Başbuğ: Mesnetsiz suçlamalara sessiz kalmayacağız

Başbuğ, "Bizi en çok üzen noktalardan biri TSK içinde Mehmetçikler üzerinden kanlı hesaplar yapabilenlerin olduğunun düşünülmesi. Bu düşünceleri söyleyen ve ima edenler bu yaptıklarıyla ne kadar zavallı bir durumda olduğunu göstermekte" dedi.

Ömür AVCI- Osman ŞİŞKO


TRABZON - Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Trabzon Limanı’nda demirli Oruç Reis Firkateyni’nde düzenlediği basın toplantısında sert mesajlar verdi. Orgeneral Başbuğ, “İçinde bulunduğumuz bu süreçten rahatsızız. Bu rahatsızlığımızı her vesileyle yetkili ve ilgili makamlara ilettiğimiz gibi, yasal olarak yapılması gerekenleri de yapıyoruz. Hem ülkesini, hem milletini sevmek, hem de haksız yere Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı psikolojik harekat yürütmek bir arada olamaz” dedi.
Dün akşam Trabzon’a gelen Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 4 gündür Trabzon Limanı'nda demirli bulunan TCG Oruç Reis Firkateyni’nde basın toplantısı düzenledi. Toplantıda Orgeneral Başbuğ’a Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Işık Koşaner, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Aksay, Jandarma Genel Komutanı Orgenaral Atilla Işık, 3'üncü Ordu Komutanı Orgeneral Saldıray Berk ile askeri yetkililer eşlik etti.
Firkateynin helikopter pistindeki gemi arması önünde hazırlanan kürsüde konuşan Orgeneral İlker Başbuğ, “Bugün Trabzon’da sizlerle birlikte olmaktan çok büyük mutluluk duymaktayız. Karadeniz insanı zor koşulların insanıdır. Mücadele azmi yüksek, zeki, pratik ve çalışkandır. Her şeyden önce milli konulara duyarlıdır. Ülkesi için fedakarlıktan hiçbir zaman kaçınmaz. Bu nedenlerle gerçekten bugün burada bulunmaktan büyük bir kıvanç duyuyoruz” dedi.
Orgeneral Başbuğ, son günlerdeki olaylara dikkati çektiği konuşmasında şu görüşlere yer verdi:



İTİDAL ÇAĞRISI



“Son zamanlarda toplumsal olayların arttığını görmekteyiz. Şiddete başvurulduğunu görmekteyiz. Bu olaylar hiçbir şekilde kabul edilemez. Toplumun bütün kesimleri sağduyulu olmak, tahriklere kapılmamak zorundadır. Herkes itidal ile hareket etmelidir. Toplumsal çatışma, hiç kimseye, ülkemize fayda sağlamaz. Büyük zararlara neden olabilir. Ancak düşmanlarımızı sevindirir.
Güvenlik kuvvetlerimiz gerekli tedbirleri zamanında alarak halkımızın güvenliğini sağlamaya ve büyük bir özveri ile görevlerini yerine getirmeye çalışmaktadır. Herkes güvenlik kuvvetlerimize yardımcı olmalıdır. Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu da hiç kimse unutmamalıdır. Toplumsal huzura giden yolun, ortak değerlerimizin güçlendirilmesinde olduğunu düşünüyoruz.



ORTAK DEĞERLERE SAHİP ÇIKILMALI




Farklılıklara elbette saygılı olmalıyız, ancak farklılıklara saygılı olmak her zaman farklılıklarımızı öne çıkarmayı da gerektirmez. Esas önemli olan özellikle bugünlerde binlerce yıllık sahip olduğumuz, bizi birbirimize kenetleyen ortak değerlerin sıkca ortayla konulmasıdır. Bu ortak değerlere sahip çıkılmasıdır. Türkiye 1984’ten beri bölücü terör örgütü ile mücadele etmektedir. Bu süreçte ülkemiz ve milletimiz, insanımız, özellikle terörün yoğun olduğu bölgedeki insanlarımız, bu terörden büyük zarar görmüştür. Türk Silahlı Kuvvetleri, bölücü terör örgütüne karşı mücadelesine yasalar çerçevesinde her türlü fedakarlığı ve gayreti göstererek kararlılıkla devam etmiştir ve devam etmeye de azimli olarak kararlıdır.



