Atları da affederler...

Trilyonlarca liralık müşterek bahsin yanında 'at yarışları' denince, yaklaşık 30 bin kişinin dolaysız, yani doğrudan istihdam edildiği dev bir sektör söz konusu.
Haber: HAKAN GÜLSEVEN / Arşivi

İSTANBUL - Trilyonlarca liralık müşterek bahsin yanında 'at yarışları' denince, yaklaşık 30 bin kişinin dolaysız, yani doğrudan istihdam edildiği dev bir sektör söz konusu. Buna atların yem ihtiyacını, gazete ve bültenlerdeki 'tahmincilik' müesseselerini de ekleyin.
Son günlerde atçılık camiasının baş konusu 'at affı'. Yani 'At Yarışları Hakkında Kanun'. Söz konusu kanun, doping nedeniyle ceza alan at, seyis ve antrenörlere getirdiği bir seferlik afla kamuoyunda öne çıktı.
Köşkten döndü ama
Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, TBMM'de kabul edilen kanunu Meclis'e geri gönderirken, 'af' içeren kanuni düzenlemelerin milletvekillerinin beşte üç çoğunluğuyla alınması gerektiğini hatırlattı. Ama kanun Meclis'ten ikinci kez 'aynen' ve Sezer'in çekincesini giderecek sayıda oy oranıyla geçti.
Bunun anlamı, Dubai yarışlarında Türkiye'yi temsil eden Grand Ekinoks da dahil pek çok at için af kapıda. İngiliz atı Grand Ekinoks, dünyanın en önemli yarışlarından Dubai Sheema Classic'te Türkiye'ye ilk kez derece getiren at oldu. Bu yarışı kazanan atlar en az 5 milyon dolara damızlık aygır oluyor.
"Doping cezası gerekçesiyle bugün pek çok at yarışlara katılamıyor. Antrenörlerimiz, seyislerimiz çalışamıyor. 13-15 senedir diskalifiye olmuş insanlar var. Böyle bir af gerekliydi" diyen Türkiye Yarış Atı Sahipleri ve Yetiştiricileri Derneği Başkanı ve Türkiye Jokey Kulübü Yönetim Kurulu üyesi Bahadır Gödek, sorularımızı yanıtladı.
Türkiye'de doping sistemi nasıl işliyor, açıklar mısınız?
Bizim yarış tüzüğüne göre, yarıştan yedi gün öncesinden itibaren, atlara doğal olmayan hiçbir şey verilemiyor. Ancak diyelim ki yemde ya da suda toksik madde var, at ateşleniyor, penisilin vuruluyor.
Penisilinde 'prokein' diye bir madde var, 30-40 gün hayvanın vücudunda kalabiliyor. Kortizonda bu süre 60 güne çıkabiliyor.
Eyerdeki mantar, ahırlardaki böceklerle mücadele etmek için kullanılan ilaçlar var. At terleyince gözeneklerden vücuda sızan kimyasallar oluyor. Bütün bunlar testlerde çıkabiliyor ve ceza geliyor. Halbuki saydığım bu maddelerin atı hızlandırıcı ya da yavaşlatıcı etkisi yok.
Peki atı hızlandırıcı maddeler yok mu?
Var tabii. Mesela kafein böyle bir madde. İnsanlar bu işe para yatırıyor, bu tür maddelerin kullanılması halinde en sert cezalar getirilsin. Ama tamamen tedavi amacıyla kullanılan maddelerle bu tür maddeler aynı muameleyi görüyor. Dikkatini çektiğimiz sorun bu.
Aslında sadece af getiren bir kanun yeterli değil, doping yönetmelikleri de yeniden düzenlenmeli. Şimdi, at starta girerken debelenip bir yeri kanasa, kan durdurucu madde kullanamazsın, testte çıkar.
Bu uygulamalar doğru değil. ABD'de, Avrupa'da nasıl uygulamalar varsa, bizde de aynısı olması lazım. Sonra, Türkiye'de koşar durumda 2 bin 800 yarış atı var. Bunların 2 bin 800 seyisi var ama içlerinde ilkokul mezunu olan bile az. Bu arkadaşları yeni düzenlemelerle ilgili eğitime tabi tutmak gerekiyor.
Türkiye'de yarış atı yetiştiriciliği nasıl gidiyor?
Bu konuda özellikle son dönemde epey aşama kat ettik. Ama çok daha iyi olabilir. Mesela bugün, dünyanın her tarafına at satar hale gelebiliriz. Zaten Arap atı konusunda çok önemli bir yerimiz var.
İngiliz atlarını da iyi selekte edebilirsek, at yetiştiriciliğinde Avustralya'nın başardığını biz de başarabiliriz. Avustralya, kaliteli gebe kısraklar ithal ederek ülkedeki at kalitesini artırdı. Bugün dünyaya at satıyor. Bizim dünya çapında aygırlarımız var. Bu aygırlara uygun kısraklarla çok büyük mesafe almamız mümkün. Biz de başarabiliriz.
Sizce uluslararası at yetiştiriciliği sektöründe söz sahibi olması için Türkiye'nin ne yapması, nasıl davranması gerekiyor?
At yarışlarında oynanan bahislerden sadece Türk Tanıtma Fonu' na trilyonlarca lira gitti. Dünyaya at satar hale gelirsek, fona çok daha fazlasını aktaracağız. Veterinerlerimizden yetiştiricilerimize ve antrenörlerimize kadar herkes dünyaya açılmalı. Tarım Bakanlığı bu konuda öncü ve destekleyici olmalı.
Ayrıca, dünyanın hiçbir ülkesinde at yarışlarından bu kadar kesinti yapılmıyor. Zaman zaman at yarışlarını piyangoyla, lotoyla karşılaştırıyorlar. Bu doğru olmaz, çünkü bir atın aylık nal, talaş, ot, yulaf, arpa, seyis gibi giderleri 1.5 milyar lira tutuyor. Bu iş matbaada kupon basmak gibi bir iş değil.



Dört atımız Dubai'de
Yasin Ekinci'nin sahibi olduğu İngiliz atı Grand Ekinoks, dünyanın en önemli yarışları arasında gösterilen Dubai Sheema Classic'te geçen yıl Türkiye'ye ilk kez derece getiren at oldu. Ekinoks'un beşinci olduğu bu yarışta 17 at koştu ve en ucuzu taylığında 800 bin dolara satılmıştı. O yarışı kazanan bir at, en az 5 milyon dolara damızlık aygır olarak alıcı bulabiliyor. Barnato'nun yavrusu Grand Ekinoks'un Yasin Ekinci tarafından sadece 20 bin dolara satın alındığını eklersek, durumun ciddiyeti de anlaşılabilir. Kazandığı bir yarış sonrası kanında yabancı madde çıktığı için ceza verilen Ekinoks, af yasasıyla Dubai'deki yarışlara bu yıl katılabilecek.
Bu yıl Dubai'deki yarışlarda Türkiye'yi temsil eden diğer bir safkan ise Aziz Yıldırım'ın Dinyeper adlı İngiliz atı. Dubai'de 1800 metrelik ilk kum pist yarışında dördüncü olan Dinyeper'in, 6 milyon dolar ikramiyeli 2 bin metre kum pist yarışına katılması hedefleniyor.
Türkiye'de yetiştirilen iki safkan Arap atının da Dubai'deki yarışlara kaydı yapıldı. Dikencik ekürisine ait Dragon ve Talya isimli safkanlar, Dubai Enternasyonal Yarış Karnavalı'nın son günü yapılacak Dubai Kahayla Classic'te yarışacak.