Atatürk'ün sivil dünyası

Atatürk'ün sivil dünyası
Atatürk'ün sivil dünyası
Atatürk'ün imajı ne üniformalı lider tipolojisiyle ne de geleneksel Osmanlı paşasıyla uyum içindedir. Sivil giyim tercihini belirleyen şeylerden biri, onun barışçıl dış politikasıydı.
Haber: Demo Ahmet Aslan* / Arşivi

Atatürk ’ün tarih sahnesine çıktığı iki dünya savaşı arası, 20. yüzyılın en ‘karanlık’ ara dönemlerinden biriydi. 1930’larda Almanya’dan Yunanistan’a kadar Avrupa’ya, çeşitli tiplerde faşizmler ve faşizan rejimler hâkimdi. Bugün birçoğumuz, İtalya’da Mussolini’yi ya da Almanya’da Hitler’i biliriz de Yunanistan’da Metaksas’ın da geçit törenlerinde faşist selamıyla karşılandığını pek bilmeyiz.
Faşizm, modanın yenilikçi ve değişken ruhuna güven duymuyordu. Bu yüzden içeride ‘istikrarı’, dışarıda ise ‘kavgayı’ temsil eden üniformaya yönelmişti. Mussolini ya da Hitler gibi üniformalı liderler sadece faşist rejimlere özgü ‘klişe’ tipler değildi. Aslına bakılırsa, imaj bakımından Yugoslavya Kralı I. Aleksandar ya da Bulgaristan Çarı III. Boris gibi kraliyet diktatörlerinin, halkın karşısına üniformayla çıkan İran’ın askeri monarkı Rıza Şah Pehlevi’den pek farklı yanları yoktu.
Atatürk’e gelince ise o, Trablusgarp’tan Kurtuluş Savaşı’na kadar, kariyerini savaş cephelerinde yapmış başarılı bir kurmay subaydı. Çağdaşlarının çoğunun aksine profesyonel bir askerdi. Özellikle ‘başkomutan’ sıfatıyla Kurtuluş Savaşı’nda oynadığı rol, ona ‘mareşal’ ve ‘gazi’ unvanlarını kazandırmakla kalmamış, yeni Türkiye ’nin ‘kurucu baba’sı olma fırsatını da sağlamıştı. Meşruiyetini askeri mitolojiden alan bir ‘halaskâr gazi paşa’nın, böyle bir atmosferde üniforma giymesi kadar doğal ne olabilirdi?! Hele Osmanlı’dan arta kalan bir toplumun üniformaya düşkün, militer eğilimleri de göz önüne alınırsa!..
Atatürk, üniformalı bir cumhurbaşkanı olmadı. Mareşal üniformasını 1926’da Ankara’daki askeri tatbikatı idare ederken, bir de ‘Foto Ferit İbrahim’e poz vermek için iki ya da en çok üç defa giymiştir. Askeri elbise ve teçhizatını arkadaşlarına hatıra olarak dağıtmış; milli bayramların geçit törenlerini hep frak ve silindir şapkayla izlemiş; faşist liderlerinki gibi özel bir selamlaşma biçimi de geliştirmemişti. İstiklal Madalyası’nın dışındaki nişan ve madalyalarını da aksesuvar olarak kullanmamıştır. II. Dünya Savaşı’nın eli kulağında olduğu bir sırada, Trakya ve Ege’de yapılan askeri tatbikatlarda bile üzerinde üniforma yoktu. Üstelik de cumhurbaşkanı olarak başkomutan sıfatını taşıdığı halde... Soyadı Kanunu’ndan sonra ‘gazi’ unvanını bırakıp, imzasını ona paternal bir hava veren ‘K. Atatürk’ şeklinde atmıştı.
Atatürk’ün inşa ettiği görsel imaj, ne iki savaş arasının üniformalı lider tipolojisiyle ne de geleneksel Osmanlı/Türk askeri paşasıyla uyum içindedir. Sivil giyim-kuşam tercihini belirleyen şeylerden biri, şüphesiz ki onun barışçıl dış politikasıydı. Ülkesinin kıt mali kaynaklarını ulusal kalkınmaya hasretmişti. Öyle ki bu uğurda ordunun modernizasyonunu ihmal ettiği bile söylenecekti.

