Başbakan Erdoğan'ın doğruladığı 'iki tape'

Başbakan Erdoğan'ın doğruladığı 'iki tape'
Başbakan Erdoğan'ın doğruladığı 'iki tape'
İnternette yayımlanan yeni ses kaydında, Başbakan Erdoğan, Aydın Doğan aleyhine açılan davaya ilişkin eski Adalet Bakanı'ndan bilgi alıyor ve 'SPK kesinlikle mahkûmiyet diyor' ifadesini kullanıyor

Radikal.com.tr -  Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bugünkü konuşmasında son günlerde internete sızdırılan ve kendisine ait olduğu öne sürülen iki kritik 'ses kaydını' doğruladı. Peki o iki ses kaydında neler vardı.

Bu iki kayıttan biri Başbakan Erdoğan ile eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin arasında geçen iki konuşmayı içeriyordu ve Başbakan, Aydın Doğan hakkında açılan bir davanın duruşmasının “Salı günü olabileceğini” söyleyerek, Ergin’den davayı “yakın takibe almasını” istiyor, “İhmale uğramasın, yazık olur” diyordu. 

İşte Başbakan Erdoğan'ın eski Adalet Bakanı Sadullah Ergin ile yaptığı o görüşmenin dökümü:

Erdoğan: “Alo, müsait misin?”
Sadullah Ergin: “Buyurun efendim. Müsaitim sayın Başbakan’ım.”
Erdoğan: “Şimdi bir dosya konuşmuştuk ya? Bu Aydın Doğan…”
Sadullah Ergin: “SPK ile ilgili, evet.”
Erdoğan: “Yarın onun galiba duruşması varmış, alt mahkemede…”
Sadullah Ergin: “Evet efendim.”
Erdoğan: “Olayı hızlandırma şeyleri var. Bazı çirkin şeyler işin içerisinde.. Ya, uzatma yolunu seçecekler, Öyle bir durum da söz konusu. SPK’daki bağlantılar da biraz dikkate alınması lazım. Yani sen yakın takibe şey yaparsan, Salı gününe de olabilir duruşma.”
Sadullah Ergin: “Anlaşıldı efendim.”
Erdoğan: “Onu bir takip et de, yani ihmale uğramasın. Yazık olur.”
Sadullah Ergin: “Anlaşıldı efendim, zaten takipteydik.”
Erdoğan: “Görünen şey, onunla ilgili çok ağır şey olacak. O bakımdan önem arz ediyor.”
Sadullah Ergin: “Anlaşıldı sayın Başbakanım.”
Erdoğan: “Ne var-ne yok Ankara ’da?”
Sadullah Ergin: “Başbakanlıkta toplantıdayız; Efkan Bey, Bekir Bey, ben.. Diğer odaya geçtik. Askerlerin Yüce Divanda Yargılanmasına ilişkin konuyu..”
Erdoğan: “Daha ne var ki?”
Sadullah Ergin: “Onu çalışıyoruz; nasıl olur-nasıl biter , usülle ilgili.. Orada biraz Anayasa Mahkemesini devlette en üst makama çıkaran bir takım düzenlemeler var. Arz ederim size. Takdir ederseniz…”
Erdoğan: “Devlette değil de, yargıda en üst makam!” Yargı makamı orası, Devlette niye en üst makam olsun ki?”
Sadullah Ergin: “Efendim sizin ve Cumhurbaşkanı’nın da üstüne çıkarıyorlar.”
Erdoğan: “Nasıl çıkartıyorlar?”
Sadullah Ergin: “Onu size arz edeceğiz. Madde madde arz edeceğiz.”
Erdoğan: “Nasıl çıkartıyorlar ya?”
Sadullah Ergin: “Efendim; iddianameyi de kendileri hazırlayacaklar, savcılık makamı da kendileri oluyor. İlgili komutanla, ilgili iddianame hazırlanmasını da kendileri alıyorlar; Kendi içlerinden 3 kişilik bir heyet seçiyorlar. Savcı gibi iddianame hazırlıyor, kararı da kendileri veriyorlar. Kendi kanunlarında ve Anayasal kuruluşlarında böyle bir yetkileri yok. Anayasaya aykırı bir şey getiriyorlar. Biz size madde madde arz edeceğiz. Yarın teşrif ediyorsunuz herhalde Ankara’ya?”
Erdoğan: “Hayır hayır etmiyorum. Salı günü geleceğim, Meclis Başkanlığı seçimine…”
Sadullah Ergin: “Grup seçimlerinde yoksunuz?”
Erdoğan: “Yok, onları Nurettin (Canikli) görüşecek.”
Sadullah Ergin: “Anlaşıldı efendim. Gerekirse biz gelip arz ederiz efendim. Peki.”
Erdoğan: “Yani telefonla haberleşiriz. Sıkıntı olursa...”
Sadullah Ergin: “Peki efendim, peki efendim.” 

