Başbuğ: Akan kanın sorumlusu PKK

Başbuğ: Akan kanın sorumlusu PKK
Başbuğ: Akan kanın sorumlusu PKK
Orgeneral İlker Başbuğ, Sınırtepe Karakolu'ndan mesaj verdi: Bazıları diyor ki 'Şu tarihe kadar insanların ölümüne neden olmayacağız ancak şu tarihten sonra tekrar masum insanları, görevlerini yapmakta olan asker ve polisleri öldürmeye başlayacağız'. Bu düşünce nasıl açıklanabilir. Bu tehdit, terör içeren, insanlık dışı bu düşüncelere nasıl ılımlı bakılabilir.


MARDİN - Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Mardin'in Nusaybin ilçesindeki Sınırtepe Karakolu'nu ziyaret ederek, burada görev yapan askerlerle bayramlaştı. Suriye’ye en yakın sınır karakolu olan Sınırtepe’ye askeri helikopterle gelen Orgeneral Başbuğ, askerlerle tek tek bayramlaşarak bir süre sohbet etti. Daha sonra karakoldaki gözetleme kulesine çıkan Orgeneral Başbuğ, nöbetçi askerle de bayramlaşarak, gözetlenen alanla ilgili bilgi aldı. Orgeneral İlker Başbuğ’a, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Atila Işık ve Mardin Valisi Hasan Duruer de eşlik etti.

Orgeneral İlker Başbuğ, "Evet. Akan kanın durmasını herkes, elbette Türk Silahlı Kuvvetleri de ister. Hatta isteyenlerin en başındadır. Bundan herkes emin olsun. Ancak bu kanı kim ve niçin akıtıyor? Bu soruyu sormak lazım. Akan kan dursun, dursun. Peki, bu akan kanı kim ve niçin akıtıyor? Bu sorunun cevabını aramak lazım. Bu sorunun cevabı açık; bölücü terör örgütü" dedi.

Bayramların bütünlüğümüzü pekiştirdiğimiz günler olduğunu, bayramların bir daha düşünme fırsatı verdiğini, kırgınlıkları unutturduğunu kaydeden Orgeneral Başbuğ, şöyle konuştu:
"Evlatlarını, eşini, babasını vatan savunmasında şehit vermiş ocaklarda bu bayram günlerinin sevinci buruktur. Oralarda bu bayram günleri buruk yaşanır. Vatanı uğruna şehit ve gazi olmak bir asker için ulaşabilecek mertebelerin en yükseğidir. Şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duygularımızı iletiyoruz.
Şehitlerimizin annesi, bizlerin de annesidir. Bizlerin de anasıdır. Bütün şehit analarının öpülesi ellerini saygı ve şükranla bu bayram günü öperim.
Biz askerler için bayramların ayrı bir önemi vardır. Çoğu zaman bu evlatlarımızın bugün yaşadığı gibi çoğu zaman anne ve babalarımızdan, eşimizden ve dostumuzdan uzak oluruz. Bu Mehmetçikler ki -bunlar analarının ve babalarının bize birer emanetidir- bu bayramlarda bu Mehmetçikler bizim ailemizin birer parçası olur, evladımız olur. Bugün öğle yemeğinde beraber olduk ben de evlatlarımla olmuş gibi kendimi hissettim. Gerçekten bugün burada Mehmetçiklerle beraber olmaktan büyük bir mutluluk duyuyorum. Bayramlarını kutlamaktan sevinç duyuyorum.
Bu vesile ile bütün Mehmetçiklerimizin Edirne’den Hakkari’ye kadar görev yapmakta olan bütün Mehmetçiklerin alilerinin de bayramını kutluyor, kendilerine selam ve sevgilerimi gönderiyorum. O ailelere diyorum ki burada olduğu gibi hiçbir yerde evlatları yalnız değildirler. Onlar komutanlarıyla, arkadaşlarıyla beraberlerdir."
Türkiye’nin neredeyse çeyrek asırdır terör ile yaşadığını, bu bayram günü bu geçen sürece bakıldığı zaman özellikle insanı açıdan elbette üzüntü duymamanın mümkün olmadığını vurgulayan Orgeneral Başbuğu, şöyle devam etti:
"Evet. Akan kanın durmasını herkes, elbette Türk Silahlı Kuvvetleri de ister. Hatta isteyenlerin en başındadır. Bundan herkes emin olsun. Ancak bu kanı kim ve niçin akıtıyor? Bu soruyu sormak lazım. Akan kan dursun, dursun. Peki, bu akan kanı kim ve niçin akıtıyor? Bu sorunun cevabını aramak lazım. Bu sorunun cevabı açık; bölücü terör örgütü.
Dünyanın her yerindeki teröristler gündemin kan, gözyaşı, kin ve nefret üzerinde oluşmasını ister. Teröristler toplumda düşmanlığı arttırmak, iletişimi kopartmak ve toplum içerisinde farklı kimlikler yaratmak suretiyle farklılaşmalara yol açmak ister. Şimdi bazıları diyor ki ’Şu tarihe kadar insanların ölümüne neden olmayacağız ancak şu tarihten sonra tekrar masum insanları, görevlerini yapmakta olan asker ve polisleri öldürmeye başlayacağız’. Bu düşünce nasıl açıklanabilir. Bu tehdit, terör içeren, insanlık dışı bu düşüncelere nasıl ılımlı bakılabilir. Hatta bu çeşit düşünceler nasıl desteklenebilir. Bunun da herhalde sorulması lazım. Daha önce de ifade ettiğim gibi ülke ve millet bütünlüğünü korumanın elbette bir bedeli vardı. Bedelsiz hiçbir şey olmaz. Asker için onur ve vazife her şeyin üstündedir."

