Bahçelievler katliamı hukuku: 7 kez idamdan tahliyeye!

Bahçelievler katliamı hukuku: 7 kez idamdan tahliyeye!
Bahçelievler katliamı hukuku: 7 kez idamdan tahliyeye!

Haluk Kırcı (sağda) böyle tahliye oldu...

7 TİP'li öğrenciyi katleden ve 7 kez idama mahkûm edilen Kırcı'nın cezası AB uyum paketi sürecinde müebbete çevrildi. 70 yıl hapse mahkûm olan ve Yargıtay'ın yanlış hesabı yüzünden erken tahliye edilen Kırcı çete suçundan aldığı cezayı tamamlayarak tahliye oldu.

RADİKAL - Bahçelievler’de 1978’de 7 TİP’li öğrenciyi öldürdüğü gerekçesiyle 7 kez idama mahkum edilen, ancak 1991’de Terörle Mücadele Yasası’nda (TMY) yapılan değişiklikle cezası 70 yıla dönüştürülen ve yanlış hesapla tahliye edilen, daha sonra karıştığı çete faaliyetleri nedeniyle cezaevine konan Haluk Kırcı yeniden serbest bırakıldı ve aramıza döndü.
Milliyet gazetesinden Gökçer Tahincioğlu'nun haberine göre, Bahçelievler Katliamı davasında 7 kez idama mahkum edilen Kırcı’nın cezası, 1991’de TMY’de yapılan, “idam cezaları 10 yıl hapse dönüşür” değişikliği uyarınca 70 yıl hapis olarak belirlendi. Yapılan yanlış hesapla tahliye edilen Kırcı, ancak 1996’da yakalanabildi. İstanbul ’da ele geçirilen Kırcı, götürüldüğü karakoldan kaçmayı “başardı”. 3 yıl daha firarda yaşayan Kırcı, bu dönemde Susurluk Çetesi’nin eylemlerine karıştı. Kırcı 1999’da yeniden yakalandı.

YARGITAY YANLIŞ HESAPLADI
2002’de çıkarılan AB ’ye uyum paketiyle, idam cezalarının müebbet hapse dönüştürüleceğine ilişkin düzenleme yürürlüğe girdi. Kırcı da cezasının müebbet hapse dönüştürülmesi için 2003’te başvuru yaptı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 2004’te Kırcı’nın dosyasından önce benzer durumdaki Mustafa İzol (1980 öncesi Şanlıurfa'da 12 kişinin ölümüyle ilgili davanın sanığı) dosyasını ele aldı. Birden çok idam cezasını tek müebbet hapse dönüştüren daire, müebbet hapsi de 1991’deki değişiklik uyarınca 8 yıla dönüştürdü. Yargıtay Başsavcılığı bu karara itiraz etti. Ancak 1. Ceza Dairesi, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nda görüşülecek itirazın sonucu beklemeden Kırcı’nın başvurusu da İzol’daki gibi sonuçlandırdı. Böylece Kırcı serbest kaldı.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Kırcı’nın tahliye edilmesinden sadece 13 gün sonra İzol kararının yanlış olduğunu kararlaştırdı. Kurul, bu durumdaki hükümlülerin kesintisiz 30 yıl cezaevinde kalması gerektiğine karar verdi. Toplam 17 yıl cezaevinde yatan Kırcı, 13 yıl daha yatması gerektiğinden aranmaya başlandı ancak bulunamadı.

