Bakan Mehdi konuşur, çayı över, Yayımcı Mehdi konuşur 'suçu' över!

Bakan Mehdi konuşur, çayı över, Yayımcı Mehdi konuşur 'suçu' över!
Bakan Mehdi konuşur, çayı över, Yayımcı Mehdi konuşur 'suçu' över!
Tarım ve Köy İşleri Bakanı Mehdi Eker, memleketi Diyarbakır'da, ÇAYKUR'un ürettiği çayı Kürtçe sözcüklerle tanıtıp alkış alırken, adaşı Tevn Yayınevi Sahibi Mehdi Tanrıkulu'nun başı, verdiği Kürtçe dilekçeler ve savunmalar yüzünden başı dertten kurtulmuyor


İSMAİL SAYMAZ 

Tanrıkulu, "Sözde Kürt halkı" diyen bir savcı hakkında Kürtçe suç duyurusunda bulununca 'Türk Dilinin Kullanımı Ve Korunmasına İlişkin Kanun'a muhalefetten dava açıldı. Mahkeme, 'koridorlarla Türkçe konuşup duruşmalarda Kürtçe ifade veren Tanrıkulu'na, kararda, "Bunun niyeti üzüm yemek değil, bağcıyı dövmek" deyip beş ay hapis verdi. Bu, yetmedi; duruşmalarda yaptığı Kürtçe savunmalar ve dilekçelerinden ötürü bir dava daha açtı. İkinci davada mahkeme, 'diliyle' baş edilemediği Tanrıkulu'nu, "Dilekçeler bütün olarak incelenmesinde eylemin yasa dışı silahlı örgüt ile liderini ve cürümlerini alenen övmek suçunu oluşturduğu" kanaatiyle ağır cezaya yolladı...
Diyarbakır Cumhuriyet Savcısı Muammer Özcan, hazırladığı bir iddianamede 'Sözde Kürt halkı' deyince Tanrıkulu, 4 Nisan 2006'da savcı hakkında Kürtçe şikayet dilekçesi verdi. Tanrıkulu'nun işleme konulmasını beklediği suç duyurusuna, 1928 yılında Türk dilinin kullanımı ve korunmasına ilişkin 'Devrim yasaları' kapsamında çıkarılan 1353 sayılı 'Türk Harflerinin Kabülü ve Tatbiki Hakkındaki Kanun'a muhalefetten 31 Ekim 2006'da dava açıldı ve dosya İstanbul'a gönderildi. 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde yargılanmaya başlandı.
Mehdi Tanrıkulu, 13 Temmuz 2007'deki üçüncü duruşmada, tercüman yardımıyla Kürtçe ifade verdi. 13 Eylül'deki ikinci duruşmadaysa Kürtçe yazılı savunma verdi. Bir tercüman bunu Türkçe'ye çevirdi.
Son duruşması 6 Şubat 2008'deydi. Tercüman yardımıyla yaptığı savunmasında, "Dilimi konuşmak için şikayette bulundum ancak yargılanan benim. Bu, Kürtlere karşı hukuksuzluğu gösteriyor" dedi.
Ve mahkemeye verdiği bir dilekçede, cezaevlerindeki Kürtçe konuşma yasağını, bu yasağın Abdullah Öcalan'a uygulanmasını kınadığını söylemişti. 

Maksadı, bağcıyı dövmek! 

Mahkemenin kararına göre Tanrıkulu, duruşma salonu ve koridorlarda Türkçe konuştuğu halde savunma yaparken bundan kaçınıyordu. Ve 'maksadı üzüm yemek değil bağcıyı dövmek'ti.
Kararda, Tanrıkulu'na, "suç işleme konusundaki ısrarlı pervasız tutumu, kastının yoğunluğu, geçmiş mahkumiyet durumu dikkate alınarak, cezanın en üst sınırdan tatbiki sonucuna" varıldı ve TCK'nin 222. maddesi gereğince altı ay hapis cezası verildi. Ceza beş aya indirildi.
Mahkeme ayrıca, önceki duruşmada Kürtçe yazılı savunma verdiği için de Tanrıkulu hakkında suç duyurusunda bulunulmasını istedi.
Bir dava daha
Mahkemenin şikayeti üzerine savcılık harekete geçti ve 19 Şubat 2008'de Tanrıkulu hakkında, yine 1353 sayılı yasaya muhalefet ettiği iddiasıyla 2. Sulh Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı.
Yargılama sürerken, Tanrıkulu, Şırnak Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmek üzere dilekçe verdi. Tanrıkulu, Ergenekon kapsamında, asıl incelenmesi gereken eylemlerin Güneydoğu'da gerçekleştirildiğini savunuyordu. Kaynak olarak da, kendisinin yayımladığı, emekli bir astsubay ait, 'Astsubayken Er Olmak' adlı kitabı gösteriyordu. Bu dilekçe de Kürtçeydi.
Dilekçeden çıkan tek sonuç, Kürtçe kaleme alındığı için açılan yeni bir dava oldu. Bu da 2. Sulh Ceza Mahkemesi'ndeki davayla birleştirildi.

'Biz baş edemedik, siz bakın'

Ve dava önceki gün bitti. Mahkeme heyeti, "Sanık tarafından verilen dilekçelerin bir bütün olarak incelenmesinde eylemin yasa dışı silahlı örgüt ile liderini ve cürümlerini alenen övmek suçunu oluşturduğu" kanaatine varırken, aynı zamanda 'suçu ve suçluyu övmek' fiillerinin oluştuğu kaydedildi. Bu suçu yargılamanın görevi kapmasına girmediğini belirten mahkeme, 'görevsizlik kararı' vererek dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderdi.
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, ÇAYKUR'un ürettiği Diyarbakır Çayı'nın geçen hafta memleketi Diyarbakır'da yapılan tanıtım toplantısında, çayı yudumladıktan sonra Kürtçe, "Çayêke delal ê" (Güzel bir çaydır) demişti. AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt da çayı Kürtçe övmüştü.