 

-BÖLGE HALKI AĞALARDAN ÇOK ÇEKTİ-



Başbuğ, "Özellikle bu bölgedeki insanlarımız, vatandaşlarımız, Doğu Anadolu dahil olmak üzere ağalardan çekti. Bugün bu noktalardaysak, altında yatan temel nedenlerin bir tanesi bu. Bu zamanın ağalarından çeken insanlarımız, siyaset ağalarından, terör ağalarından muzdarip. Esas temel sorunlardan bir tanesi de bu halkımızı siyaset ağalarından, terör ağalarından kurtarılması" dedi.
Başbuğ, TSK’nın bölücü terör örgütü ile mücadelede kendisine düşen görev ve sorumlulukların bilinci içerisinde olduğunu belirterek, Türk Silahlı Kuvvetlerinin iç güvenlik harekatındaki görevlerini hatırlattı. Orgeneral Başbuğ, birinci görevlerinin bölgedeki halkın güvenliğinin sağlanması ve bölge halkının teröristlerin baskısından korunması olduğunu ifade ederek, "Bu bizim aslı görevimiz. Bu görevin yerine getirilmesi için bölgede 683 adet jandarma karakolumuz var. Bu 683 karakolun asli vazifesi bölgesindeki yaşayan insanlarımızın güvenliğini sağlamaktır" dedi. Türk milletinin bazı şeyleri çok çabuk unuttuğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:
"Bakın geriye gittiğimizde bölücü terör örgütü bugüne kadara 5 bin 669 sivil vatandaşımızın ölümüne neden olmuş bir örgüttür. Katliamlar... İşlediği katliamların sayısı 386, aslında kendi insanını, bölgedeki insanının katlediyor. Katliamlar sonucu 392’si çocuk, 371’i kadın olmak üzere tam 2 bin 434 vatandaşımız katledildi.
Terör eylemleri 15 Ağustos 1984’de Eruh Şemdinli olaylarıyla başlıyor ama çok çabuk unutuyoruz. Daha 3 ay geçmeden 8 Kasım 1984’de örgütün ilk katliamı gerçekleşti. Nerede? Eruh Karageçit. 35 ilde katliamlar gerçekleştirdi örgüt ve bu katliamların en yoğun olduğu il ise Mardin. Mardin ilimizde tam 56 adet katliam gerçekleşti. Bizim temel görevimiz yöredeki insanın güvenliğinin sağlanması, ikinci görevimiz sınır giriş çıkışların etkin şekilde kontrol altına alınması. Bu amaçla da 258 tane sınır karakolumuz var. Şu an bu karakollardan bir tanesindeyiz. Bunun gibi bundan büyük 258 tane sınır boyunca Suriye, Irak, İran sınırımız boyunca karakolumuz var. Bu karakola baktığımız zaman sizlerde gördünüz binasıyla olanaklarıyla burada görev yapan Mehmetçiklere sağladıkları imkanlarla gurur duyuyoruz. Devletimize, milletimize şükran borçluyuz. Bizlere, görev yapan Mehmetçilere bu imkanları sağlaması karşısında elbette çok büyük şükran duyuyor ve teşekkür ediyoruz.
Sanmayın diğer karakollar farklı. Elbette, yeni yapılan karakollar var, devam ediyor. Özellikle Irak sınırında biliyorsunuz karakol inşaatlarımız devam ediyor. Hemen hemen bütün karakollarımızdaki imkanlar burada, bugün gördüğünüz şekilde.
Üçüncü görevimiz, kırsal kesimde alan hakimiyetinin sağlanması. Teröristlerin aranıp bulunarak etkisiz hale getirilmesidir."