TSK'YA KARŞI ASİMETRİK PSİKOLOJİK HAREKAT



Bölücü terör örgütü ile mücadeledeki ana hedefimiz terör sorununun Türkiye’nin gündeminin en alt sıralarına indirilmesidir. Unutmayınız ki, teröristler ve destekleyicileri gündemin, kan, gözyaşı, kin ve nefret üzerinde oluşmasını ister. Yine unutulmamalıdır ki ülkenin ve milletin bütünlüğünün korunmasının her zaman elbette bir bedeli olur.



ORUÇ REİS'İN ANLAMI



Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı yürütülmekte olan asimetrik psikolojik harekete değinmek istiyorum. Bu konuya değinmenin, özellikle bugün üzerinde beraber olduğumuz TCG Oruç Reis Firkateyni’nde değinmemin özel bir anlamı vardır. Her halde bunu, herkes açıkça ne demek istediğimi anlamaktadır.
Türkiye’nin bulunduğu coğrafya zor bir coğrafyadır. Ülkemizin etrafı sorunlarla çevrilidir. Bu coğrafyada güçlü olmayan devletler ayakta kalamaz. Milli gücün asli unsurlarından biri de askeri güçtür. Etkin ve caydırıcı niteliklere sahip bir silahlı kuvvetlere sahip olunması hayatidir, ülkenin beka sorunuyla direkt ilgilidir.



ELEŞTİRİYİ SAYGIYLA KARŞILARIZ ANCAK




Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendisine olan özgüveni tamdır. Bundan kimsenin en ufak şüphesi olmasın. Sahip olduğumuz bu özgüven, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kendisine yönelik, gerçeklere, doğrulara dayanan, önyargılı olmayan, sağduyulu eleştirileri her zaman saygı ile karşıladığını ve bu tip eleştirilere her zaman açık olduğunun açık bir kanıtıdır. Ancak, bu duruma karşın son zamanlarda gerçek dışı olaylara, yalanlara dayalı, ön yargılı olarak bazı çevreler ve kişiler tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı asimetrik psikolojik harekat yürütülmektedir.



MEDYADA HAKSIZ KAMPANYA



Ne acıdır ki özellikle Türkiye’de medyanın bir kısmının varoluşlarının temel nedeni, gerçeklere ve doğrulara dayanmayan, ön yargılı ve özel amaç taşıyan eleştiriler yaparak Türk Silahlı Kuvvetleri’ni haksız yere her gün gündemde tutmak ve aleyhine kampanya yürütmektir. Bunlar aynı zamanda kendilerini demokrasinin savunucusu olarak da göstermektedir. Demokrasiyi savunmak için tek çıkar yol, onlar için tek çıkar yol, Silahlı Kuvvetler'in karşısında olmaktır. Ki Türk Silahlı Kuvvetleri her vesileyle demokrasiye ve hukuk devletinin yanında olduğunun ifade etmektedir.



SÜREÇTEN RAHATSIZIZ



İçinde bulunduğumuz bu süreçten rahatsızız. Bu rahatsızlığımızı her vesileyle yetkili ve ilgili makamlara ilettiğimiz gibi, yasal olarak yapılması gerekenleri de yapıyoruz.
Hem ülkesini hem milletini sevmek, hem de haksız yere Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı psikolojik harekat yürütmek bir arada olamaz. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı planlı, kendi amaçları ve menfaatleri çerçevesinde haksız şekilde psikolojik hareket yürütenlere diyorum ki, bulunduğunuz yol, bulunduğunuz yer doğru değildir. Türk milletinin büyük çoğunluğu da ne yaptığınızın farkındadır.



SİYASİLER, AMADEMİSYENLER VE MEDYA MENSUPLARI



Son dönemde meydana gelen her terör olayıyla Türk Silahlı Kuvvetleri’ni ilişkilendirme yönünde çabalar da vardır. Her gün bu çabalara yenisi ilave edilmektedir. Terör olaylarını Türk Silahlı Kuvvetleri ile ilişkilendirmeyi PKK, PKK destekleyicileri, PKK sempatizanları yapabilir. Ancak böyle ilişkilendirmeleri ve bu amaca yönelik imalı konuşmaları siyasiler, akademisyenler ve medya mensupları yapamaz, yapmamalıdır.



