Balyoz sanığına verilen tazminatın gerekçesi: Küçük düşürüldü, duygularıyla oynandı

Balyoz sanığına verilen tazminatın gerekçesi: Küçük düşürüldü, duygularıyla oynandı
Balyoz sanığına verilen tazminatın gerekçesi: Küçük düşürüldü, duygularıyla oynandı
Balyoz davasında 3 yıl 4 ay 7 gün tutuklu kalan emekli Korgeneral Ayhan Taş'a 1 milyon 250 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmeden mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Balyoz davasıyla Taş'ın küçük düşürüldüğü, duygularıyla oynandığı, ahlaki değerlerinin hiçe sayıldığı vurgulandı.

Balyoz davasında 3 yıl 4 ay 7 gün tutuklu kalan emekli Korgeneral Ayhan Taş’a 1 milyon 250 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmeden mahkeme gerekçeli kararını açıkladı. Hürriyet'ten Eyüp Serbest ve Mesut Hasan Benli'nin haberine göre eski 6. Kolordu Komutanı emekli Korgeneral Ayhan Taş, Balyoz davası kapsamında 11 Şubat 2011 tarihinde tutuklandı. Taş, 3 yıl 4 ay 7 gün cezaevinde kaldıktan sonra Anayasa Mahkemesi’nin ‘adli yargılama hakkının ihlal edildiği’ yönündeki kararı üzerine 19 Haziran 2014’te tahliye edildi. Yeniden yargılama sonucunda beraat eden Taş, ‘haksız tutuklama’ nedeniyle Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde tazminat davası açtı. Mahkeme, Taş’a 1 milyon 250 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Mahkemenin gerekçeli kararında özetle şöyle denildi:

KÜÇÜK DÜŞÜRÜLDÜ

“Korgeneral rütbesinde emekli olmuş bir kişinin duygularıyla oynanmış ve ruhsal varlığına karşı bir saldırı niteliğinde iddialarda bulunulmuştur. Dava neticesinde verilen mahkûmiyet kararı, tutuklanması ve serbest bırakılması sebebiyle kişilik hakları ihlal edilmiştir. Kişilerin onur, şeref ve saygınlığı kapsamında yapılan değerlendirmede de mesleki yaşam çerçevesinde kamuoyunda küçük düşürülmesi, ifa etmekte olduğu görev çerçevesinde ahlaki değerlerini hiç sayan iddiaların ortaya konulmuş olması gibi hususların manevi tazminat değerlendirmesinde esas alınması gerekmektedir.

İTİBARI OLUMSUZ ETKİLENDİ

Davacının dava süresince, medya organlarında hakkındaki dava konusu iddialar çerçevesinde olumsuz olarak gündeme gelmesi, yazılı ve görsel basında bu konuya ilişkin yayımlar yapılması, davacının ifa etmiş olduğu görevin devlet görevi olması, Türk milleti tarafından kutsal kabul edilen askerlik görevini ifa etmiş olması da göz önüne alındığı medyada yapılan yayımların davacı hakkında kamuoyunda son derece olumsuz karşılanmasına ve davacının itibarının olumsuz yönde etkilenmesine neden olmuştur. Davacının yargılanmasına sebep olan mahkeme kararında adil yargılama hakkının ihlal edildiği, hem Anayasa Mahkemesi kararıyla hem de AİHM’in emsal kararları değerlendirildiğinde açıkça anlaşılmaktadır. Manevi tazminat talebine ilişkin kriterler göz önüne alındığında, kişilik haklarının ihlal edilmesi, onur ve şerefiyle oynanması, mesleki kariyerinin engellenmesi, ailesi üzerindeki etkisi Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki vazifesi itibarıyla kamuoyu önünde küçük düşürülmüştür.

ÇALIŞMA VE ÖZVERİ VURGUSU

1993’te YAŞ kararıyla tuğgeneralliğe 24, 1997’de tümgeneralliğe 13 ve 2002’de korgeneralliğe 5 kişinin yükseltildiği göz önüne alındığında, büyük bir çalışma ve özveri gösterilmesi gerektiği bilinmektedir. Davacının bu rütbeye yükselmek için askeri kariyeri boyunca göstermiş olduğu çalışma ve özverisinin de değerlendirilmesi düşünülmektedir. Tutuklu kaldığı süreler esas alınarak verilecek olan manevi tazminatın herhangi bir sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermeyeceği de açıkça anlaşılmıştır.”