-TEK ÇIKAR YOL SİLAHLARINIZI BIRAKMAKTAN GEÇİYOR-



"Silahla ve kanla bir yere varılamayacağını" belirten Orgeneral Başbuğ, "Tek çıkar yol, silahlarınızı bırakmaktan geçiyor" dedi.
Türkiye’nin çok büyük bir ülke olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, "Bu ülke bütün vatandaşlarına yeter. İşte görüyorsunuz, şu anda Mardin Ovasındayız. Yani Mardin Ovasını gördükten sonra neyi paylaşamıyoruz? Bu ülkenin geleceği güzel. Düşünün şu ovada şu şartlarda bile yılda iki defa ürün alınıyor. Buğday ve şimdi mısır. 2012 yılına kadar sulama projeleriyle su buralara da gelecek. Düşünün, buralardaki gelişimi. Sadece Mardin ovası mı, bir doğuya gidin Harran Ovası’nı göreceksiniz. Bırakın Türkiye’yi bölgeyi bekleyen, tarihi bir geçmişi var, burası şu anda bulunduğumuz yer tarihi Mezopotamya’nın kuzeyidir. Dünyanın en güzel, en verimli yeri. Bütün insanlarımıza yeter, bütün insanlarımıza refah getirir. Nedir o zaman?" diye konuştu.
"Terörden en büyük zararın bölge insanın çektiğini ve çekmeye devam ettiğinin unutulmaması gerektiğini" vurgulayan Orgeneral Başbuğ, "O zaman herkesin üzerinde düşünmesi gereken soru şudur? Bu bölge insanımızın ihtiyaçları nedir? Bu ihtiyaçları doğru tespit etmek ve bunların karşılanmak devletin asli asli görevidir" dedi.



