'Balık yılı'nın sırrı

Marmara'da neredeyse 15 yıldır böyle bol balık görülmedi.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Marmara'da neredeyse 15 yıldır böyle bol balık görülmedi. Marmara ve Boğazlar'dan geçen göçmen balıkların son büyük akınının yaşandığı 1986-87 döneminden sonra bu yıl her çıkışta ilk kez ağzına kadar çinekop, sarıkanat, hamsi ve lüferle dolu döndü tekneler. Teknolojinin tüm imkânlarını kullanan balıkçılar, teknelerdeki
sonarlar, ekosanderler yardımıyla yerlerini bulduğu balık sürülerini koca koca ağlarına dolduruyor bugünlerde. Peki nasıl oldu da balık bu kadar bollaştı?
Tamamen tesadüf
İstanbul Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Saadet Karakulak, bunun, kimilerinin iddia ettiği gibi av yasağına uyulmasıyla yaşanan bir gelişme olmadığını savunuyor. Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi de olan Karakulak, aslında tesadüfler üzerine kurulu bir doğal olay sonucu balığın bollaştığını anlatıyor:
Balık katili leidyi
"Çeşitli limanlarda demirleyen gemi ya da tankerler denge kurmak için su çeker. Buna balans suyu çekmek denir. Çekilen su sonra, geminin ya da tankerin gittiği limanda boşaltılır. Günde 3 bin deniz canlısının tanker veya gemilerin çektiği bu sular yoluyla başka sulara taşındığı tahmin ediliyor.
İşte tek besin kaynağı balık yumurtaları ve larvaları olan Mnemiopsis leidyi adı verilen bir deniz canlısı da 15 yıldan uzun bir zaman önce Karadeniz'e bu şekilde girdi. Deniz-anasına benzer bu taraklı medüz, kendisini yok edecek bir canlı türü de Karadeniz'de bulunmadığından yıllarca balık yumurtaları ve larvalarını yedi.
Hamsi tetikleyici oldu
Diğer etçil balıkların besinlerine ortak olurken, öldürdükleri canlıların da denizi kirletmesi nedeniyle yaşam alanını daralttı. Bu yüzden balık azaldı. Zaten, kirlilik nedeniyle de ciddi bir azalış vardı. Bu yeni durum karşısında önce hamsi etkilendi. Menmiopsus, hamsi yavrularıyla besleniyordu. Ardından da hamsi ile beslenen diğer türler mezgit, uskumru, kalkan ve palamut azaldı.
Bu yıl balığın bol olmasının nedeni ise Beroe ovata isimli bir başka deniz canlısının
yine aynı yöntemle 1997'de Karadeniz'e girmesi. Beroe ovata, Mnemiopsis leidyi'yi yiyerek beslenir. Leidyi'yi yiyerek beslenen bu canlı sayesinde balık yumurtaları ve larvaları da büyük bir tehlikeden kurtuldu. Bunu bir Rus denizbilimcisi yaptığı çalışmayla kanıtladı."
Balıkçılar da suçlu
Karakulak'a göre balığı yok eden önemli nedenlerden biri de zararlı avlanma yöntemleri. Türkiye'de artık geleneksel yöntemle görerek balık avcılığı yapılmadığını
belirten Karakulak, "Balıkçıların elinde teknolojinin tüm imkânları var. Trollerde ekosander denilen bir alet var. Gırgırlarda ise birkaç tane birden sonar bulunuyor. Teknoloji, balıkçılığı bitirdi. Eskiden avcılar balıkların hareketlerini izler ve ona göre avlanırdı. Şimdi ekosander ya da sonarlardan izleyip ona göre ağlarını atıyorlar" dedi.
Balık avcılığının yüzde 80'inin yapıldığı gırgır teknelerinin bazılarında birden fazla sonar bulunduğunu vurgulayan Karakulak, "Bu aletler sayesinde gece gündüz ava çıkılabiliyor. Günde beş kez ağ atıldığı oluyor. Hem de sürünün tek geçiş noktası Boğaz girişine ağ atılıyor. Yakında Boğaz teknelere yetmeyecek" diye konuştu.
Denetim yok
Balık avının göçe dayalı olduğunu ve balık sürülerinin göç yolu olan Boğazlar ve Marmara'da avlanma yasağına uyulmadığı gibi zararlı yöntemler kullanıldığını belirten Karakulak, şunları söyledi:
"Balıklar beslenme ve ürüme için kıyısal alanlara gelir. Ülkemizde yasak olmasına karşın kıyı balıkçılığı yapılıyor. Sorumlu Tarım Bakanlığı. Ancak denetim olmadığından yasak her zaman deliniyor. Denetim Sahil Güvenliğe bırakılmış.
Ama onlar da hem yetersiz, hem de gerekli bilgiden yoksun."