Balıkçılar da avladığı balığı tanımıyor!

Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), küresel iklim değişikliğine bağlı olarak denizlerde 'zaten başlayan' değişimin somut göstergelerini ve olası riskleri inceledi.

İSTANBUL - Türk Deniz Araştırmaları Vakfı (TÜDAV), küresel iklim değişikliğine bağlı olarak denizlerde 'zaten başlayan' değişimin somut göstergelerini ve olası riskleri inceledi.
Raporda BM'ye bağlı Küresel İklim Değişikliği Paneli'ne (IPCC) de atıfta bulunuldu. IPCC, büyük oranda küresel ısınmaya bağlı olarak, deniz seviyelerinin geçen yüzyılda küresel ölçekte 10-20 santimetre arttığını, bu yüzyılda da 40-60 santimetre yükseleceğini belirlemişti. TÜDAV'ın raporunda da Türk sularında şimdiden 30'u aşkın Hint Okyanusu kökenli balığa rastlandığı belirtildi. İskenderun Körfezi'nde avlanan 'yabancı balık' oranı toplam avın yüzde 20'si. Bu renkli balıklar özellikle tatil köylerinde tüketiliyor. 20 yıl önce Karadeniz ve Marmara'da nadiren görülen sardalya, kupes deniz suyundaki ısınmaya bağlı olarak bu bölgelerde sıkça avlanıyor. Günbalığı Marmara'ya yerleşti. Akdeniz'e özgü karavidaya Karadeniz'de rastlanmaya başladı.



Hamsi göçü değişecek, denizler hırçınlaşacak
TÜDAV'ın raporunda okyanuslarda ve atmosferde artarak sürmesi beklenen değişimlerle oluşacak Türkiye manzarası tasvir edildi:
  • Atmosferik ritimdeki bozulmaya bağlı olarak denizlerimizde daha farklı bir rüzgâr ve akıntı sistemi ortaya çıkacak. Bazı liman ve adalara ulaşım aksayacak, balıkçı filolarının seyri zorlaşacak. Deniz ortamı kara alanından daha riskli bir hal alacak.
  • Deniz kıyısında bulunan 27 ilin kıyı yapısı, balıkçılık, turizm gibi ticari faaliyetleri değişecek. Geleneksel balık avcılığı, av türleri ve yöntemleri ciddi zarar görecek.
  • Batı Akdeniz'de son 10 yılda 0.2 derece artan deniz suyu sıcaklığı nedeniyle tropikleşme devam edecek. Bu artış 13 derecede yaşamaya alışmış yerli türleri tehdit ederken, daha şimdiden bölgeye yerleşen tropik 'katil yosun' gibi türlerle yerli türler arasında mücadele başlatacak.
  • Küresel ısınma Karadeniz'de hamsi göçlerini etkileyecek. Bu milyonlarca YTL'lik zarara ve binlerce ailenin gelirsiz kalmasına yol açacak.
  • Mıgrı, baraküda ve peygamberbalığı gibi termofilik (sıcağı seven) türlerin girişi, Karadeniz'deki 'Akdenizleşme'nin genişlediğinin göstergesi. Besin zincirindeki değişim hamsi ve çaça gibi planktonla beslenen balıkları etkilediğinde dipte zehirli hidrojen sülfür oluşumu hızlanacak.
  • Akdeniz'den Karadeniz'e çıkan yüksek tuzlu alt akıntıyla, Karadeniz'den gelen az tuzlu soğuk üst akıntıdaki değişim, Türkiye'deki göç zincirinin hareketlerini belirliyor. Akdeniz'den gelen suların daha sıcak olması nedeniyle, Karadeniz'de bu dengeyi sağlayan tatlı su girdisinde sıcaklık artacak. Karadeniz'deki deniz suyu seviyesinin yükselmesi veya su sıcaklığının artışı, soğuk su seven mersinbalığı ve alabalık başta olmak üzere birçok türü de olumsuz etkileyecek. Doğal olarak, Karadeniz'deki hidrolojik değişimlerle akıntılarla taşınan göçmen balıkların yumurtalarının dağılım alanını ve derinliği değişecek.
  • Karadeniz'in ısınması, yağış rejimini değiştirdiğinde denize tüm besleyici yüklerin birden girmesiyle plankton patlaması yaşanacak.
    Bakteriler ve hastalıklar artacak
  • Deniz suyunun ısınması sonucunda yüksek sıcaklıkta yaşayan bakterilerin artması ve bunların hastalık oluşturma kapasiteleri daha da artacak. Su sıcaklıklarının artması özellikle yazın daha fazla hastalık getireceğinden daha fazla aşı ve kimyasal madde kullanma zorunluluğu ortaya çıkacak.
  • Isınma, türlerin fizyolojik dengelerinde de değişimlere yol açacak, üreme dönemlerinde ve eşeysel olgunluğa erişme yaşları, canlıların boyları, özelliklerinde değişiklikleri beraberinde getirecek.
    Raporda, değişimleri takip edip ulusal politikalarını oluşturacakların kârlı çıkacağı, takip etmeyenlerin diğerlerine muhtaç kalacağı vurgulandı. Bu nedenle Türkiye'de denizlerin disiplinlerarası çalışma gruplarıyla yakın takibe alınması istendi.