Atatürk'ün gölgesinde bir hayat

Atatürk'ün gölgesinde bir hayat
Atatürk'ün gölgesinde bir hayat
Ülkü Adatepe'nin 79 yıllık ömrü 'Atatürkçüğüm' diye hitap ettiği manevi babasıyla geçirdiği 5.5 yılın izlerini yaşatarak geçti.
Haber: İPEK İZCİ - ipek.izci@radikal.com.tr / Arşivi

“Şefkat ve sevgi seli içindeydim Atatürk’le. Ona Atatürkçüğüm diye hitap ederdim. Onunla olunca kendimi sağlam bir kayaya yaslanmış hissederdim. Anne-baba sevgisinin ötesinde olduğunu da itiraf etmeliyim”.

İki gün önce, Ankara'dan İstanbul'a dönerken Akyazı yakınlarında meydana gelen trafik kazasında vefat eden Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe için çocukluğunun kısa bir özeti aslında bu sözler…



Ülkü Adatepe’nin az bilinen hikâyesi, 24 Ocak 1933’te Ankara’da başlıyor. Annesi, Vasfiye Çukurluoğlu, Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım ile büyümüş... Zübeyde Hanım öldükten sonra Atatürk, Vasfiye Çukurluoğlu’nu yanına aldırıyor, Fransızca öğretmeni ve gar şefi Tahsin Çukurluoğlu ile evlendiriyor. Bir süre sonra Vasfiye Çukurluoğlu’nun hamile olduğunu duyulunca Atatürk bir haber gönderip, “Kız ya da erkek, annemin yadigârının ismi mutlaka Ülkü olsun” diyor. İlk kez 40 günlükken kucağına alıp sevdiği Ülkü’yü Atatürk, daha sonra dokuz aylıkken Atatürk Orman Çiftliği’nde görüyor; “Bu çocuktan daha da ayrılmam” diyerek vefatına kadar yanından ayırmıyor. Gezilere, seyahatlere, her yere birlikte gidiliyor; Ülkü, manevi babasına o kadar bağlanıyor ki yanından ayırmak istediklerinde ağlama krizlerine giriyor. Uzun yıllar ünlü Türk alfabesi kapağında Atatürk’ü Ülkü’ye harfleri öğretirken gösteren İhap Hulusi tarafından yapılmış resimleri yer almıştı... Bu, birlikte geçirdikleri ‘o an’lardan sadece biriydi.

Altı buçuk yaşına geldiğinde Ülkü Adatepe için hayat, ‘Annem, babam, arkadaşım, kısacası her şeyimdi’ dediği Atatürk’ün ölümüyle başkalaşıyor; kendi deyimiyle annesinin, babasının dolduramayacağı bir boşluğun içine düşüyor. Ailesi tarafından Atatürk’ün istediği gibi bir eğitim alması için Üsküdar Amerikan Lisesi’ne gönderiliyor. Ancak kimse onu ‘o boşluktan’ çıkaramıyor. Şöyle anlatıyor Adatepe: “Onu kaybettikten sonra kendimi çok yalnız hissettim. Artık o güven ve sevgi duygusu yoktu hayatımda. İsmet Paşa da dahil olmak üzere hiç kimse ilgilenmedi benimle. Unutuldum uzun bir süre. Bu yüzden de liseyi bitirmeden evlendim Fethi Doğançay’la. Bu bakımdan zor bir hayatım oldu, Ata’nın eğitim bakımından beklediklerini gerçekleştiremedim. Kendime geldiğimde, Ata’yı onu anlatmayı kendime misyon olarak üstlendim”.

Ülkü Adetepe’ye, söyleşilerde ve katıldığı programlarda kendi hayatından ziyade Atatürk’le geçirdiği günler soruluyor. Konuya istinaden bir anısını şöyle paylaşıyor: “Bir gün hastalanmışım. Hastalığım bulaşıcı olduğu için yanıma yaklaşmaması konusunda Atatürk’e uyarıda bulunmuşlar, kendisi ‘Siz ne diyorsunuz, bu çocuğa bir şey olursa ben yaşayamam’ demiş. Bu kadar kıymet verdiği bir çocukmuşum. Ben de, 4- 5 yaşımda, çimenlere oturduğunu gördüğümde Atatürkçüm kalk hasta olacaksın diyecek kadar kendisine düşkündüm. Aramızda çok büyük bir bağ vardı”.


