Başbakan: Her kürtaj bir Uludere'dir

Başbakan: Her kürtaj bir Uludere'dir
Başbakan: Her kürtaj bir Uludere'dir
Erdoğan, sezaryene karşı olduğunu yinelerken, kürtajla ilgili de "Her kürtaj bir Uludere'dir. Bu milleti silmek için sinsice bir plandır" dedi.

Birleşmiş Milletler (BM) Nüfus Fonu ve Avrupa Parlamenterler Forumu’nca önceki akşam düzenlenen Uluslararası Nüfus ve Kalkınma Konferansı’nda “Sezaryenle doğumlara karşı olan bir başbakanım. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum” diyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan , bu konudaki açıklamalarını dün de sürdürdü.
AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları 3’üncü Kongresi’nde konuşan Erdoğan, sezaryenle doğuma karşı olduğunu yineledi ve şunları söyledi: “Bunların planlı, ülke nüfusunun artmaması için atılan adımlar olduğunu biliyorum. Bununla bu ülkenin nüfusu bir yerde durduruluyor. Kürtajı bir cinayet olarak görüyorum. Bu ifademe karşı çıkan bazı çevrelere, medya mensuplarına da sesleniyorum. Yatıyor-kalkıyorsunuz; Uludere diyorsunuz. ’Her kürtaj bir Uludere’dir’ diyorum. Anne karnında bir yavruyu öldürmenin, doğumdan sonra öldürmekten ne farkı var, soruyorum size. Bunun mücadelesini her birlikte vermeye mecburuz. Bu milleti dünya sahnesinden silmek için sinsice bir plan olduğunu bilmek durumundayız. Bu milletin çoğalması için de asla bu oyunlara prim vermemeliyiz.” 

Sezaryene yaptırım 
Erdoğan’ın bu açıklamasından bir süre sonra Sağlık Bakanı Recep Akdağ’dan “Gereksiz yere sezaryen oranlarını çok yükseltmiş olan özel hastanelerle ilgili yaptırımlarımız olacak. Bunu da önümüzdeki aylardan itibaren bütün Türkiye’de yaşayacağız” açıklaması geldi. Başbakan Erdoğan’ın halkı farkındalık oluşturacak bir şekilde uyardığını dile getirdiğini belirten Akdağ, “Bakanlık olarak üç yıldır bu konuyla ilgili yoğun bir çalışma yürütüyoruz. Sezaryen bir ameliyattır ve sezaryen yalnız gerekli olan durumlarda, anne ve bebek sağlığını tehdit eden durumlarda başvurulması gereken bir yöntemdir. Sezaryen oranı çok yüksek olan uzman hekimleri eğitime alacağız. Haziranda başlıyoruz” dedi.
Akdağ, şunları kaydetti: “Rıza formu’ dikkatlice okumalıdır. Görecektir ki sezaryen çok da masum bir tıbbi işlem değildir. Doğal bir yol olmadığı açıktır. Annenin, bebeğin sağlığı riske giriyorsa elbette ki sezaryen yapılacaktır. Sezaryen oranının yüzde 15’i geçmemesi gerektiği Dünya Sağlık Örgütü’nce bildiriliyor. Bu oran bir hastanede yüzde 70 oluyorsa anlamı nedir? ‘Gereksiz sezaryen yapılıyor’ demektir. Buna bu ülkede müsamaha etmeyeceğiz. Sorumlularla ilgili yaptırımlar olacak.” 

Muhalefet ‘twitledi’ 
Başbakan Erdoğan’ın sezaryen ve kürtaj ile ilgili açıklamaları sosyal medyada gündem oluşturdu. Muhalefet milletvekilleri de Twitter’da tepkilerini dile getirdi. CHP ’li Umut Oran, “Biraz edep! Biraz izan! Milleti çok çocuk yapmaya teşvik eden Başbakan, üç mü beş mi derken, şimdi de sezeryan veya normal doğum fetvası veriyor” derken, CHP’li Aylin Nazıl Aka şunları yazdi: “Bb (Başbakan) önce 3 çocuk sonra 5 çocuk yapın dedi. Ardından sezaryen ‘metruk’ dedi. Son olarak da ‘Kürtaj cinayettir’ dedi. Ey dinlendiği için telefonunu yatak odasına almadan yatanlar! Başbakan çoktan beridir orada zaten! Bu ülkede her 4 çocuktan biri yatağa aç giriyor. Her 3 çocuktan birisi işsiz. Artık bir çocuğun özürlü olup olmayacağı anne karnında belirleniyor. ‘Kürtaj cinayettir’ diyen Başbakan’a biri bunu anlatsın.” MHP’li Lütfü Türkkan da Erdoğan’a şöyle seslendi: “Başbakan, atanmayan öğretmenlerin, astsubay ve uzman çavuşların sorunlarıyla ile uğraşsın. Emeklilikte yaşa takılanlarla ilgilensin, mesaileri ödemeyen, özlük hakları gerileyen polisin sorunlarıyla ilgilensin, milletin uckuruyla değil...” 

