan 'Politik Temsil ve Demokratik Katılım' başlıklı oturumda konuşan DTP Grup başkanvekili Selahattin Demirtaş, "PKK'yı terör örgütü ilan edin" çağrısına "Sizin terör dediğinize biz terör demeyiz. Dersek sizleşiriz" diyerek yanıt verdi.
Demirtaş şunları kaydetti: "Siz 30 yıldır varsınız ve bu dili kullandığınız için bu sorunu çözemediniz. Biz sizleşemeyiz. Biz siyasetçiler daha başarılı, daha yürekli olsaydık bu insanlar ölmeyecekti. PKK 'Silahları nereye bırakayım, nasıl bırakayım' demiş. Teslim olmayacağını, pişman olmayacağını söylemiş bir örgüt, 'Silahı bırakmak istiyorum' demenin dışında ne yapabilir? Silahları bırakması için devlet mekanizalar üretsin.
Kürtler Ortadoğu'nun en ilerici hareketini yürütüyor şu anda.
Eğer bu kaleleri AKP'ye terk ettiklerinde nelerle karşılaşacaklarını da görecekler. 'Azınlık' lafı, meselenin kültürel yanını çözebilir
ama siyasal yanını çözemez. Kürtler azınlık tanımına itiraz ederler, çünkü Kürt sorunu siyasal bir problemdir, aynı zamanda hem merkezi devlet yönetimine ortak olmak istiyorlar hem de kendi kendilerini yönetmek istiyorlar."
Konferansın akşamki bölümünde ise diplomat Akın Öçer ile İspanya'dan Thomas Jeffrey Miley, Bask modelini anlattı.