-İŞSİZLİK-



Bu konuda gerek yurt içinde gerek yurt dışında yapılan çok araştırma olduğunu, bu araştırmaların son iki ayında yapılanlarının hemen hemen büyük bir bölümünü incelediklerini ifade eden Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:
"Bana sorsanız ki, bu bölge halkının öncelikli iki temel ihtiyacı nedir? Bütün bu araştırmaların sonucu olarak ifade ediyorum. Tüm araştırmaların sonucunda çıkan bölge insanımızın isteği iki şey var. Birisi, çok açık. En önce temel işsizlik, geçim sıkıntısı, ekonomik sıkıntı. Bölge insanımız, halkımız bunu istiyor. İkinci istek veya ihtiyaç, belki araştırmalarda biraz farklılıklar olabilir. Fakat, benim tespitim ikinci ihtiyaç, eğitim sistemi. Eğitim sisteminden şikayetçi insanlarımız. Eğitim sistemimiz yetersiz. Türkiye’nin genel sorunları belki bu ikisidir, doğrudur.
İşsizlik, geçim sıkıntısı ve ekonomik sıkıntı sadece buranın sorunu mu? Hayır değil, Türkiye’nin genel sorunudur. Eğitim, yalnız buranın sorunu mu? Hayır, değil. Ama buradaki problemlerin kapsamı çok büyük, diğer bölgede yüzde 10’larda kalırken, burada bir bakıyorsunuz yüzde 20-30’lara çıkıyor. Bu bölgedeki eksiklikler diğer bölgelerle mukayese ettiğinizde fazla."
Orgeneral Başbuğ, devlet olarak, aldıkları tedbirlerle tüm vatandaşlara daha mutlu bir hayat vermek durumunda olduklarını belirterek, bunun devletin asli görevi olduğunu söyledi. Orgeneral Başbuğ, "Devlet elbete, fırsat eşitliğinden daha fazla yararlanabilme, kendini her alanda geliştirme imkanlarını bütün vatandaşlarına sağlamalıyız. Peki bunlar güzel, bir de bölgeye bakalım. Çok bilinen bir şey ama bir kez daha üzerinde durmamızda yarar var" diye konuştu.
Bu bölgede hala Türkçe okuma yazma bilmeyenlerin oranının yüzde 20’lerde olduğunu dile getiren Orgeneral Başbuğ, "Türkiye ortalaması yüzde 8 küsur. Şimdi okuma yazma bilmeyenlerin oranının yüzde 20 olduğu bir yerde, biraz evvel söylediğimiz daha fırsat eşitliği, her alanda kendini geliştirme olanaklarını sağlayabildiğimizi söyleyebilir miyiz?" diye sordu.



-TÜRKÇE, AYNI ZAMANDA ORTAK İLETİŞİM DİLİDİR-



Orgeneral Başbuğ, gözden kaçan önemli bir nokta olduğunu belirterek, "Türkçe, tabii ki Türkçe... Anayasamız çizmiş, Anayasamızın 3. maddesi çok açık, Türkçe resmi dil ama önemli olan bir husus daha var. Türkçe, aynı zamanda ortak iletişim dilidir" dedi.
Daha refah daha mutlu bir hayatın, tüm insanların hakkı olduğunu dile getiren Orgeneral Başbuğ, sözlerine şöyle devam etti:
"Ama buraya giden yol ilk önce Türkçeden geçiyor. Ancak burada yüzde 20 noktalarında bu konuda geride olduğumuzu düşünürsek gerçekten, bu bölge insanımızın iyiliğini, refahını, mutluluğunu isteyen herkesin esas üzerinde durması gereken noktalar bunlar değil mi? Ana noktaları bırakıyoruz, diğer noktalarla şey yapıyoruz. Esas insan odaklı değil mi, bu insanlarımızın derdi, sıkıntısı ne? Çok açık, birlikte yaşamaya karar verenler için ki burada en ufak bir tereddütümüz yoktur. Bu, Cumhuriyetin kurulduğu ilk günden bugüne kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ezici bir çoğunluğu, birlikte yaşama kararındadır. Arada çok farklı, marjinal grupları bir kenara bırakalım. Ezici çoğunluk, birlikte yaşama kararını vermiştir ve bu kararlılıkla karar verir. Birlikte yaşamaya karar verenler için her yer Türkiye’de, her makam herkesindir. Bunun aksini söyleyen varsa çıksın.
Elbette herhangi bir vatandaşımızın nerede olursa olsun, kendini ezik hissetmesi de bizim sorunumuzdur. Bu konuda üzerimize düşenleri de yapmamız lazım. Açık söylüyorum, özellikle bu bölgedeki insanlarımız, vatandaşlarımız, Doğu Anadolu dahil olmak üzere ağalardan çekti. Bugün bu noktalardaysak, altında yatan temel nedenlerin bir tanesi bu. Bu zamanın ağalarından çeken insanlarımız, siyaset ağalarından terör ağalarından muzdarip. Esas temel sorunlardan bir tanesi de bu halkımızı siyasetin ağalarından terör ağalarından kurtarılması."