BDP’li Pervin Buldan “Kürtajı cinayet olarak gören, Uludere katliamı karşısında savunan pozisyonundaki Başbakan’ın sanırım tedaviye ihtiyacı var. Bu coğrafyada ağlayan, acı çeken, dövülen, şiddete maruz kalan kadınlarla ilgili açıklama yapacak olan en son kişi Başbakan’dır” derken, eski Milletvekili Ufuk Uras “Kürtajda Kürt kelimesi geçiyor diye zıplamayın! Avrupa Konseyi’nde kürtajla ilgili konularda AKP , Hıristiyan Demokratlarla ortak tutum alıyor, yeni bir durum değil. Kürtajın tek başına İslamiyetle ilgisi yok. Stalin de karşıydı kürtaja. Doğum kontrolünün kadınlar üzerinden olması, tıpdaki cinsiyetçi ve erkek egemen yönelimin kanıtı oldu” diye yazdı.

‘Anneliğin ideolojisi yoktur’
Başbakan Erdoğan, konuşmasında Kürt sorunu konusunda şunları söyledi: “Kitabımızda Kürt kardeşimizi inkâr yok, asimile etmek yok. Kürt sorunu bitmiştir. Kürt vatandaşlarımın sorunu vardır. O sorunu da her geçen gün bitiriyoruz. Canlı bombalarla geldiler, 50 kilo patlayıcıyı lojmanların yanında patlattılar. Neden bunu konuşmuyorsunuz? Ahmet Geben’in ağabeyinin daha önce şehit olduğunu öğrenmek üzüntümüzü katbekat arttırdı. Anneliğin ideolojisi yoktur.”

‘Önemli olan sağlıklı olması’
Erdoğan’ın ‘karşıyım’ demesiyle tekrar gündeme gelen sezaryenle doğum için Sağlık Bakanlığı 2008’den beri mücadele ediyor. Ancak oranlar istenilen ölçüde düşmüş değil. Sağlık Bakanlığı ile Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği de, ortak eylem planı ile sezaryen doğumların 2013’te ortalama yüzde 35’e indirilmesini hedefliyor. Başbakan’ın ‘cinayet’ dediği kürtaj ise Türk Ceza Kanunu’nda düzenleniyor. Tıbbi zorunluluk bulunmadığı halde, rızaya dayalı olsa bile, gebelik süresi on haftadan fazla olan bir kadının çocuğunu düşürten kişi için 2 yıldan 4 yıla kadar, kadın için de 1 yıla kadar hapis öngörülüyor. Peki uzmanlar her iki konuda neler düşünüyor? Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Etik ve Hukuk Kurulu Başkanı Doç. Dr. İsmail Dölen konunun kadın ve hasta hakları kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtirken, “Bu, başta hastanın karar vermesi gereken bir konu. Bu tür sorunlara idarecilerin karışması da çok doğru değil” diyor. Dernek Başkanı Prof.Dr. Cansun Aydemir ise “ Başbakan’ın hangi sezaryen türüne karşı olduğunu belirtmesi lazım. Anne ve bebeğin yaşamı normal doğumda risk altında olabilir. Bu durumlarda sezaryen en mantıklı yoldur. Kürtajda durum farklı. 10’uncu haftaya kadar yasal bir haktır. Yasal olan bir hakka cinayet demesi doğru değildir” diye konuşuyor. İstanbul Tabipler Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören’in görüşleriyse şöyle: “Başbakan’ın ‘Kürtaj cinayettir’ demesi insani açıdan doğru olabilir. Ama bazı durumlarda kürtaj zorunlu da olabiliyor. Sezaryende durum biraz daha net. Gereksizse zaten hekimler normal yoldan doğumu öneriyor.’’ 

İlahiyatçılar ne diyor? 
Prof. Dr. Beyza Bilgin, sezaryen konusunda “Doğum sırasında anne ve bebek için en uygun yöntem hangisiyse din onu hoş görür” derken, kürtaj için “Dinen uygun değildir. Ama şartlar kötüyse, aile çocuklarına hiçbir şekilde bakacak durumda değilse, annenin sağlığı tehlikedeyse tıp dünyasının uygun gördüğü dönemlerde kürtaj yapılabilir” diye konuşuyor. Prof. Dr. Salih Tuğ’un görüşleri ise şöyle: ‘’Dini olarak en doğrusu doğal olarak yapılan doğumdur. Fakat anne ya da bebekten birinin hayatı tehlikedeyse ve sezaryen gerekirse tabii ki yapılabilir. Annenin sağlığı hayati tehlikedeyse kürtaj yapmak mecburidir ve yapılmalıdır. İsteğe bağlı kürtaj cinayettir. Allah’ın verdiği canı almak yanlış olur.” (ANKARA, İSTANBUL, BALIKESİR / RADİKAL, DHA)