İKİNCİ GÖRÜŞME
Erdoğan: “Alo”
Sadullah Ergin: “Buyrun sayın Başbakan’ım.”
Erdoğan: “Ya, şimdi geçen gün Bakanlar Kurulunda da getirdin. Bu Aydın Doğan’la ilgili dava meselesinde.. Dedin ki, böyle böyle dava görülmedi filan falan diye. Ee, dava görüldü…”
Sadullah Ergin: “Mahkemeden aldığımız görüşme gününü yazıp vermiştim size. Bilgi notu olarak.”
Erdoğan: “Ama işte bak, dava görüldü! Kararı verdi adam”
Sadullah Ergin: “Mahkemenin hakiminin Alevi olduğu yönünde bir bilgi de vardı.”
Erdoğan: “Tamam ama, işte adam 2 Temmuzda kararı verdi. Ve, tek.. tek… Abuzer Kara. Bu adam kararı verdi, daha önce verilmiş karar üzerinde de direndi. Tabi SPK şok şu anda.”
Sadullah Ergin: “Şimdi direnmesi bir şey ifade etmeyecek, önce, şimdi de Yargıtay’a gidecek.”
Erdoğan: “Ayrı da; şimdi burada hepsinin ayrı ayrı beraatlerine diye bir kararı verdi. Şimdi bundan sonra nereye gidiyor bu dosya?”
Sadullah Ergin: “Yargıtay’a gidecek tekrar efendim.”
Erdoğan: “Tekrar da; Yargıtay’da nereye gidecek?”
Sadullah Ergin: “Efendim; oranın kararına direndiyse, Genel Kurula gider. Ceza Genel Kurulu’na gidecek.”
Erdoğan: “Ceza Genel Kurulu’na gidecek; Ceza Genel Kurulu’ndaki durum ne olacak?”
Sadullah Ergin: “Pek bir sorun olmaz orda. Orada sorun olmaz sayın BB’ım. Şimdi, bireysel bir hakimde çalışır da, Genel Kurul dediğimiz kalabalık bir yapıdır. Orada bu iş sökmez efendim.”
Erdoğan: “Yani şey olarak da”
Sadullah Ergin: “dinliyorum efendim.”
Erdoğan: “Yani SPK’nın bu konudaki şeyi bayağı hassas. Kesinlikle diyor bunların mahkûm olması lazım.”
Sadullah Ergin: “Sayın Başbakanım, orada bir tane münferit Hakim geleceğini buna adamıştır, o şekilde bir yaklaşım sergiliyordur. Olumsuz birisi olduğunu da söylediler bize! Bilgi notu verdiğimde duruşması olmamıştı herhalde. O daha sonra mı oldu efendim?”
Erdoğan: “E, şimdi o zaman bu Yargıtay da bu işte direndiğine göre, yani suçlu bulduğuna göre.. Bu işi yakın takibe al. Şimdi; Ceza Kurulu kaç kişi? 20 küsur muydu?”
Sadullah Ergin: “Efendim normalde daha kalabalık olur ama, normalda 25-30 kişi gibi bir yapıyla toplanır.”
Erdoğan: “Yani, son çıkardığımız kanundan sonra son durum nedir? Biz onunla oynamış mıydık?”
Sadullah Ergin: “Şimdi 38 daire oldu toplam, Yargıtay’da. Hakim-Savcılar kura çektiler. Yani stajları biten 370-380 hakim-savcı, onları kürsüye yolladık.”
Erdoğan: “Bunlar ne? Avukatlıktan gelme mi?”
Sadullah Ergin: “Yok. Bunlar yeni mezunlardan. Avukatlıktan gelen 500 kişi. 200 kişi de idari yargıdan var. 700 kişi. Ocak ayında onlar başlayacaklar. Zaten daha önce başlatmıştık bir 500 kişi. Ekimde de 600 kişi ayrıca alıyoruz. Bu Ekim’de efendim. Avukatlıktan gelen yaklaşık 2000’e yakın Arkadaşımız transfer oluyor sisteme.”
Erdoğan: “Bunu artık, Ali’yle beraberiz, Babacan’la…”
Sadullah Ergin: “Ben Ali Bey’le de temas ederim. Ayrıca Ceza Genel Kurulu Başkanımızla da, Pazertesi-Salı, Bakanlar Kurulu öncesi-sonrası bir görüşme yaparım. Gerekli hassasiyetleri de sağlarız.”
Erdoğan: “Evet.”
Sadullah Ergin: Bu Hüseyin Albay’ın durumu inşallah YAŞ’a yetişecek efendim, Şura’ya! O “bozma”dan sonra Yargıtay’daki Bozma’dan sonra, mahkeme 18’ine duruşmaya bıraktı. İstanbul Silivri Mahkemesi. 18’indeki duruşmada bitirilmesini öngörüyoruz inşallah.
Başbakan Erdoğan: 20’sinde tatil başlıyor...
Sadullah Ergin: Adli tatilden önce… Çıksa da, şurada elimizi rahatlatır efendim.
Başbakan Erdoğan: İnşallah.
Sadullah Ergin: Peki efendim, hayırlı çalışmalar...