-KADERLERİNİN ORTAK OLDUĞUNU ÖĞRENMELİ-



Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü olduğunu vurgulayan Orgeneral Başbuğ, geçenlerde bir doküman okurken yaşamını yitiren Kinyas Kartal’ın sözlerini çok önemli bulduğunu söyledi. Kartal’ın sözlerine uyulduğu takdirde yenilemeyecek hiçbir güçlük olmadığını belirten Orgeneral Başbuğ, şunları söyledi:
"Bakın ne demiş: Ayrılık tohumu giren tarladan nifak ve nefret çıkar. Evvela, bu milletin evlatları kaderlerinin ortak olduğunu öğrenmelidir. Yüzde yüz katıldığımız bir şey bu. Diyor ki, birbirimizi yeteri kadar seversek, başka sevgiye muhtaç olmayız. Herhalde bu bayram gününde bütün bölge insanımızın, ülkemizin bütün insanlarının, milletimizin her ferdine. Edirne’den Hakkari’ye kadar söyleyeceğimiz söz şu olmalı: Birbirimizi, yeteri kadar seversek, başka sevgiye muhtaç olmayız. Bence, bu bayramın en güzel mesajı bu olmalı.
Yaşanmakta olan gelişmelerden tedirgin olan vatandaşlarımız ve insanlarımıza da buradan sesleniyorum: Tedirginlik duyanlar merak etmesin. Türk Silahlı Kuvvetleri, milletimizden aldığı güç ve azimle, görevinin başındadır.
Mehmetçiklere bakıyorsunuz, biz de ilk geldiğiniz de hepsiyle burada bayramlaştık. Ardahanlı, Bitlisli, Bursalısı, İstanbullusu, Ankaralısı var. Bu ne demek, biliyor musunuz? İşte, burada gördüğümüz bu tablo, bu ordunun milli olduğunu gösteriyor. Bu ordu, millidir. Halk işte, milletimiz, milletimizin burada temsilini görüyorsunuz. Bizim için Karslısı da Erzurumlusu, Ağrılısı, Ardahanlısı, Bursalısı, Ankaralısı da hepsi aynısıdır. Hepsi bizim Mehmetçiğimizdir."
Biraz sonra Nusaybin’de, KKTC’de yıldırım düşmesi sonucu şehit olan askerin cenazesinin kaldırılacağını ifade eden Orgeneral Başbuğ, şöyle devam etti:
"İşte bu, bu millet, bu duyguyu görüyorsunuz. Onun için bazıları, bu orduyu karıştırıyorlar, başka ordularla mukayese ediyorlar. Bu ordu, hiçbir grubun ordusu değildir. Bu ordu, bilmen neyin ordusu değildir. Bu ordu, milletin ordusudur. İşte millet... Bizim, gücümüz bu zaten. Onun için TSK, milletinden aldığı güçle, azimle görevinin başındadır. Türk ordusu, milli ordudur. Milli ordu demek, Türk ordusunun arkasında Türk milleti vardır. Millet var, ulus var. işte, budur.
Türk ordusunun kurulduğundan beri bu millilik vasfı vardır, ilelebet de devam edecektir. Güçlü millet, tarihsel geçmişimiz var, tecrübemiz var, ahdımız var. Güçlüyüz ve her zaman söylediğim gibi öz güvenimiz tam. Güçlüyüz ki, en büyük gücümüz bu, bu da milletimizin sağ duyusudur. Fedakarlığına, kahramanlığına, ahdına ve vicdanına güveniyoruz."
Orgeneral Başbuğ, Ramazan Bayramı’nın ikinci günü burada olmaktan büyük bir mutluluk duyduğunu ifade ederek, "Elbette, gönül ister ki her yerde olalım ama bilin ki nereye giderseniz gidin, Edirne’de, Ankara’da, Bursa’da, Hakkari’de, Şırnak’ta, Erzurum’da, Rize’de, Trabzon’da ve Ordu’da da bunları göreceksiniz" dedi. (aa)