scorecardresearch.com

Avcı: Devlet içinde cemaat örgütü var!

Avcı: Devlet içinde cemaat örgütü var!
Susurluk olaylarında devletin içindeki çeteleri açıklayan Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, 14 yıl sonra yazdığı kitapla gündemi değiştirdi. İçişleri Bakanlığı, Eskişehir Emniyet Müdürü Hanefi Avcı hakkında inceleme başlattı. Bakanlık, Avcı'nın iddialarına ilişkin iki mülkiye, bir polis başmüfettişini görevlendirdi. Hanefi Avcı "Soruşturma açılabilir, bekliyordum" dedi. Hanefi Avcı, kitapta yazdıklarının çoğunun birebir yaşadığını ve belgelere dayandığını söyledi. Avcı, "Hesap veremeyeceğim bir şey yok. Belge olmadan söylediğim bir şey de yok. Hepsi belgeli, yaşanmış olaylar. Kitabın yayımlanmasından sonra başıma değişik şeylerin gelebileceğini de tahmin edebiliyorum" diye konuştu.


Avcı, “Haliç’te yaşayan Simonlar; Dün Devlet Bugün Cemaat” adlı kitabında, Ergenekon ve Balyoz davalarını, polis teşkilatının içindeki Gülen cemaatinin nasıl örgütlendiğini, CHP eski lideri Deniz Baykal’ın istifasına yol açan kasedi, generalleri istifaya zorlayan telefon konuşması kayıtlarını ve Türkiye ’yi derinden sarsan daha pek çok olayı sorguluyor. Avcı'nın kitabından bazı bölümler şöyle:  

Danıştay saldırısı
"Ergenekon davasında ortaya konan iki konu çok kesin ve net olarak yanlış ve mantıksızdır: PKK , Dev-Sol, Hizbullah gibi örgütleri Ergenekon’un yönettiği iddiası yanlıştır. Böyle bir şeyin gerçek olamayacağını aklı ve mantığı olan herkese ben iki kere iki dört eder kesinliğinde ispatlayabilirim. Danıştay 2. Dairesi’ne yapılan saldırı, Hrant Dink’in öldürülmesi, Malatya’daki Zirve Yayınevi katliamı gibi olayların görünen bugünkü faillerinden başka Ergenekon veya benzeri gruplar tarafından yapılmış olacağına mevcut deliller ve olayların oluş biçimine bakarak kimse beni ve makul birini ikna edemez. Bu iddialar zorlamadır.

Ergenekon davası
Ergenekon örgütünün varlığı konusunda yazılı belge, doküman, örgütsel faaliyet sayılabilecek bazı ilişkiler varsa da eylemleri konusunda hiçbir ciddi emare yoktur. Geçmişte Türkiye’de meydana gelen pek çok olayın (Malatya’daki Zirve Yayınevi Katliamı, Rahip Santoro Cinayeti) Ergenekon örgütü tarafından gerçekleştirildiği iddia edilerek epey bir süredir uydurma tanık vs. aranmaya başlandığı net olarak görülüyor. Amacın olayları aydınlatmak değil, Ergenekon’la irtibatlandırmak olduğu açıkça ortadadır.

Garip polisler
Polis teşkilatı eskiden birbirini korur, kollar, birbiri aleyhine şahitlik yapmazdı. Her olayda delil ararız ama polisin karıştığı bir olayda daha ciddi, daha inandırıcı deliller bulmadan o polisi şüpheli yapmayız. Bu, zorlu görevlerde beraber çalışmanın verdiği dayanışma ve yakınlaşma duygularıdır. Oysa şimdi işler değişti. Bir grup polis kritik noktaları ele geçirmiş, diğerlerine suç isnadını da aşan resmen iftira atmaktan geri durmuyor. İşlenmiş bir suçu aydınlatmak gibi bir amaçları yok, tahkikat sırasında dinleme ve izleme yaparken temiz ve dürüst olduklarını bildikleri, birlikte çalıştıkları kişilere iftira ediyorlar. Şunu artık bilmeliyiz ki karşımızda arkadaşlarımız, meslektaşlarımız yok, bir ideolojiye, bir gruba bağlanmış, o grubun disiplinine tâbi olmuş örgüt mensupları var. Artık bunu kabullenmeliyiz.