İKİNCİ KAYIT: MİLGEM MESELESİ... 

Başbakan'ın bugün doğruladığı ikinci ses kaydında ise telefonun diğer ucunda işadamı Metin Kalkavan var. Erdoğan ve Kalkavan, Savunma Sanayi İcra Komitesi tarafından Koç Grubu kazandığı halde iptal edilen MİLGEM ihalesi hakkında konuşuyor. 

Başbakan Erdoğan’la tersane sahibi işadamı Metin Kalkavan arasında geçen görüşmenin dökümü şöyle:
 

Erdoğan: Şimdi Metin (Kalkavan), bu hani 6 tane şey vardı ya, fırkateyn…
Metin Kalkavan: Evet efendim
Erdoğan: 4’ü Koç’ta kalmıştı, 2’si İstanbul tersanesi… Ona müracaatınız olmuş muydu sizin?
Metin Kalkavan: Çok önce oldu ama bizi davet etmediler efendim…
Erdoğan: İşte davet etmediler onu biliyorum…
Metin Kalkavan: Vardı.
Erdoğan: Müracaat ettiğimiz halde davet edilmediğimiz bu ihale ile ilgili burada bir haksızlık var, diye bence şeye bir yazı yazın, Başbakanlık Teftiş Kurulu’na… Tamam mı?
Metin Kalkavan: Yazalım efendim, ama biz müracaatımızda şöyle bir hata yaptık; yazılı yapacaktık, onu yazmadık…
Erdoğan: Nasıl?
Metin Kalkavan: Yazılı yazmadık, sözlü olarak defalarca gittik, müsteşara, Sayın Bakan’a söyledik…
Erdoğan: O ayrı, ama sizin daha önce işe müracaatınız var fakat davet edilmediniz değil mi?
Metin Kalkavan: Ama biz müracaatımızı hep sözlü yaptık, yazılı yapmadık, hep sözlü yaptık. Onlar da hayır dediler. Müsteşarımız, Bakanımız, Kemal abi de biliyor. Ama hep sözlüydü, hiç şey değildi yazılı müracaatımız.
Erdoğan: Mübarek niye yazılı müracaatınız olmadı ki?
Metin Kalkavan: Efendim onu yazmayın dediler, karıştırmayın dediler, onun için biz de çok defalar…
Erdoğan: Siz yine de Başbakanlık’a tamam mı, tam rekabet oluşmadı diye bununla ilgili Başbakanlık Teftiş Kurulu’na bir yazı yazın. Bu yazının bir tanesini de BİMER’e yazın.
Metin Kalkavan: Neresi efendim orası?
Erdoğan: BİMER BİMER… (Bolu, İstanbul, Manisa, Edirne, Rize) Başbakanlık İletişim Merkezi
Metin Kalkavan: Tamam efendim.
Erdoğan: Bir tane de oraya yazın… Bir tane Başbakanlık Teftiş Kurulu, bir tane BİMER, bir tane de benim özel kaleme bildirirsen iyi olur. O metnin bir tanesini de benim özel kalemime. Metin Kalkavan: Tamam efendim.
Erdoğan: O metnin bir tanesi de benim özel kaleme onu süratle bugün yarın yaparsan iyi olur.
Metin Kalkavan: Tamam efendim ben bugün yarın gönderirim.
Erdoğan: İnşallah.
Metin Kalkavan: Siz efendim bu ...(anlaşılmıyor) bir karar verdiniz mi acaba bu ne…
Erdoğan: O olacak.
Metin Kalkavan: Tamam efendim, teşekkür ediyorum.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Metin Kalkavan arasında 27 Eylül 2013 tarihinde geçen görüşme de şöyle gerçekleşti:

Erdoğan: Seni arayabilirler bu malum yerden, biraz rakam ile ilgili bir görüşme yapın tekrar dedik… Rakam sizin orada…
Metin Kalkavan: Dün Murat Bey benimle görüşmek istedi, ben sizinle görüşmeden onu kabul etmedim. Ben bugün size onun için geldim, ama konuşamadık çok yoğundunuz.
Erdoğan: Keşke gelseydin konuşsaydık tabi, ben tabloyu bilmiyordum, tabloyu tabi bugün gördük, orada şey noktasında arkadaşlar fiyatın dışında her şeyi sizin üzerinizdeki şeyi oluşturduk, olgunlaştırdık. Ama fiyatta sizin biraz tabi şeyde farklılığınız var, en yüksek sizinki gözüküyor…
Metin Kalkavan: Başbakanım o şeyde alakalı mı, finansman içinde olan mı yoksa finansmansız olan mı?
Erdoğan: Hepsi değerlendirildikten sonra gelen şeyler çünkü zaten Cengiz’in biliyorsun o Çinlilerle şey yaptığı için oradan şey yapıyor, öbürünün zaten bu noktada şeyi yok, yani kredili de kredisiz de şey olarak siz yüksek görünüyorsunuz.
Metin Kalkavan: Tamam başbakanım siz ne derseniz... Zaten Murat Bey benimle bir görüşme ben görüşmeden onu kabul etmedim, çünkü herhangi bir terslik olabilir diye.
Erdoğan: Yok şimdi ben olaya hatta İsmet’i de soktum, yani İsmet de büyük ihtimalle görüşmede olacak
Metin Kalkavan: Tamam, biz onun gereğini yaparız.
Erdoğan: Orada gereğini, şeyde de çok geride görünüyorsunuz, diğerlerinde... Yani fiyat noktasında, biz dedik bir daha oturun konuşun dedik.
Metin Kalkavan: Biz bir tanesinde girdik, o şeyde LPD’de. Diğerlerinde biz yokuz Başbakanım. Bir tek LPD’deyiz, LPD’de çok büyük fark olma şansı yok.
Erdoğan: Çok dediğimiz, sıralamada işte fiyat şeylerinde arkada görünüyor, buna rağmen biz dedik ki yine bir daha bir görüşme yapın dedik, fiyat konusunda. Yani işi bugünkü tabloya göre bağlatmadık, yani o konuya da sizi haberdar edip görüşebilirler, ama asıl olan tabi diğeri. Ben İsmet Bey’e de gerekeni söyledim, bizzat o görüşmede bulunacak.
Metin Kalkavan: Tamam. O diğeri dediğiniz MİLGEM’i mi diyorsunuz?
Erdoğan: Evet, evet…
Metin Kalkavan: Orada zaten gireceğiz, gerekeni yapacağız. Orada gönlünüz rahat olsun. Biz orada olandan aşağı fiyat vereceğiz. Yani şu anda olanın altında fiyat vereceğiz. Orada sizin yüzünüzü şey yapmayız, olanın altında fiyat vereceğiz.
Erdoğan: Öbüründe de hareket noktamız şu oldu, dedik ki, diğerlerinin bir örneği yok, burada ise İspanyolların bir örneği var ortada… Diğerleri örneği olmadığı için bu şekilde fiyat verebiliyorlar. Ama İspanyolların tabi ortada örneği var dedik; onun için bu yüksek görülebilir, dolayısıyla tekrar görüşmekte fayda var dedik. O şekilde işe tekrar bir açık eksiltme kendilerinden istedik.
Metin Kalkavan: Doğru yaptınız Sayın Başbakanım, çünkü inanın diğerleriyle bitmezdi, şansı yok. Ne süre olarak, ne şey olarak yapma şansları yok.
Erdoğan: Hayırlısı inşallah
Metin Kalkavan: Teşekkür ederim. 

 
 

Başbakan Erdoğan 'o tapeleri' doğruladı