Barışın rengi Batman'da

Bütün sokakları tutmuştu ölüm. Kent halkı erkenden evine kapanıyordu. Ertesi gün önce kulaktan kulağa, sonra gazete ve televizyonlarda yaşamın olağan akışıymış gibi geçiyordu ölüm haberleri:
Haber: Celal BAŞLANGIÇ / Arşivi

Bütün sokakları tutmuştu ölüm. Kent halkı erkenden evine kapanıyordu. Ertesi gün önce kulaktan kulağa, sonra gazete ve televizyonlarda yaşamın olağan akışıymış gibi geçiyordu ölüm haberleri: "Dün Batman'da işlenen 'faili meçhul' cinayetlerde üç kişi öldürüldü..." Cinayetlerin toplamı önce onlarla, sonra yüzlerle, ardından da binlerle ifade edilmeye başlanmıştı.
İçki bile yasaklanmıştı koca kentte. Yasağı bir Hizbullah denetliyordu, bir PKK. Benzin istasyonlarının 'müşteri çağıran' yeşil, kırmızı, sarı renkteki mantar lambaları söndürülmüş; trafik ışıklarındaki yeşilin rengi 'devlet gücü'yle maviye çevrilmişti. O yıllarda Batman'ın trafik lambaları kırmızı, sarı, mavi yanıyordu.
Oysa 1950'li yıllara doğru 30 haneli İluh Köyü ne umutlarla çıkmıştı 'Batman' olma yolculuğuna. Bölgede zengin petrol yatakları bulunmuştu. Önce küçük bir rafineri kuruldu Raman Dağı eteklerine. Ardından küçük İluh Köyü'nün dibine taşındı rafineri. Batıdan gelecek teknik elemanlar ve yöneticiler için de bir site kuruldu.
İki farklı dünya
Köyle rafinerinin arasından demiryolu geçiyordu. İncecik tren raylarının iki yakasında iki ayrı dünya kurulmuştu. Bir yanda köylük statüsünden yeni kurtulan, kısa sürede önce bucak, ardından ilçe olan, belediyesi yeni kurulan geri kalmış bir tipik Güneydoğu Anadolu yerleşimi vardı. Diğer yanda ise Amerikan tarzı imar edilmiş tek katlı villalar, lojmanlar, yüzme havuzları, spor tesisleri, beş yıldızlı otelleri aratmayacak konforda dinlence yerleri, modern ilk ve ortaokulu, kütüphane ve sinema...
O yıllardan sonra yaşanan süreci Nurettin Sapan "Zamanla Batman da siteden etkilenerek gelişmeye başladı" diye anlatır, "İlk sosyal mekânlar sinemalardı. Saray, Raman, Mehtap, Evin adlarıyla yazlık ve kışlık sinemalar art arda açıldı. Her hafta tanınmış ses sanatçıları konserler veriyordu."
Nereden nereye?
Bir 'petrol kenti' olarak Batman bölgenin önemli bir çekim merkeziyken, geldi 12 Eylül'ün karanlığı. Sıkıyönetimler, gözaltılar, tutuklamalar, işkenceler tüm Türkiye'yi bir kat, Güneydoğu kentlerine iki kat çökmüştü. Ardından başlayan 'düşük yoğunluklu' savaş Batman'ı da vurdu. Çatışmalar, dağa çıkan gençler, gözaltılar, işkenceler, köy boşaltmalar, OHAL derken karanlığa gömüldükçe gömüldü Batman. Faili meçhul cinayetlerin 'tavan yaptığı' kentlerden biri oldu.
2000'li yılların başında giderek derinleşen 'barış süreci'nde bu kez 'kadın intiharları' ile gündeme geldi. Yaşanılan k.aranlık yılların, toplumun sürüklendiği umutsuzluğu, kadını yok sayan bir düzenin yansıması olarak ortaya çıktı gencecik kızların intiharı. Bu karanlıktan kurtulmak istiyordu Batman. Bu süreçte elbette yerel yönetimin önemli bir katkısı olacaktı.