İllegal ilişki
Olay bir örgütün, cemaatin devlet içerisindeki elemanları vasıtasıyla yürüttüğü örgütsel bir faaliyettir, karşımızdaki kişiler polis, hâkim ve savcı değil, örgütün / cemaatin elemanlarıdır. Devletin hukukunu değil, cemaatin talimatlarını yerine getirmektedirler. İstanbul, Ankara , Erzurum ve İzmir’deki bazı özel yetkili savcılar ile bu iller dışındaki bazı polis birimleri arasında illegal bir ilişkinin varlığı açıkça gözükmektedir. Özel yetkili savcılar tarafından bu iller dışında gözaltına alınan ya da aranan kişiler hakkında karar çıkarmadan önce kimlik, iş ve ev adresleri gibi bilgilere ihtiyaç vardır. Normalde bu bilgiler o illerin savcıları veya çok uygun olmasa da Emniyet Müdürlükleri üzerinden resmi yazışma yoluyla temin edilmesi gerekirken, bugüne kadar hiçbir yazışma yapılmamıştır. O halde bu bilgiler nasıl temin edilmiştir?

İhbar ediyorum
Kozmik odalarda birkaç gün süren aramalar yapıldı. Burada hangi şüphe ve delil vardı, hangi iddialar üzerine buralar arandı? Şimdi ben açıkça adres veriyorum, hukuksuz dinleme ve izlemeler var, bunları dilekçemde belirttim. İstihbarat Dairesi’nde cemaatin özel cihazları, elde ettikleri her türlü kanunsuz dinleme materyalleri mevcuttur, buralar neden aranmaz? Kozmik odanın aranmasında kimliği belli olmayan bir ihbarcı vardı, burada da ben açıkça ihbar ediyorum. Bulunacak yerleri de söylüyorum. İstanbul Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şubesi neden denetlenemez? İstihbarat Daire Başkanlığı’nda arama yapılsa, demirbaşa kayıtlı olmayan cemaatin kendine ait özel dinleme ve izleme aletleri bulunacağından hiç tereddüdüm yoktur.

Ne yapılmalı kılavuzu
Özel yetkili mahkemelerin tüm hâkim ve savcıları emsali hâkim ve savcılarla değiştirilmelidir, bu sağlanmadan cemaate muhalif olan hiç kimsenin özgürlüğü ve hayatı güvencede olamaz.

Cemaatler
Adalet Bakanlığı’nda cemaat taraftarı olduğu herkesçe bilinen Teftiş Kurulu Başkan Yardımcısı ve başta il savcılarını ve diğer savcı ve hâkimleri hiçbir hukuki şüpheye dayanmadan dinlettiren cemaat yanlısı müfettişler bu görevlerden uzaklaştırılmalıdır.

Dinlemeler
Tüm özel yetkili mahkeme hâkimlerinin verdiği önleme (istihbari) dinleme kararları, bu konudaki TİB kayıtları ve İstihbarat merkezlerinde (polis-jandarma ve MİT) yasal olarak bu konuda tutmak zorunda oldukları tutanaklar birbirini teyit edecek şekilde kontrole tâbi tutulduktan sonra haksız ve şantaj amaçlı dinlemelerin tespit edilmesi gerekir.

Ya başbakanken kasetle şantaj yapılsaydı
Baykal’ın gizli kamerayla çekilen görüntülerini içeren kaset olayını kim yaptı, niçin yaptı? Baykal bu ülkede muhtemel başbakan adaylarından biriydi, ülkenin ikinci büyük partisinin genel başkanı olarak konjonktürün değişimine göre her zaman başbakan olması ihtimal dahilindeydi. Bu video görüntüleri daha önce çekilmiş. Baykal başbakan olsaydı ve ülke için kritik bir karar arifesinde birileri çıkıp elimizde bu görüntüler var, eğer şöyle davranmazsanız bunları kamuoyuyla paylaşacağız deseydi acaba durum ne olurdu? Acaba kaç bakan, kaç genel müdür, kaç komutan veya onların eşleri ve çocukları hakkında da bu veya benzeri görüntüler mevcuttur? Bu olayın ilk benzeri Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel’e yönelik hazırlanmıştı, bugün bu olayı cemaatin yaptığından en ufak şüphem yok.

Bu kitabı neden yazdım?
Aslında herkes biliyor ama kimse dillendirmiyor. Son zamanlarda gündemi meşgul eden tüm iddiaları yayan cemaattir, onlardan bilgi alan da, onlar adına konuşan da cemaatin adamlarıdır. Tarafsız basın mensubu, devletin polisi, savcısı numarasını artık kimse yutmasın, bu işler Emniyet ya da hukuk adına yapılmıyor, cemaatin planı ve programı doğrultusunda cemaatin talimatı ile gerçekleştiriliyor.

