Azmetti, kızını otizmden aldı

Günlükten kitaba

Güzide Tekeş, 11 yaşındaki otistik kızını hayata bağlamak için verdiği mücadeleyi kazandı ve o yılları 'Benimle Oynar mısın?' adlı kitabında topladı.

ANKARA - "Upuzun bir ip var. Üzerinde yavrum. Çok kötü bir yere germişler bu ipi. Bir yanında neşesi, hüznü, gürültüsü, şamatası ve gerçekleriyle tüm insanların yaşadığı bir dünya... Diğer tarafta ise kocaman bir karanlık... Aslında o tarafta da birçok şey var ama bizler, göremiyor, duyamıyoruz... Kızımın, her denge bozuluşunda diğer tarafa düşeceğinden korkuyordum. Bir daha asla o ipin üzerine çıkmasına izin vermeyeceğim."
Bu satırların sahibi, 'Benimle Oynar mısın?' adlı kitabın yazarı ve Türkiye'deki binlerce otistik çocuk annesinden biri Güzide Tekeş. Tekeş, 11 yaşındaki otistik kızı Damla'nın normal bir birey olması için azimle uğraştı, sonunda onunla iletişim kurmayı başardı. Damla tıp literatüründe hızlı iyileşen otistikler arasında gösteriliyor. Ama anne Tekeş'in anlattıklarına göre bu süreç hiç de kolay olmadı:
"Damla'nın gelişimi sekiz aylık olana kadar normaldi. Çok zor uykuya dalıyor, çok fazla ağlıyordu. Bir ara benim baş dönmelerim başladı ve beynimde ur olabileceği endişesiyle hastaneye yatırıldım. Döndüğümde kızım artık eskisi gibi değildi. Seslendiğimde duyarsız kalıyor, göz kontağı kurmuyordu. Tenine dokunamıyordum. Eline bile değemediğim bir bebeğim vardı. İlk gittiğimiz doktor, 'Çok zeki bir çocuk, ilgisizlikten size küsmüş' dedi. Aynı yıl otistik teşhisi konuldu. Bu teşhisi bir süre kabul etmek istemedim. Belki biri çıkar da 'Çocuğunuzun bir şeyi yok' der diye birçok doktora gittim. Otizmi öğrenmek için kitaplar okumaya başladım. Bir psikologla görüşmeye başladık. Sonunda kabul ettim. Şok süreci benim için çok kısa sürdü. Ama eşim uzun süre bu rahatsızlığı kabul etmedi. Hatta, çevremizdekilere Damla'nın durumundan söz etmemizi de istemedi."
'Tek bir kitap vardı'
İşletme mezunu bir ev kadını olan Güzide Tekeş için bundan sonra artık 'otizm' uzmanlığı başlamış. İstanbul'daki üniversitelerde ve TÜBİTAK'ta araştırmalar yapmaya başlayan Tekeş, o günleri şöyle anlatıyor:
"O yıllarda Türkiye'de otizm üzerine tek bir Türkçe kitap vardı. Ben, annelik içgüdüsüyle, adını bilmediğim birçok yöntemi çocuğuma uyguladım. En çok da sevgi verdim. Otistikler, tornadan çıkmış değiller. Onlar da birey. Her biri ayrı yöntemle eğitilmeli.
Anne-baba çocuğunun neyi istediğini daha iyi bilir."
Tekeş'in yazdığı kitap ise büyük kızı Burcu'nun, kardeşi Damla doğunca tutmaya başladığı günlükten çıktı. Burcu, kardeşinin otistik olduğunu öğrendikten sonra günlük tutmaktan vazgeçti. Bunun üzerine günlüğü yazmaya anne devam etti. Kızının gelişim sürecini ve kendi duygularını satırlara döktü. Sonradan bu günlük sayfaları koca bir kitaba dönüştü.
Otizm erkek çocuklarda kızlara göre dört kat fazla görülüyor ancak kızlarda daha kalıcı. "Yale Üniversitesi'nde iyileşen 14 vaka var, hepsi erkek. Benim kızım, hızlı iyileşen kızlar arasında örnek gösterilen vaka oldu. Literatüre girdi. Sempozyumlarda örnek gösterildi" diyen Tekeş'in çabaları boşa gitmemiş. Tekeş'in 'Anne' sözcüğünü duymak için yedi yıl beklediği Damla kaynaştırma eğitimi veren bir ilköğretim okuluna gidiyor, okuma-yazma biliyor, arkadaşları var. Bir daha o ipin üzerine çıkmayacak...