İlk kez geçen yıl Batman Belediyesi'nin öncülüğünde gerçekleştirildi 1. Batman- Hasankeyf Kültür Sanat Festivali. İbrahim Tatlıses'ten Ciwan Haco'suna kadar bir 'yıldız yağmuru' yaşattılar kent halkına.
Faili meçhullerle, kadın intiharlarıyla anılan Batman, bu olumsuz yüzünü değiştirmek, kültür ve sanat etkinlikleriyle anılmak istiyordu artık. Geçen yılki festival de bunun ilk adımıydı. Piyano resitalinden Hakkârili dengbejlere; Yıldız Tilbe'den ülkesine 27 yıl sonra dönerek ilk kez konser veren Gulîstan Perwer'e, Suriyeli sanatçı Peywan'dan Edip Akbayram'a, Kürtçe tiyatro yapan gruplardan Genco Erkal'a, Mahir Günşiray'a; heykelden fotoğrafa, şiirden sinemaya kadar her alanda sanatçı ve sanatın her dalı yer aldı festivalde. Çocuklar için kurulan müzik, tiyatro, resim, heykel atölyelerinde çocuklar sanatçılarla bir araya geldi, bir eser yaratmanın keyfini aldı.
Festivalin bir günü de tarihi Hasankeyf'e ayrılmıştı. Kayaların dibinde, Dicle kenarında şairlerden Türkçe ve Kürtçe şiirler dinlemek, Mahir Günşiray'ın 'Gavara' oyunundaki muhteşem performansını izlemek; Bülent Ortaçgil'in, Metin Kahraman'ın, Erkan Oğur'un, Zuhal Olcay'ın ezgileriyle güneşi batırmak; ünlü Ermeni duduk sanatçısı Djivan Gasparyan'ın bir nefeste dalga dalga yaydığı hüznü içine çekmek, İstanbul Müzik ve Sema Topluluğu'nun her dönüşünde 'kendini bulmak' ayrı bir keyifti.
Konserden önce Dicle Nehri kıyısında Djivan Gasparyan'ın basın toplantısında Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan ile Hasankeyf Belediye Başkanı Abdulvahap Kusen'in de yer alması bu topraklarda yaşanılan acılara herkesin son vermek kararında olduğunun ayrı bir göstergesiydi.
Bu topraklarda herkes kardeş
Gasparyan'ın kökleri aslında bu coğrafyadaydı. Annesi Diyarbakırlı, babası Muşluydu Gasparyan'ın. Ata topraklarına ilk kez gelmenin heyecanıyla konuşuyordu: "Festivaller farklı uluslardan insanların, sanatçıların birbirini tanıması için büyük fırsat. Birbirlerinin kültürlerini tanıması halkları daha da yakınlaştırıyor. 100 yıl öncesinin insanlarıyla bugünkü insanlar birbirlerinin aynı değil. Yüzyılın başında Ermenilerin karşılaştığı felaketin bugün söz konusu olması düşünülemez. Burada güzel insanlarla tanıştım, güzel yerler gördüm. Buradaki misafirperverlik beni çok etkiledi. Ancak, bu bölge halkının büyük bir yoksulluk içinde yaşamasına çok üzüldüm."
Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan da, "Bu coğrafyada kültürel kimliklerin kardeşçe yaşamasını istiyoruz" diyordu.
Bütün etkinlik boyunca ne bir arama, ne kimlik denetimi, ne de gereksiz müdahalelerde bulundu güvenlik güçleri. Hatta ortalıkta tek bir polis, tek bir asker bile görünmedi. En küçük bir olay da çıkmadı.
1950'lerin 30 haneli köyü, yaşadığı uzun bir karanlık süreçten sonra artık faili meçhullerle, kadın intiharlarıyla değil; sanatla, kültürle anılmak; barışın, dostluğun, kardeşliğin, çokkültürlülüğün başkenti olmak istiyordu. Bunun için de Batman Hasankeyf Kültür Sanat Festivali'yle bir büyük adım daha atmıştı Batmanlılar. Tarih sanata, sanat da barışa kucak açmıştı Batman'da ve bölge halkı sanatın yedi renginde de barışı yakalamanın peşine düşmüştü!