Bu gidişle herkes silaha sarılacak
Türkiye’de adalet çürüyor, gerçi zaten çürümüştü ama bu defa yok ediliyor. Böyle giderse iş adaletten çıkacak ve insanlar silaha sarılacak. İnsanların hayatları, şerefleri ile bu kadar oynanırsa, onlara en yakışıksız isnatlarda bulunulursa, hayatta onurlarından başka kaybedecekleri olmayanlar, kendilerine atılan lekeyi temizlemek için her şeyi yaparlar. Bu duruma çok uzak değiliz artık." (Hürriyet)


http://www.radikal.com.tr/1014649101464982

YORUMLAR
(82 Yorum Yapıldı)
Tüm Yorumları Gör

2+2=4 - unicorn_xxxx

Zaten bu zincirleme bağlantıları hepimiz biliyorduk, halk ın yüzde 10 entelektüel zekaya sahip olunca diğer kısmı aldatmaca hikayeleri seve seve kabul edince gerçeği anlatmak bu halka epey zor bir olay, öyle bir halkımız varki göz le görse gene inanmıyor. Hamel in kavalcısı gibi Erdoğan kavalını çalıyor ve fareler tıpış tıpış bu adamın peşinden ayrılmıyor. Avcıya ve Ergenekon yüzünden haksız hapislerde çürüyenlere allah sabır versin, bir gün bu haksızlık yapanlarında allah inşallah belalarını verir.

adam yerleştirme. - omerhasan

Komplo teorisyeni değilim ama şunu görebiliyorum. Kilit biryerleri ele geçirirsen istediğin kişiyi istediğin noktaya getirebilirsin. Örnek mi? 120 de 120 yapmak herbabayiğidin harcı değildir. Hele de yaşını artık almış, 18indeki kıvrak zekaya sahip olmayanların. soruyu okuyup cevaplayıp hem de hatasız işaretlemek, bunu da kısa zaman içinde yapmak kolay değil. Artık atamalar şeffaf olacak, kimse şüphe duyamayacak şekilde iş yapmak istiyorsan, sınavı yaparsın, adamın tulum yapar, sen de onu alırsın, öğretmen mi yaparsın, kaymakam mı, nereyi istiyorsan oraya gönderirsin. Merkezi Sınavdan çıkmış ya, kimse de çıkıp birşey diyemez. Al sana komplonun babası.

Hanefi AVCI - şahin3247

Ben bir okuyucunuz olarak Sayın Hanefi Avcının yazdıklarının tamamen gerçek olduğuna inanıyorum.Devlet kurumlarının tarikatların özellikle Fethullah Gülen tarikatının kuşaatması altında olduğuna,Ergenekon tertibininde büyük ölçüde bu tarikatlar ve cemaatler tarafıondan planlandığı kanaatindeydim hep.Şimdi daha da eminim.Böyle yürekli insanların çıkabilmesi cesaret veriyor insana.Helal olsun diyorum.Gerçeklerden ödün vermeyen bir gazete olarak sizin de bu cesur insanın, yürekliinsanın arkasında duracağınıza inanıyorum.Yuvalarına çomak sokulanlar hemen rahatsız oldular.Yalanlamaya başladılar ama mızrak çuvala girmez oldu artık.Yakında görevden alırlar kitaplarını yasaklarlarsa hiç şaşmam .Bakalım daha bekleyip göreceğiz.

Objektiflik ilkesinden sapmalar - Muhterem Durmuş

Türkiyede iktidar el değiştiriyor.Ezberler bozuluyor.Dokunulmaz sanılanların en mahrem sırlarına dokunuluyor.Bu bağlamda yaşananlar bir tasfiyemidir yoksa yeni klikleşmelerin bir başlangıcımı?Gizli kapaklı örgütlerce Türkiyenin geçmiş tarihi şekillendirilmiş.Gelecekte de böylemi olacak yoksa karanlık devlet gün ışığına çıkarak medeni ülkelerdeki kurumlar gibi objektif kriterlere göremi çalışacak?Türkiyede kurumlar nasıl hizaya gelecek.Olması gereken yerlerine ve görevlerine? Bunu kim yapacak?Var olduğu söylenen çeteler korunacakmı? Yoksa ayıklanacakmı?Bunları kim ayıklayacak?Hanefi Avcı nın kitabından yapılan alıntılar geçmişin kliklerini inkar etmiyor.Bunların varlığını kabul ederken yerine bir başka gücün ikame edilmekte olduğu tehlikesine i şaret ediyor.Bu risk bertaraf edilemezmi?Edilebilir.Liyakat ve objrktif kriterlere sadık kalarak...

