@ismailsaymaz

Avukat: İşkence, Emniyet: Düşme

Son mağdur avukat

İstanbul'da polis kaynaklı şiddet haberleri artıyor. Son mağdur, ailesiyle çay bahçesinde oturan avukat Muammer Öz oldu: "Kimlik soran polislerle tartışınca dövüldüm, burnum kırıldı." Baro tepkili. Emniyet: "Polise mukavemet etti, düştü."
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi
İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Avukat Muammer Öz, iki polis tarafından Kadıköy Moda'da dövüldüğünü ve hakarete uğradığını söyleyerek şikâyetçi oldu. Öz, "Ağabeyime kimlik sordukları sırada cep telefonum çaldı. Ben
arayan kişiyle konuşurken 'Bizim yanımızdayken nasıl telefonla konuşursun' diyerek üzerime saldırdılar" dedi. Öz, iki polis hakkında suç duyurusunda bulunurken İstanbul Valisi Muammer Güler, Radikal'in, Basın Müşaviri Nazır Şentürk aracılığıyla ilettiği görüşme isteğini, "Bu konuyla ilgili soruşturma başlatıldı" yanıtıyla geri çevirdi. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'nden yapılan açıklamada da Öz'ün iddiası yalanlanarak çıkan arbedede polis memurlarının yaralandığı iddia edildi.
İstanbul Üniversitesi'nin avukatlarından Muammer Öz, sekiz ay önce İstanbul'a gelerek çalışmaya başlamıştı. 29 Temmuz pazar günü ağabeyi, ağabeyinin eşi ve amcasının çocuklarıyla Moda'ya gitti. Buradaki bir parkta oturdukları sırada üniformalı iki polis yanlarına geldi. Polislerden biri, Muammer Öz'ün ağabeyi İbrahim Öz'e, "Seni birine benzettim" dedi ve kimliğini göstermesini istedi.
Sarı sopa ve biber gazı
Öz bundan sonra yaşadıklarını şöyle anlattı: "Bu sırada telefonum çaldı. Polis, 'Benim yanımda nasıl telefonla konuşursun' diye bağırdı. Avukat olduğumu söyleyerek kimliğimi gösterdim. Üzerime saldırdılar. Akrabalarım beni kurtarmaya çalışıyordu. Polislerden biri arabadan sarı bir sopa alarak bana doğru savurdu. Yüzüme üç kez biber gazı sıktılar. Bütün yüzüm yandı. Defalarca vurdular. Daha sonra çevredeki ekipler de geldi. Onlar ağabeyim ve diğer akrabalarımı tuttular. Beni polis otosuna götürdüler. Ailemi başka ekip otolarıyla götürüyorlardı."
Dayağın burada devam ettiğini anlatan Öz şöyle devam etti: "Beni kelepçelediler. Sürekli vuruyorlardı. 'Biz 15 senedir polisiz. Bize bir şey olmaz. Biz senin gibi çok avukat s... Seni de s...' dediler. Kadıköy İskele Karakolu'na gittik. Karakolun kapısında dövmeye devam ettiler. Savcı geldi, ona da anlattım. Hastaneye sağlık kontrolüne getirildiğimde doktorun odasına polisler de geldi. Burnumun kırık olmasına karşın 'kırık yok' raporu verdiler. Beni savcılığın talimatıyla serbest bıraktılar."
Avukat Muzaffer Öz, karakoldan çıktıktan sonra vücudundaki darp izlerinin fotoğrafını çekti. Gözü morarmış, burnu kırılmıştı. Vücudunda morluklar vardı. Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi'nden rapor alarak bunu belgeledi ve polis memurları Bülent Okumuş ile Uğur Yıldırım hakkında suç duyurusunda bulundu.
Emniyet: Polisler yaralandı
İddiaları yalanlayan İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ne göre olay çok farklı gelişti.
Öz, polislere hakaret ve küfür etmiş, kaçarken düşmüş. Emniyet'in açıklamasında şöyle denildi: "Muzaffer Öz isimli şahıs, 'Polislerin böyle bir yetkisi yok' diyerek kimlik verilmesini engelledi. Görevlilerimiz kademeli olarak zor kullanarak şahısları etkisiz hale getirdi. Olay anında çıkan arbede sonucunda görevli iki polis memuru muhtelif yerlerinden yaralanmıştır."
İstanbul Barosu Başkanı Kazım Kolcuoğlu, Öz'ün yaptığı suç duyurusunun takipçisi olacaklarını söyledi. Kolcuoğlu şöyle konuştu: "Birkaç avukata daha kötü muamele yapıldığı bize ulaştı. Yasa değişikliği yapılacağı zaman, 'Bu değişiklik geriye gidiş, kötüye kullanılacak. Adli kontrolün dışında böyle yetkilerin verilmesi sakıncalı, demiştik. Nitekim şimdi yaşanmaya başladı. Avukatlara böyle yapılıyorsa vatandaşın halini düşünemiyorum."
Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok da "Polis sorumlulukla hareket etmeli.
Avukat da, güvenlik güçlerine belirli bir meşru zemin içinde ilgi göstermeli. Bunlar yapılıyor da polis dövüyorsa onun hemen doktora götürülmesi, psikolojisinden ötürü sorgulanması lazım" diye konuştu.
Türkiye İnsan Hakları Vakfı Başkanı Yavuz Önen de kanunun değişmesiyle polisin aşırı güç kullanımının arttığını belirtterek "Yapılan bir pervasızlık" dedi.
İddialar dur durak bilmiyor
İşkence ve kötü muamele iddiaları, 1 Haziran'da Polis Vazife ve Selahiyetleri Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle arttı. Bu tarihten sonra meydana gelen bazı olaylarsa şöyle: Özgür Hayat Gazetesi Yazıişleri Müdürü Serkan Tekpetek, 26 Temmuz'da Şişhane'de zorla sokulduğu polis aracında dövülüp Karaköy'de yola atıldığını belirtti. Ümraniye'de 14 Haziran'da hırsızlık iddiasıyla gözaltına alınan Mustafa Kükçe, üç karakol gezdirilip cezaevine konuldu. Kükçe, ertesi gün öldü. Transeksüel Öznur Dağ,
10 Haziran'da Tarlabaşı'nda yürürken bir kadının sivil giyimli iki kişi tarafından dövüldüğünü gördü. Buna müdahale eden 24 yaşındaki Dağ da dayak yedi. Polislerin gözaltına almak istediği saldırganlar, kimlik
gösterip 'Polisiz' dedi. 32 yaşındaki işadamı Sezai Yakar, 8 Haziran'da Cumhuriyet Caddesi üzerinde trafik polislerince durduruldu. Götürüldüğü Taksim Polis Merkezi'nde yumruk ve tekmelerle dövüldüğünü söyleyen Yakar'ın burnu ve eli kırıldı. Şaban Bakır, 6 Haziran'da İstiklal Caddesi'nde polis, bir kişiye biber gazı sıkarken arada kalınca kendisine de 3-4 kez sprey sıkılıp dövüldüğünü iddia etti. Travesti Ü.E, 21 Mayıs'ta Taksim Polis Merkezi'nde dövüldüğünü söyledi. İnsan Hakları Derneği'ne son altı ayda Taksim'de meydana gelen 22 işkence şikâyeti ulaştı.