Başbakan'a bir rapor daha

Özgürlüklere darbe
Tartışma yaratan 'Azınlık Raporu'yla beraber Başbakanlığa sunulacak 'İnsan Hakları Raporu' da çok çarpıcı: Parlamenter rejim, 'başbakancı parlamenter rejime' dönüştü. Yasama ve yürütme ayrılığı fiilen yok oldu.
'Çete' şaibesi
Tek partinin mutlak hâkimiyetinin önü alınsın. İşkence hâlâ yaygın, 'münferit' hale gelen sadece yöntemler, 'makul sürede yargı' ilkesi Anayasa'ya konulmalı. Devletin organları çeteleşme şaibesinden kurtarılsın.
Yüzde 10 barajı
Dokunulmazlıklar kalksın. Zorunlu din dersleri, nüfus cüzdanına din yazma ve Diyanet'in yapılanması din özgürlüğünün yerleşmesine engel. Seçimlerde yüzde 10 barajı demokratik düzenle çelişmektedir.
Haber: NAZİF İFLAZOĞLU / Arşivi
ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - 'Azınlık Hakları ve Kültürel Haklar Raporu'na imza atan Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu (BİHDK), daha kapsamlı eleştiri ve önerilerini 'Türkiye'de İnsan Hakları Raporu'nda topladı. Raporda, AKP hükümeti ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a sert eleştiriler yöneltildi. Raporda parlamenter rejimin son aylarda başbakancı parlamenter rejime dönüştüğü ifade edildi ve Türkiye'de işkencenin 'yaygın olarak' sürdüğü belirtildi.
BİHDK'nın 1 Ekim 2004'teki toplantısında görüşülerek oybirliğiyle kabul edilen 80 sayfalık 'Türkiye'de İnsan Hakları 2004 Ön Raporu', 1 Kasım'da Başbakan Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e sunulacak. Daha önce açıklanan 'Azınlıklar Raporu' bu rapora ek olarak verilecek.
Yasaların çıkarılma yönteminin eleştirildiği raporda, Başbakan Erdoğan'ın bir grup toplantısında AKP milletvekillerini azarlarken kullandığı, "Bizim sevk etiğimiz kanunları birtakım önergelerle değiştirmeye çalışıyorsunuz, biz bunları okuyarak hazırlamıyor muyuz?" sözlerine dikkat çekildi. "Başbakan'ın uyarıları doğrultusunda milletvekillerinin dokunmadıkları tasarıların sevk edenler tarafından okunarak hazırlanmadığı, ancak Cumhurbaşkanı tarafından 'okununca' ortaya çıkmıştır" denildi. Raporda yer verilen bazı çarpıcı tespitler ise şöyle:
Özgürlükler zedeleniyor
Meclis denetlemiyor: Anayasa'ya göre, hükümeti denetleme yetkisine sahip tek organ olan TBMM bu işlevini yerine getirmekten kaçınmaktadır. Hükümet yasa çıkarma işlevini fiilen yerine getirmekte, bu nedenle Cumhurbaşkanı'nın Anayasa'ya uygun bulmadığı yasaları geri göndermesi ancak dolaylı ve kısmen hükümetin denetlenmesi anlamına gelmektedir. Böyle bir denetimin etkisi kimi zaman bir virgülle sınırlı kalabilmektedir. Zira Başbakan'ın, hatta bir bakanın TBMM üyelerine 'Virgülüne dokunmadan aynen oylayın' telkininde bulunması yeterli olmaktadır. Yürütme organı sadece idari işlem ve eylemlerle değil, örtülü biçimde de olsa, aynı zamanda yasa yoluyla çeşitli hak ve özgürlükleri zedeleyebilmektedir.
Eksik temsil: Başörtüsü, imam-hatiplerle ilgili düzenleme, YÖK, hızlı tren kazası, TCK Yasası ve zina konusu 2004 Türkiyesinde ortaya çıkan siyasal bunalımların ana halkalarını oluşturmaktadır. Rejimin bunalımlı hali eksik temsil olgusundan da kaynaklanmaktadır.
Barajsız demokrasi: Seçimlerde yüzde 10'luk ulusal baraj, rejimi TBMM'de ortaya çıkan çoğunluğu frenleyecek mekanizmadan yoksun bırakmıştır. Demokratik devletle de çelişmektedir. Hükümetin diyalog demokrasisi kavramına ve uygulamasına tamamen kapalı tavrı de bunalım yaratmaktadır.
Anayasa ve yasaların ihlali pahasına bu tavır sürdürülmektedir.