Hayret!!! - soner06

Nasıl bir toplum haline geldik. Kime inanacağımıza şaşırdık. İlla inanmak için ya Fetullah Gülen söyleyecek yada Tayyip Erdoğan söyleyecek. Böyle bir bağnazlık olurmu? İşte size uzman kişi konuşuyor. Adamla dalga geçer gibi tavır alıyoruz. Detayını ben bilemem ama bu ülkenin başına gelen her türlü belanın sahibi Fetullah gülenden başkası değil. İster inanın ister inanmayın yada gözlerinizi kapatın, Fetullah Gülen türkiye üzerinde oynanan tüm oyunlarda ABD ile işbirliği içindedir. Bugün ölse cenazesini ABD Türkiye'ye göndermiyecek. ABD'de ona bir türbe yapacak ve Kabe gibi müritlerinin ziyaretine açacak. Dolayısı ile ölüsündende kazanacak. Eğer öyle olmasa şimdi Fetullah Gülen ABD'den neden dönmüyor. Cüppeli Ahmet hoca "başka bir ülkede hür olmaktansa kendi ülkemde zindanda yaşarım" diyerek ülkesini seçti. Fetullah Gülen'in ABD'de ne beklediğini birisi bana izah etsin.

diyenlere atfen - genco940

derin devletten şikayet edenler, kuluçkadan civcic çıktı. bunun için hayır hıyar hayır

Vahim iddialardan öte - ilbeg

Tüm bunlar vahim iddia değil, tam aksine vahim gerçeklerdir. The Cemaat 35 yıldır yavaş yavaş, ağlaya sızlaya, kamufle ola ola, demokrasi, eğitim diye diye bizzat okuttuğu, yetiştirdiği insanları devletin bütün kurumlarına yerleştirdi. Sırf normal görünmek için içki içen, yabancılarla evlenen, kafa dengi takılan bir yığın The Cemaat elamanını sanırım pek çoğumuz görmüşüzdür. Dünyanın en geniş örgütlenmelerinden biri ve muaazam bir gönüllü para akışına sahip olan cemaat Afrika'dan Çin'e, Sibirya'ya, Amerikalardan, Birleşik Krallığa kadar, dünyanın pek çok yerinde kendi elamanlarını yetiştiriyor, ticarette, eğitimde, siyasette, askeriyede, poliste, yargıda, kültürel ve dini alanda... kullanıyor. Binlerce gönüllü nisbeten iyi denecek bir örgütlenme içerisinde çalışıyor. Bunlarda dindar deyip dememekte kararsızım. İnsanların dindar olması aslında hiç sorun değil, sorun dinin toptan kontol ve yönetmek için kullanılması. Türkiye'de gerçekleşen budur. Bazı süpergüçlerin örnek olsun diye teşvik ettiği, İslami ancak laikliğe de saygılı, uyumlu bir Türkiye İslam Cumhuriyeti onlar için sorun teşkil etmiyor. Ancak, bilmedikleri şey gücü gerçekten ele geçirdiklerinde hem kendilerine itaat etmeyecekleri hem de güzelim ülkemize despot bir yönetimi yerleştirecekleridir. Çoğunluğa rağmen bunu yapabilecek konuma hızla yaklaşıyorlar. Avcı'nın feryadı da gidişatın tamamen bu yöne kaydığının önemli göstergelerindendir. The Cemaat'in gazeteleri, çeşitli kurumlara yerleştirdikleri elamanları, çeşitli gazetelerdeki kalemleri ona karşı hemen harekete geçeceklerdir. Susturmaya, bastırmaya, dolaylı dolaysız tehditlere ama kamu önünde çoğunlukla görmezden gelip geçiştirmeye başlayacaklardır. Onları takip edin, kimler olduğunu göreceksiniz. Ben derim ki bu ülkeye gerçekten demokrasi gelecekse, bu 8 yıllık dönemde olanlar ve the cemaat de tıpkı Ergenekon gibi bir soruşturma geçirmeli, kim ne yapmışsa foyası ortaya çıkarılmalıdır, aksi takdirde ortak noktalarda buluşmanın imkanı yoktur. Bunun gerçekleşmesi için mevcut iktidarın gitmesi şarttır. Referandumdan başlayarak bu adım atılmalıdır. Aksi taktirde halkımızın ve ülkemizin geleceği gerçekten de iç açıcı görünmüyor.