'Azmettirici' olmakla suçlanan Aral'a tahliye

'Azmettirici' olmakla suçlanan Aral'a tahliye
'Azmettirici' olmakla suçlanan Aral'a tahliye

Aral azmettirici olduğu iddiasıyla yargılanıyor.

'Zirve cinayeti'nin 20. duruşmasında sanık Aral, diğer sanık Günaydın'a 'İsa seni korusun' dedi. Günaydın'ın yanıtı: 'Biz bu olayı yapmaktan çok bu adamı ülkenin başına bela ettik'

MALATYA - Misyonerlik faaliyeti yürüttüğü ileri sürülen Zirve Yayınevi’ni 18 Nisan 2007’de basarak biri Alman üç kişiyi öldürmek ve cinayetleri azmettirmekle suçlanan yedi tutuklu sanığın yargılandığı davanın 20’nci duruşmasında sanıkların ifadeleriyle karşılıklı suçlamaları kabareleri aratmadı. ‘Azmettiricilik’ten yargılanan Bülent Aral, duruşmada tahliye edilirken 2006 Eylül’ünde DYP Gençlik Kolları Başkanlığı yapan Çetin Yalvaç’ın kendisine “DTP’ye baskın yapıp, bunu MHP’ye maledeceğiz” dediğini öne sürdü.
Malatya 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada utuklu sanıklar Cuma Özdemir, Abuzer Yıldırım, Salih Gürler, Hamit Çeker, Hüseyin Yelki ve Varol Bülent Aral, sıkı güvenlik önlemleri altında adliyeye getirildi. Emre Günaydın’ın sağlık sorunları gerekçesiyle duruşmada hazır bulundurulmamasına mahkeme başkanı itiraz etti ve  savcıdan, Günaydın’ın cezaevinden getirilmesini istedi.
Yetkililer Günaydın’ı getirmek için harekete geçerken cinayetin azmettiricisi olduğu iddia edilen Varol Bülent Aral,  duruşma salonunda gazetecilere dönerek, “Tutuklu bulunduğum Adıyaman Cezaevi’ne gelin, elimde çok önemli belgeler var. Canımı sıkanların canını sıkacağım” dedi.
Daha sonra Günaydın, cezaevinden getirildi ve durşuma başladı. İlk olarak, ifadesi alınan Varol Bülent Aral şu iddiaları ortaya attı: “2006 eylülünde DYP Gençlik Kolları Başkanı Çetin Yalvaç, beni çağırdı. Önünde üç klasör bulunuyordu. Klasörlerde Alevi-Sünni, Kürt- Türk ve misyonerlikle ilgili çalışmalar vardı. Çetin, bana ‘DTP’ye baskın yapacağız ve bunu MHP’ye mal edeceğiz’ dedi. Ayrıca misyonerlerle ilgili yapılacak çalışmalarla ilgili de bilgi verdi. Ben DYP’ye gittiğim üç günlük sürede Emre Günaydın’ı orada görüyordum. DTP ve MHP’ye giderek böyle bir olayın gerçekleştirileceğini anlattım. Ardından 2’nci Ordu Komutanlığı’na giderek adını bilmediğim bir subaya konuyu aktardım. Kendisi çok ilgili davrandı. Beni Recep Albay’a yönlendirdi. Ancak Recep Albay’ın yanına gidemedim. Emniyet Müdürlüğü’ne verdiğim bilgiler ise dikkate dahi alınmadı.”
Bu sırada müdahil avukatlardan Hafize Çoban, Aral’a, “ ‘Emre’yi Malatya’nın babası yapacaklarmış, ben Emre’ye bir babalık yapayım’ dedin. Emre’yi Malatya’nın babası yapacak olan kimdi?” diye sordu. Aral, “Ali Osman Kahya (İl Emniyet Müdürü) Emre’yi Malatya’nın babası yapacakmış” yanıtını verdi.
Daha sonra Emre Günaydın’a dönen Aral, “Seni oraya anan mı gönderdi? Babanın Fatih Hilmioğlu ile olan ilişkisini sen bilmiyorsun tabii” diye konuştu.
Müdahil avukatlardan Erdal Doğan’ın Aral’a, Hüseyin Yelki’yi tanıyıp tanımadığını sorması üzerine, Aral, tanımadığını belirterek, “Ama olayla ilgisi olduğunu zannediyorum. Çünkü Veli Küçük ile ortak dostları var. Bunlardan bir tanesi İlker Çınar’dır” dedi.
Daha sonra söz alan Günaydın ise Aral’ı eleştirdi: “Bu adam günde 7-8 saat internet kafeye gider oturur, para vermeden kaçar. Ben, ceza indiriminden faydalanmak için hem de kendisinin de yatacak yeri olmadığı için kendisini azmettirici olduğunu söyledim. Biz bu olayı yapmaktan çok bu adamı ülkenin başına bela ettik.”
Bu sırada Aral, Günaydın’a dönerek, “Emre seni ben azmettirdim. Ergenekon benim. İsa seni korusun” dedi. Buna sinirlenen Emre Günaydın “İsa seni korusun diyenler öldü” karşılığını verdi.
Verilen aranın ardından mahkeme Aral’ın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi. Ancak Aral, başka suçlardan da tutuklu bulunduğu için serbest bırakılmadı. (dha)