Başbakancı rejim: Yasamanın hükümet tarafından emildiği bir uygulama, rejimi Anayasa'da yazılı olan demokratik devlet konumundan belli ölçülerde uzaklaştırmaktadır. Erkler ayrılığına göre Anayasa'nın öngördüğü parlamenter rejim önce 'hükümetçi parlamenter rejim' uygulamasına, son aylarda ise 'başbakancı parlamenter rejim'e dönüşmüştür. Uygulamanın vahameti hukuk devletini değil, devletin kendisini bile sorgulatır hale gelmiştir.
İşkence 'korunuyor'
İşkence münferit değil: İşkence uygulamasının yaygın olarak sürdüğü, işkence iddiaları karşısında cumhuriyet savcılarının yeterli duyarlılığı göstermediği ve dava aşamasında sanıkları koruyan tutumun sürdüğü gözlemlenmiştir. İHD verilerine göre, 2003 yılında 1391 kişi, 2004'ün ilk altı ayında 692 kişi işkence görmüştür. Münferit hale gelen genel olarak işkence değil, yöntemleri ve türleridir. Falaka, elektrik şoku ile işkence yapma ve Filistin askısı yöntemleri tekil işkence türleri olarak görülmektedir. Yargı mensupları ve Adli Tıp Kurumu yeterli duyarlılığı göstermemektedir.
Başbakan'dan dersler
Basına haddi bildirildi: İfade ve basın özgürlüğü konusundaki iyileştirmelere karşın, Başbakan'ın hızlandırılmış tren kazası sonrasında bir gazetecinin 'Ulaştırma Bakanı istifa edecek mi?' sorusuna yanıtı, "Soru sorarken haddinizi bilin" yanıtı oldu. Basın yayın yaşamını tehdit eden bir diğer sorun da iktisadi özgürlük temelinde tekelleşmedir.
TMSF Demokles'in kılıcı: Bir yandan büyük holdinglerin çıkarlarıyla çatışabilecek haberlere oto- sansür uygulanmakta, öte yandan ülkedeki iktisadi faaliyetler üzerinde TMSF aracılığıyla denetim icra eden siyasal iktidar, basın yayın organları üzerinde de 'Demokles'in kılıcı'nı sallamaktadır.
Zorunlu din eğitimi
Din özgürlüğü böyle olmaz: Anayasa, din özgürlüğünü zedeleyici hükümler içermektedir. Bunlardan birisi ilk ve ortaöğretimde zorunlu din dersleridir. İkincisi Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yapılanmasıdır. Diyanet'in İslam'ın Sünni kesimine hizmete göre yapılanması eleştirilmektedir. Nüfus cüzdanında yer alan din hanesi de Anayasa'nın 'Kimse din ve inancını açıklamaya zorlanamaz' hükmüne aykırılık oluşturmaktadır.
Sendikal haklara ihlal: Sendikal hak ihlaleri sürmektedir. Siyasi kadrolaşma ve sürgünlerin devam etmesi de önemli bir sendikal hak ihlali olarak gündemde yerini korumaktadır.
Çözüm önerileri
Raporda, bu sorunlara ilişkin önerilen çözümler ise şöyle:

  • Devlet kurumları ve görevlilerinin yasallık ilkesi dışına çıkması engellenmeli,
  • Devlet organları çeteleşme şaibesinden kurtarılmalı,
  • Seçim sistemi demokratikleştirilmeli, milletvekili dokunulmazlığı kaldırılmalı, vekiller hukuk karşısında ayrıcalıklı konumdan çıkarılmalı,
  • Makul sürede yargılanma ilkesi Anayasa'ya açık bir hüküm olarak konulmalı,
  • Yargı bağımsızlığı ve güvencesini zedeleyen hükümler Anayasa'dan ayıklanmalı, yargı erki yeni hükümlerle takviye edilmeli,
  • Yasalar yasama organı tarafından ilgili birimlere danışılarak yapılmalı, yasa yapma tekniğine saygı gösterilerek nicelikten çok nitelik öğesi öne çıkarılmalı,
  • Ulusal mevzuat uluslararası sözleşmelere uygun hale gelmeli.
    Bıçak'a tepki
    Öte yandan, Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu, yankı uyandıran 'Azınlık Raporu'yla ilgili olarak 'Bu, Başbakanlığın raporu değil' çıkışı yapan Başbakanlık İnsan Hakları Başkanı Doç. Dr. Vahit Bıçak'a bugün basın toplantısıyla toplu tepki gösterecek.