Amacımız Atatürk"ü unutturmamak

Ülkü Adatepe, Sabiha Gökçen’in amcasının oğlu olan Üsteğmen Fethi Doğançay’dan ayrıldıktan sonra ikinci evliliğini yağ tüccarı Yeşua Bensusen’le yapıyor. O dönem bir Museviyle evlilik yapması epey tartışılıyor. Üçüncü ve son evliliğini ise işadamı Emin Öke Adatepe’yle yaparak eşinin soyadını kullanmaya başlıyor. Varsa şayet bir mesleği, biz bilmiyoruz; ev kadını olduğu söyleniyor... Yine bir söyleşide, küçükken balerin olmak istediğini söylüyor, en büyük hayali hiç değişmiyor: ‘Atatürk’ü tekrar görmek’. Aile yaşantısına dair pek bir ipucu yok; bildiğimiz, ilk evliliğinden iki oğlu olduğu: Ali ve Ahmet Doğançay. Ahmet Doğançay, Amerika’da önleyici tıp hizmeti eğitimi alıyor. Ülkü Adatepe, bu kadar bilinmez kalarak sanki sadece ‘Atatürk’ün manevi kızı’ olarak kalmak istemiş izlenimi veriyor. 2001’de ‘Ülkülerimizi Yaşatma Derneği’ni (Ülkü-Der) kuruyor. Derneğin amacını ‘Amacımız ülkemiz çocuklarına burs vererek onların okumalarını sağlamak. Atatürk ilkelerini ve Atatürk’ü unutturmamak’ şeklinde özetliyor. Söyleşilerde en çok “Atatürk yaşasaydı ne olurdu, ne yapardı?” sorusuyla karşılaşan Adatepe, bu soruya hemen hemen aynı yanıtı veriyor: “Atatürk şimdi olsaydı böyle olmazdı. Ata’nın 15 yılda yaptıklarını yıllardır yapamadılar.”

Ülkü Adatepe’nin malum kazadan önce gündeme gelişi ise, yaklaşık altı yıl önce Cumhuriyet Halk Partisi tarafından kendisine verilen maaşın yetersiz olduğunu söylemesi üzerine oluyor. 5 bin liralık maaşının gözden geçirilmesini isteyen Adatepe, kendisine araba tahsis edilmesi talebinde bulunuyor, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a konu hakkında bir mektup yazıp yardımını istiyor. Erdoğan, 31 Ocak 2006’da partisinin grup toplantısında CHP’nin Atatürk’ün vasiyetini yerine getirmediğini söyleyerek, ‘evlatlık’ diye bahsettiği Adatepe’nin mektubuna şöyle değiniyor: “Ülkü Adatepe bize mektup yazdı. Niye biliyor musunuz? CHP’den aldığı olumsuz cevap nedeniyle... Bu, Atatürk’ün vasiyetinin nasıl yerine getirildiğinin belgesidir”. Adatepe, daha sonra mektubu doğruluyor, “Yabancı misyonlardaki davetlere giriş çıkışta, kötü hava koşullarında bizi vasıta aramaktan kurtaracak ve sağ salim eve ulaştıracak bir otomobil ve koruma görevlisi istemiştim. Atatürk ilkelerini anlattığım için tehdit alıyorum. Atatürk’ün kızı bir kör kurşuna hedef olsa, sorumluluğunu kim taşıyacak?” diyor…

Bütün bunları geride bırakıp, bugün kendisini sonsuzluğa uğurlarken, hakkında pek az şey bildiğimiz Adatepe’yi şu sözlerle anmalıyız belki de biz: “Atatürk’ü hiçbir zaman ders olarak okumamak gerektiğine inanıyorum ben. Onu kalbinizle, ruhunuzla anlamalısınız”… 

Adatepe bugün toprağa verilecek
Atatürk’ün manevi kızı Ülkü Adatepe, bugün İstanbul Teşvikiye Camii’nde kılınacak cenaze namazının ardından toprağa verilecek. Ülkü-Der Genel Sekreteri Murat Erdoğan “Cenaze işlemlerini Şişli Belediyesi üstlendi” dedi. 79 yaşındaki Adatepe’nin otomobili önceki gün kırık tedavisi gördüğü Ankara’dan İstanbul’a dönerken Sakarya Akyazı yakınlarında bariyerlere çarptı. Kazada emniyet kemeri takılı olmayan Ülkü Adatepe öldü. Eşi Emin Öke Adatepe ile otomobil şoförü ağır yaralandı.