CEZA KUŞA ÇEVRİLDİ
Kırcı, 23 Kasım 2004’te Ukrayna’da yakalandı. Ancak yakalandığı dönemde sevindirici bir haber de aldı. Hükümet, Kırcı’nın firarda olduğu dönemde, 21 Temmuz 2004’te idam cezalarını Anayasa ve yasalardan tamamen ayıklamak için çıkarttığı yasa kapsamında, müebbet hapis cezalılarının 25 yıl cezaevinde kalması gerektiği düzenlemesini yaşama geçirdi. Aynı düzenlemede, bu kişilerin yatacakları her ay için cezalarında 6 gün indirim yapılacağı hükmü yer aldı. Buna göre, 25 yıl cezaevinde yatması gereken hükümlünün, kesintisiz yatacağı süre 19,5 yıla düştü. Böylece Kırcı’nın cezası bir anda 10,5 yıl azalmış oldu.
2005’te yürürlüğe giren Ceza ve Tedbirlerin İnfazı Hakkında Kanun’da ise müebbet hapis hükümlülerinin 30 yıl kesintisiz cezaevinde yatacağı düzenlemesine yer verildi. Böylece eski düzenlemeye geri dönülmüş oldu. Ancak 21 Temmuz’daki düzenlemeyle başlayan ara dönem, lehine olduğundan, Kırcı için bu düzenleme uygulandı. Benzer suçları İnfaz Kanunu yürürlüğe girdikten sonra işleyenler ise Kırcı’dan tam 10,5 yıl daha fazla cezaevinde yatmak zorunda kaldı.
Kırcı, ara düzenlemeye göre, 2007’nin ortalarında tahliye olacaktı. Ancak Susurluk davasından aldığı ceza nedeniyle 3 sene 1 ay 15 gün daha hapis yatmak zorunda kalan Kırcı, 28 Mayıs 2010’da tahliye edildi.
Kırcı, işadamı Cüneyt Yaşar Kılıç’tan tehditle 5 milyon dolar istenmesine ilişkin davada aldığı 6 yıl 8 aylık hapis cezası nedeniyle 2011’de yeniden cezaevine konuldu. Kırcı, infaz hesabı yapıldıktan sonra önceki gün tahliye edildi.










Bahçelievler katliamının hukuku
8 Ekim 1978’de, “Reis” kod adını kullanan Abdullah Çatlı’nın planı doğrultusunda, “İdi Amin” kod adını kullanan Haluk Kırcı, Ercüment Gedikli, Ünal Osmanağaoğlu, Kürşat Poyraz, Mahmut Korkmaz, Ömer Özcan ve Duran Demirkıran TİP’li öğrencilerin evini bastı. Demirkıran, sokakta gözcü olarak bırakılırken, Çatlı, sokağın sonunda arabada beklemeyi tercih etti.
O sırada evde televizyon izleyen Serdar Alten (23), Hürcan Gürses (26), Efraim Ezgin (23), Latif Can (20) ve Osman Nuri Uzunlar (20) rehin alındı. Evde silah bile yoktu. Elleri arkadan bağlanıp yüzükoyun yatırılan öğrencilerin sayısını beklediklerinden yüksek bulan saldırganlar, Çatlı’ya gidip ne yapacaklarını sordu. Çatlı ise eter ve pamukla eve geldi.

TEK TEK SERBEST KALDILAR

Öğrencileri bayıltan saldırganlar, bu kez de eve ziyarete gelen TİP’li öğrenciler Faruk Erzan ve Salih Gevence’yi rehin aldı. Çatlı’nın emriyle sonradan gelen 2 kişi arabaya bindirildi. Çatlı arabayı Eskişehir yoluna doğru sürdü. Faruk Erzan ve Salih Gevence kafalarına sıkılan üçer kurşunla Haluk Kırcı ve Kürşat Poyraz tarafından öldürüldü. Eve dönen grup, diğer öğrencileri dairede öldürmeye karar verdi. Kırcı, Uzunlar’ı önce tel askıyla boğmaya çalıştı. Başarılı olamayınca yüzüne havlu bastırdı. Kırcı, diğerleri üzerinde de denedikleri bu yöntemle ölmeyeceklerini anlayınca, evden herkesi çıkarttı ve silahla bütün öğrencileri öldürdü. 1996’da ölen Çatlı, katliam davasında yargılanamadı. 1999’da yakalanan halen cezaevinde bulunan Bünyamin Adanalı 7 kez idama mahkum edilirken, 1980’de yakalanan Ercüment Gedikli 1991’de salıverildi. Olayla sonradan bağlantısı saptanan Kemal Türkler cinayetinin de sanığı olan Ünal Osmanağaoğlu ise 1 Aralık 2010’da serbest kaldı, kısa süre sonra da öldü. Mahmut Korkmaz ve Kürşat Poyraz ise hiç yakalanamadı.