HUKUK DEVLETİNDE DEDİKODUYA YER YOK




Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletidir. Her şey yasalara uygun olarak yürütülür. Ciddi hukuk devletinde imalı konuşmalara, dedikodulara yer yoktur. Bizi en çok üzen ve yaralayan noktalardan biri ise Türk Silahlı Kuvvetleri içinde bizlere canları emanet edilen Mehmetçikler üzerinden kanlı hesaplar yapabilenlerin Türk Silahlı Kuvvetleri içinde olduğunun düşünülmesi, ileri sürülmesi konusudur. Bu düşünceleri kapalı ve açık şekilde söyleyen ve ima edenler bize göre bu yaptıklarıyla Türk milletine ne kadar zavallı bir durumda olduklarını göstermektedirler.



ADLİ MAKAMLAR DAHA DUYARLI OLMALI



Adli makamlar ihbar mektuplarına, özellikle itirafçıların ve gizli tanıkların ifadelerine karşı daha duyarlı ve dikkatli olarak hareket etmelidir. Böyle durumlarda Türk Silahlı Kuvvetleri ile bilgi teatisi ve işbirliği içinde bulunmalıdırlar. Aksi durumlar, kurumlar arası çatışmalara neden olabilir.
Türk Silahlı Kuvvetleri’nin hiçbir zaman hataları örtme, suçluları koruma durumu olmamıştır. Ancak artık haksız ve mesnetsiz suçlamalara karşı da sessiz kalamaz. Meydana gelen bazı terör olaylarında elbette bazen hatalar, eksiklikler olabilir. Bunlar görevin icrasında olabilecek ihmalli davranışlardır. Ancak ihmal başka bir şeydir, kasıtlı hareket etmek başka bir şeydir. Türk Silahlı Kuvvetleri ihmal ve eksikliklerin olduğu bütün olayları da yargıya taşımak zorundadır ve taşımaktadır.



TSK'YA SEVGİYİ AZALTAMAZLAR



Türk Silahlı Kuvvetleri’ni başka ülkelerin ordularıyla karşılaştıranlar, bu şekilde amaçlarına ulaşacaklarını sananlar, ne Türk toplumunun tarihi gerçeklerini, ne de Türk Silahlı Kuvvetleri’ni bilmeyenler, ya da kendilerine bile yabancılaşmış olanlar, ne yaparlarsa yapsınlar etkinliğini azaltamazlar. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türk halkı ile olan bağını ve sevgisini azaltamazlar. Elde ettikleri tek şey belki komuta katını, yani bizleri gereğinden fazla meşgul etmeleri ve bütün personeli ve en önemlisini de Türk milletini üzmeleridir. Ama Türk milleti neler olduğunu, nelerin yapılmak istendiğini çok iyi bilmektedir.
Türk Silahlı Kuvvetleri, ülkenin bir gün caydırıcı bir güç olarak silahlı kuvvetlere mutlaka ihtiyacı olabileceğinin bilinci içindedir. Bu nedenle de dün olduğu gibi bugün de yarın da dimdik ve özgüvenle, yasalarla kendisine verilen görev ve sorumlulukları yerine getirmeye hazırdır ve hazır olmaya da mecburdur.
Türk Silahlı Kuvvetleri gücünü Türk milletinden almaktadır. Ziyaret ettiğimiz her bölgede halkımızın Türk ordusuna, komutanlarına olan sevgisini her vesileyle görmekteyiz. Bu bizim için en büyük güçtür. En büyük gücümüzü, güç kaynağımızı, halkımızın Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı duyduğu sevgi, saygı ve güven oluşturmaktadır.



GÜN BİRLİK VE BAREBERLİK GÜNÜ



Biraz sonra Trabzon halkı ile de beraber olacağız. Aynı sevgi ve saygıyı, belki de daha büyük bir boyutta sevgi ve saygıyı biraz sonra hep beraber yaşayacağımıza inanıyorum. Türkiye’nin önünde elbette zorluklar ve güçlükler vardır. Ancak inancımız şudur ki Türk milleti, Türkiye Cumhuriyeti, birlik beraberliğini koruduğu müddetçe her türlü zorluğu ve güçlüğü yenebilecek güçtedir. Gün, birlik, beraberlik ve bütünlük günüdür.”
Genelkurmay Baykanı Orgeneral İlker Başbuğ, daha sonra soruları yanıtlamadan gemideki kamarasına geçti ve bir süre dinlendi. (dha)