Ayrımcılığa neşter

Köken, yaş fark etmez
CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Forumu'nda buluşan 453 kadının anlatımları kitap oldu. Özet: Etnik köken, yaş, eğitim fark etmeden, hepsi ayrımcılık mağduru...
Görüşler farklı
Kitapta çarpıcı öyküler yer alıyor. Hayat görüşleri birbiriyle uyuşmasa da forum temsilcilerinin ortak bir hedefi var: Kadının sadece kadın olduğu için ayrımcılığa tabi tutulmadığı, eşit ve özgür olduğu bir dünya!

ANKARA - "Etnik kökenimiz, inançlarımız, cinsel yönelimimiz ne olursa olsun, hangi eğitim, yaş ve medeni halde bulunursak bulunalım, sadece ve sadece kadın olduğumuz için ayrımcılık yaşadık, yaşıyoruz" diyen 453 kadının maruz kaldığı ayrımcılık bir kitapta toplandı. 18-20 Nisan 2003'te 81 ildeki kadın kuruluşlarının temsilcisi 453 kadın CEDAW (Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi) Sivil Toplum Forumu için Ankara'da bir araya gelmişti. Forumda, altında Türkiye'nin de imzası bulunan CEDAW'ın Türkiye'deki uygulamaları tartışıldı. Farklı bölgelerden farklı hayat görüşüne sahip kadınların anlattıkları kitap haline getirildi.
Kitaptaki ifadeye göre farklı bölgelerden gelen farklı hayat görüşüne sahip 453 kadının tek hedefi var: Kadının eşit ve özgür olduğu bir dünya istiyoruz! Maruz kaldıkları ayrımcılıklar kişiden kişiye farklılık göstermesine rağmen tüm kadınlar için geçerli olan bir gerçek bulunuyor: Bölge, köken, eğitim, yaş ve meslek ayrımı yapılmaksızın tüm kadınlar sadece kadın oldukları için ayrımcılığa maruz kalıyor. Sansürsüz olarak yayımlanan kitaptan bazı örnekler şöyle:
35 yaşında, yaşlı bir kadın!
Seval Tekin: Kadınlar okuma-yazma kurslarına kendiliğinden gelmiyor. Bizim semtte bir boyacı çocuğa, 'Annen okuma-yazma biliyor mu, gitsin, bak kursları var' dedim, 'Yok gitmiyor, yaşlı zaten ne gereği var' dedi. Dokuz yaşındaki çocuk bunu söylüyor, yaşlı dediği annesi de 35 yaşında.
Köy enstitülerinin farkı
Leziz Onaran: Aile, erkek çocuğunu köy enstitüsüne kayıt ettirmek için başvurmuş. Okuldan, 'Köyünüzden bir kız çocuk da getirirseniz oğlunuz kayıt olacak' diye yanıt gelmiş. Ayşe Baysal'ı yollamış babası. Düşünün Baysal, şimdi Hacettepe Üniversitesi'nde Türkiye çapında bir profesör.
Hatime Baş: Erkek mesleklerinden farklı olarak kadın meslekleri var. Mesela kadınlar öğretmenlik veya hemşireliğe yönlendiriliyor. Bilimsel alan diye bilinen alanlara beynimizin olmadığı varsayılarak yönlendirilmiyoruz, eğitimden geçirilmiyoruz.
Nazmiye Albayrak: Özelleştirme olduktan sonra çalışan kadın sayısı azaldı. Eskiden üretmek de işçilik de kazandırıyordu. Şimdi kadınlar çok kötü durumda.
Üniversite mezunu ama...
Gaye Cön: Çıkardığımız 'Kadın Dayanışma Gazetesi'ni dağıtan arkadaşımıza bir partinin kadın kolu başkanı 'Orta direk kadınının kendini ispat çabası' demiş ve fırlatıp atmış gazeteyi. Bu kadın üniversite mezunu, okumuş ama yaptığı cesaret kırıcı.
'Bizim seçme hakkımız yok'
Süreyya Turgut: Türkiye'de evlilik kararının yüzde 58'i aileler tarafından veriliyor. Ayrımcılık kutsal kabul edilen aile kurumu içinde de karşımıza çıkıyor. Bizde kadınların evleneceği kişiyi seçme hakkı yok. Kadın verilen karara boyun eğmek zorunda. Karşı çıkarsa namus cinayeti olur. Bakire çıkmayan kadın, saçları kazınarak babasının evine gönderiliyor ve alnı dağlanıyor.
Handan Coşkun: Doğum kontrol yöntemleri kadınlar üzerinden uygulanıyor. Kadınlara toplu kısırlaştırma yapılıyor. Bu tip işlemler hijyenik ortamlarda yapılmadığı için kadınlar iltihap kapıyor.
'Diploma gerçeği değiştirmiyor'
Özlem Öztürk: En başından beri cinsiyetçi bir kimlikle yetiştiriliyoruz. Üniversite okuduktan sonra diplomalı olmamız, kadın olarak bize çok şey getirmiyor. Görüntümüz değişiyor, kendimize ait maaşımız oluyor ama o kadın bilincinin oluşması bambaşka bir şey. Temelde çok fazla değişmiyoruz. Ayrımcılığı yaratan erkek egemen sistem, nasıl yaşayacağımızı o belirliyor.
'Herkes kıza gülüyordu'
Müzeyyen Nergis: 14 yaşında bir kızın fuhuşta kullanılmasıyla ilgili bir dosyayı inceliyorduk. Sanık sayısı 40 civarında. Sosyal hizmet uzmanı yani kızla ilk teması olan kişi, hâkim, savcı ve görevli doktor gülüyormuş. Kızın çok rahat olduğunu ve isteyerek yaptığını söyledi sosyal hizmet uzmanı. Ben çok düşündüm, çocuk esirgeme kurumunda kalan bu kızı kim koruyacak?
'Partide kadın koluna karşıyım'
Nefise Balyemez: Siyasi partilerin kadın kollarına karşıyım. Partiye gider gitmez 'Seni kadın kollarının başına getirelim' dediklerinde onlara, 'Erkek kolları kuralım sizi de başkan yapalım' diye cevap verdim.
'Medya fırsat vermiyor'
Seda Kaya Güler: Ayrımcılıklara ek olarak, 'kadın' dendiğinde medya dayak yiyen, bıçaklanan kadın görüntülerini defalarca yayımlıyor, magazin programlarında kadın küçük düşürülüyor. Kadınlar bu konuda yeterince mücadele etmiyor. Tartışma programlarına hep erkekler çağrılır. Irak savaşında sadece erkekler yorum yaptı, sanki kadınlar bu savaşı yaşamıyor. Kadınların bu tarz programlarda ekrana çıkmaması çekingen davranmalarına neden oluyor. Ancak kadınlara fırsat verilmiyor.