Atıkta tavuk-yumurta hesabı

Bireylerin çevre duyarlılığı, devleti hatta özel sektörü solladı. Çevre Bakanlığı, 'Vatandaş atığını ayrıştırmak istiyor, tesis yok' diyor. Rüzgâr türbinlerinin önündeki engelse özel sektörün türbin yetiştirememesi!
Çevre Bakanlığı Çevre Yönetimi...

ANKARA - Bireylerin çevre duyarlılığı, devleti hatta özel sektörü solladı. Çevre Bakanlığı, 'Vatandaş atığını ayrıştırmak istiyor, tesis yok' diyor. Rüzgâr türbinlerinin önündeki engelse özel sektörün türbin yetiştirememesi!
Çevre Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Aydın Yıldırım'a göre Türkiye'nin AB'yi yakalaması için, geri dönüşen-dönüşmeyen bütün atıkların bir arada yığıldığı çöplüklerden kurtulması (ki bunlardan
3 bin 225 adet var); bunların yerine 200 adet düzenli katı atık deposu oluşturması gerekiyor.
Ancak halihazırda bu depolardan sadece 19 adet var. 27 adet tesis inşaat, 13'ü uygulama projesi aşamasında, altı tesis ÇED onayı, 13 tesis yer tahsisi, üç tanesi de yer seçilmesini bekliyor.
Yapılmayı bekleyen 62 depolama tesisinin her biri çevresinde 70 kilometre çapındaki alandan çıkan çöpleri AB standartlarına uygun biçimde depolayan entegre tesisler olacak. Ama bu depolar hemen yarın yapılıp bitse bile Türkiye'nin sadece 81 düzenli atık deposu olacak. Yani hâlâ 119 tesise ihtiyaç duyulacak.
Oysa Türkiye'nin çöp sorununa derin bir neşter vurabilecek finansman kaynağı da bizzat çöp dağlarının altında, ilgi bekliyor!
Türkiye'de kişi başına günde 1.3 kilogram atık, yılda toplam 32 milyon ton atık üretiliyor. Bunun 4 milyon tonu geri dönüştürülebilir nitelikte. Geri dönüşebilen atıkların yarısı (yüzde 45.5) kâğıt ve karton. Gerisi metal (yüzde 8.6), cam (yüzde 18.5), plastik (yüzde 19.5), lastik (yüzde 3.5) ve tekstil (yüzde 5).
'Sen ayır, biz karıştıralım'
Vatandaşların evsel atıkları ayrıştırmaya oldukça istekli olduğunu belirten Çevre Bakanlığı yetkilisi Yıldırım, "Ancak pek çok yerleşim alanında, ayrı toplama sistemi yok. Olan yerlerde de vatandaşlar, ayrı topladıkları çöplerin, aynı kamyona atıldığını gördüklerinde, moral bozukluğu yaşıyorlar" diyor. Dönüşebilir-dönüşemez tüm atıkların bulamaç halinde toplanıp eski tarz çöplüklere fırlatılması, geri dönüştürülebilen miktarı da azaltıyor. Yıldırım'ın verdiği bilgiye göre, Türkiye tüm atığını dönüştürebilse, bunun geliriyle atık toplama ve bertarafı işini finanse edebilecek. Çevre konusu 'lüks' olmaktan çıkacak. Yani bu bir tür tavuk- yumurta meselesi ama şu anda ortada ne tavuk ne de yumurta sadece bol bol atık var.
Kızartma yağı biyodizel oldu
Atıkların geri dönüşümüyle ilgili ilk ilgi çekici kıpırdanış kızartma yağlarıyla ilgili oldu. Türk mutfağının vazgeçilmezi olan kızartma yağları, sadece kolesterol değil aynı zamanda denizin de düşmanı. Doğrudan
kanalizasyona dökülen bu yağlar önce kanalizsyon sistemini tahrip ediyor, denize karıştıklarındaysa buradaki canlı yaşamını bitiriyor.
Türkiye'de yılda 300 bin ton bitkisel yağ tüketiliyor. Bunun 125 ile 150 bin tonu atık hale geliyor. Bu yağ, biyodizel yapımında kullanılır nitelikte bir yağ. Çevre Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Aydın Yıldırım geçen yıl 1800 ton kullanılmış kızartmalık yağ topladıklarını, rafinerilerden çıkanlarla birlikte bu rakamın 74 bin tona ulaştığını söyledi. Toplanan atık yağlar biyodizel haline getirildi.
Evdeki yağlar da toplanacak
Şimdilik otel, restoran, fast food zinciri gibi yerlerden atık kızartma yağı topladıklarını belirten Yıldırım, "2008'deki hedefimiz, konutlardaki atık bitkisel yağları da belediyeler eliyle toplamak. Bunda da işyerlerindeki başarıyı elde edersek, Türkiye'nin kentsel altyapısını daha uzun ömürlü hale getiririz" dedi.
(aa, Radikal)