İlk bıyıksız devlet başkanı

Cumhuriyet öncesi harp edebiyatının ‘paşa’ arketipiyle uyum içinde olmayan, Atatürk’ün sadece sivil kıyafetleri değildi. Kendisi, Osmanlı/Türkiye tarihinin ‘bıyıksız’ ilk devlet başkanıydı aynı zamanda.
Bıyığın, geleneğin erkeklik sembolü olarak görüldüğü köylü bir toplumdan, bıyıksız halde karizmatik otoritesine onay beklemesi, büyük özgüven isteyen bir şeydi. Yakın bir zamana kadar, vezir ve paşa gibi yüksek rütbedeki Osmanlı zevatının, sakalını törenle bıraktığını unutmamak lazım.
Nitekim o da Kurtuluş Savaşı’nın kahramanıyken, dinin ve geleneğin etkisi altındaki Anadolu toplumunca ya ‘palabıyıklı bir cengâver’ ya da ‘aksakallı bir dede’ olarak düşlenmişti. Fakat iktidarını pekiştirdikten sonra, Batı’da yeniden şekillenen erkek imajının Türkiye’de öncüsü olmayı deneyecekti. Onun nazarında bıyığın, Doğulu ya da geleneksel erkek tipini temsil ettiği söylenebilir. Amerika’da 40 yaşın altında bıyıklı erkek görmek, neredeyse bir istisnaydı artık. Dönemin moda ikonu olan Galler Prensi’nin, Birleşik Krallık tahtına VIII. Edward olarak çıktığında, babasınınki gibi yüzünde ne sakalı ne de bıyığı vardı.
Atatürk, yerleşik ‘kahraman paşa’ ya da devlet başkanı (padişah) imajını yıkan, daha sivil ve ‘monden’ bir kamusal imaja sahipti. Resmi mekânlarda kadınlarla vals yapıyor, denizde mayosuyla halkın arasına karışıyordu. Bütün bunlar, Türkiye’nin resmi kültürü için birer ilktir.
Sofya’da ataşemiliterken Bulgar sosyetesince birinci sınıf ‘valsör’ olarak tanınmıştı; cumhuriyet döneminde katıldığı resmi baloların açılış dansını genellikle o yapıyordu. Seküler-burjuva yaşam tarzını kovalayan bu devrimci lider, mareşal rütbesinde bir askeri kahraman olmasına rağmen, tutuculuğu ve katılığı imleyen üniformanın değil, sürekli yenilenen modanın taşıyıcısı olmuştur.
21. yüzyılda onunla simgesel bir ilişki kurulabiliyor olmasının sebeplerinden biri de bu olsa gerektir.
*(Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü)

‘Onun hedefleri doğrultusunda ileri bakıyoruz’


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Atatürk’ün vefatının 75. yılı dolayısıyla mesaj yayımladı. Gül, “Ülke ve millet olarak, Atatürk’ün gösterdiği hedefler doğrultusunda daima ileriye bakıyoruz. Memnuniyetle ifade etmeliyim ki, Türkiye dünyada sözü dinlenen, dostluğu aranan ve uluslararası sorunların çözümünde aktif rol üstlenen bir ülke konumundadır” değerlendirmesinde bulunurken, “Türkiye’yi dünyanın en güçlü ülkeleri arasına sokmak için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Atatürk’e ve bizlere cennet vatanı miras bırakan atalarımıza karşı bu en büyük sorumluluğumuzdur” dedi.

İstanbul’da mevlit, İzmir’de yürüyüş...


Atatürk, ölümünün 75. yıldönümünde pek çok kentte gerçekleşecek etkinliklerle anılıyor. İstanbul’da Dolmabahçe’de bir araya gelecek topluluklar, saat 09.05’te Atatürk’ü anacak.
Müftü kökenli CHP İstanbul Milletvekili İhsan Özkes ise Atatürk, silah arkadaşları ve şehitler için mevlit okutacak. Eminönü Yeni Cami’de okutulacak mevlide programının uygun olması halinde CHP lideri Kemal Kılıçda-roğlu da katılacak. Ankara’da Tandoğan’da da bir anma etkinliği gerçekleşecek.
Dün akşam Atatürk görselinin, su perdesiyle tüm şehre yansıtıldığı İzmir’de ise halk, bugün Atatürk için yürüyecek. Saat 14.00’te Alsancak’ta başlayacak yürüyüş, Cumhuriyet Meydanı’nda sona erecek.