Basında 10 yıl önce Dağlıca: Birden top ateşiyle sıçradık...

10 yıl önce Dağlıca

TSK 26 gazeteciyi Güneydoğu Anadolu Basın Turu'na çıkarmıştı. İlk durak, PKK saldırısında 12 askerin şehit düştüğü Yüksekova'ya bağlı Dağlıca Köyü'ydü. Gazetecilerin izlenimleri yoğun ilgi toplamıştı...

İSTANBUL - Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), 10 yıl önce kasım ayında, aralarında Radikal Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni İsmet Berkan'ın da yer aldığı 26 gazeteciyi 'Güneydoğu Anadolu Basın Turu'na çıkarmıştı. Turun ilk durağı ise önceki gün PKK saldırısı sonucu 12 askerin şehit olduğu Yüksekova'ya bağlı Dağlıca Köyü'ydü. Ertesi gün gazetelerde Dağlıca izlenimleri vardı:
İsmet Berkan (Radikal, 18 Kasım): Köyde ve taburda dolaşıp bilgi alırken hepimizi havaya sıçratan bir şey oluyor ve top ateşleniyor. Uzakta PKK ile temas sağlanmış, telsizle gelen istekler üzerine top mermileri ardı ardına yağıyor. Sürekli eller tetikte, gözler dağlarda. Askerler nöbete gittiklerinde üç-dört gün geri gelmiyor, dağlarda yaşıyor. Türkiye'nin Güneydoğusu'nda, o ücra köyde askerden başka kimse yok. Ne kamu görevlileri, ne siyasi partiler, ne sivil toplum örgütleri ne başka şey.
Oral Çalışlar (Cumhuriyet, 17 Kasım): Burada 1994 yılından bu yana bir tabur bulunuyor. Yalçın dik tepelerin ortasındaki köyün yolunun kışın dört ay kapandığını ve Yüksekova ile ilişkisinin kesildiğini söylediler. Dağlıca'da her aileden bir korucu var. Askerden başka devlet görevlisi yok. Askerler, yöreye askerler dışında devlet görevlisinin gelmediğinden ve sınırlı olanaklarla görev yaptıklarından yakındı.
Deniz Som (Cumhuriyet, 18 Kasım): Kobralar eşliğinde Sikorsky helikopterlerle giriliyor Dağlıca'ya. 98 hanede 819 nüfus var. 96 kişi köy korucusu. Bir de İç Güvenlik Piyade Taburu, 800 asker. Köy, adına uygun konumda. Bir yanı Cilo, bir yanı İkiyaka dağları, bir yanı Karadağ. Irak sınırına 1.5 kilometre. Sınırın öte yanında PKK'nın eski kampı, Şetünüz. Artık güvenlik sağlanmış. Köy yolu toprak. Telefon yok. Kışın elektrik gelmiyor. Radyo, gazete, öğretmen, doktor, imam yok. Devletin köyle ilgisi kesmiş.
Necati Doğru (Sabah, 19 Kasım): İç güvenlik piyade taburunun komutanı anlatıyor ki, beş ay içinde 11 operasyon yapmışlar. Tepelerde terörist bitirilmiş. Kışın çok kar yağıyor. Yollar kapanıyor. Kış gelince telefon da çalışmıyor. Şehir elektriği kesiliyor. Radyo parazit yapıp ses almaz hale geliyor ve düşük voltajdan ötürü TV de görüntü alamıyor. Ancak asker burada var. Dağlardan sildiği teröristin yeniden dirilmesini önlemek için hep var.
Kenan Akın (Türkiye, 19 Kasım): Dağlıca üs bölgesi, yalçın tepeler üzerinde kartal yuvasını andırıyor. Dik iki dağ arasından geçen ırmak, Irak ile Türkiye arasında sınır. PKK militanları sık sık bu dereyi geçiş için kullanıyordu. Şimdi tamamen askerin denetiminde.
Ali Bayramoğlu (Yeni Yüzyıl, 19 Kasım): Köy korucu ve Oraman aşiretinin. Varlığını bu tabur sayesinde idame ettiriyor. Sadece güvenlik açısından değil. Eğitim ve sağlık açısından. Askerler köye ilkokul inşa ediyor, halen açık olan ilkokul binasında öğretmenlik yapıyorlar. Sağlık sorunlarını tabur doktorları çözüyor. Devlet ve ülke adına utanılası, ağlanası bir halde mutluluk duyuyoruz.
Kerem Çalışkan (Yeni Yüzyıl, 19 Kasım): 800 kişilik bir köy ve zor koşullarda mücadele eden bir birlik... Az ötesi Irak, çatışma muhtemelen o tarafta. Onca gürültü arasında, tabur personeli ve subayların büyük kentlerdeki eşleri tarafından toplanan paralarla derme çatma barakada, genç bir asker çocuklara eğitim veriyor. Acil ihtiyaçlarda tek güvence, helikopter. Korucular 24 saat nöbet tutuyor.
Gülay Göktürk (Yeni Yüzyıl, 20 Kasım): Operasyonlar dışında tepeciler küçük ekipler halinde üssü çevreleyen tepelerde günler süren nöbetleri tutarken, üste kalanlar ya eğitim yapıyor ya da sosyal hizmet uzmanı gibi halka yardım ediyor, okulda öğretmenlik, inşaatta işçilik yapıyor. Erler sayılı gündür geçer deyip teskere bekliyor. Ama subaylar öyle mi?