Başkentte 90 yıllık geleneği yıkacağım

Başkentte 90 yıllık geleneği yıkacağım
Başkentte 90 yıllık geleneği yıkacağım
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için aday adayı olan Aylin Nazlıaka, kadınların siyasette ikinci planda kaldıklarını söyledi. Nazlıaka, "Eğer kazanırsam 90 yıl sonra koltuğa bir kadın oturacak" dedi.
Haber: MİRAY ÇİMEN / Arşivi

CHP Ankara Milletvekili ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı aday adayı Aylin Nazlıaka ile Gezi olaylarının Ankara ayağının merkezlerinden biri olan Kuğulu Park’ta buluştuk. Nazlıaka, adaylık kararı vermesinden bu yana gelişen süreci ve projelerini Radikal’e anlattı.
Ankara ile arasında kuvvetli bir bağ olduğunu ifade eden Nazlıaka, “Burada doğdum, büyüdüm, okudum, eşimle burada tanıştım, çocuklarımı burada dünyaya getirdim. Hep Ankara’nın daha yaşanabilir bir kent olmasına da kafa yormuş olan biriyim. Özellikle Gezi olaylarından sonra yolda yürürken bile insanların beni durdurduğunu ve ‘Sizi bu şehri yönetirken görmek istiyoruz’ dediğini duydum. Ben de çok önemli bir süreçten geçtiğimiz bu dönemde hem sorumluluk isteyen hem de gururlu bir göreve talip olmaya karar verdim. Bu seçimler sadece bir yerel seçim değil aynı zamanda Türkiye’nin tekrar sosyal demokrat bir anlayış tarafından yönetileceği bir sürecin de başlangıç noktasını oluşturacak. Biz inanıyoruz ki bu seçimlerde aynen 89 yılında elde ettiğimiz rüzgârı elde edeceğiz. CHP gümbür gümbür geliyor.”
Aday adayı olmaya karar verdiği zaman milletvekili olduğu için CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ’ndan onay almak istediğini ifade eden Nazlıaka, “Genel Başkanımız eşitlikçi, özgürlükçü ve demokrasi anlayışını içselleştirmiş olan bir kişidir. Kendisi de bir gün düşünmek istediğini söyledi. Ertesi gün de aday adaylığım için herhangi bir engel olmadığını ve yola devam edebileceğimi ifade etti” dedi.

İlk 3 proje: İş, yol ve su

Partisinin kendisini aday göstermesi ve belediye başkanı seçilmesi halinde Ankara’yı Ankaralılar ile yönetmek istediğini vurgulayan Nazlıaka, “Ankaralılara rağmen karar vermeyeceğiz ve bu şehri meslek odalarıyla, STK’larıyla ve üniversiteleriyle yöneteceğiz” diyor. Nazlıaka, Ankara’da hayata geçirecekleri ilk üç projeyi ‘iş’, ‘yol’ ve ‘su’ olarak sıralıyor. Nazlıaka, Gezi olayları ile başlayan forumların yapıldığı alanları da yaygınlaştırmak istediklerini sözlerine ekliyor.
Aday adaylığını açıklamasının ardından kendisine iyi tepkiler verildiğini vurgulayan Nazlıaka, “Kadın vekillerle Meclis’teki bazı ortak kullanım alanlarında, Meclis kuaförü gibi, daha sık bir araya geliyoruz. Meclis’in tüm kadın çalışanları, partimizin tüm kadın milletvekilleri ve AKP de dahil olmak üzere diğer partilerin kadın milletvekillerinden çok olumlu tepkiler aldım. Umarım bu adım ülkemizdeki tüm kadınların hem yerel yönetimlerde, hem karar mekanizmalarında hem de iş dünyasında, sivil toplum örgütlerinde daha etkili olmasında bir şekilde tetikleyici etki yaratır. Çünkü şu anda yerel yönetimlerde kadın oranı çok düşük. 2 bin 950 belediye başkanının sadece 26’sı yani binde 8,8’i kadın olmuş. Kadın belediye meclis üyesi yüzde 4,2. Kadın il genel meclis üyesi yüzde 3.2. Kadın mahalle muhtarı yüzde 2,3. Başkent ilk kez 90 yıl sonra bir kadın tarafından yönetiliyor olacak” diye konuşuyor.
CHP’nin yaptırdığı anketlerde Ankaralıların daha farklı bir zihniyetle yönetilmek istediğinin ortaya çıktığını ifade eden Nazlıaka, “Onun için CHP ile ilgili olarak son derece olumlu bir süreç bekliyor bizi. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı elbette çok onurlu bir görev. Onun için şu anda çok sayıda aday olması normal. Ben bu süreç içerisinde aday adayı olarak kendi çalışmalarıma yoğunlaşmış durumdayım. Onun için diğer adaylarla ilgili yorum yapabilecek durumda değilim. Sonuçta Mart 2014’ten sonra CHP’nin yöneteceğini söyleyebilirim” diyor.

Melih Gökçek’i üslupsuz buluyorum

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile aralarında yaşanan tartışmaları anımsattığımız Nazlıaka, “Kendisi şu anda aday değil. Kendisinin aday olup olmadığını bilmiyoruz henüz. AKP açıklamadı. Onun için kendisi aday oluncaya kadar bu konuda yorum yapmamayı daha uygun buluyorum” diyor. Nazlıaka, Gökçek’in kendisiyle ilgili yaptığı “Şov yapıyor” açıklamasına ise “Kendisinin çok üslupsuz olduğunu düşünüyorum. Benimle ilgili yaptığı yorumları da gülünç buluyorum ama buna sadece kendisi gülüyor sanırım” şeklinde yanıt veriyor.

Ankara halkı ile ilgili araştırmalar yaptıklarını ve araştırmalar sonucunda gençlerin Ankara’da saat 24.00’ten sonra ulaşım olmamasını eleştirdiklerini kaydeden Nazlıaka, “Bununla ilgili olarak büyükşehir belediyesine talepte bulunanlara ‘Biz ayyaş taşıyamayız’ yanıtını vermişler. O saatte toplu taşımacılığı kullanacak olan kişilerin sadece alkol tüketen kişiler olduğu gibi bir önyargı var. Bu Ankaralıları da rencide ediyor. Yaşam alanlarını kısıtlıyor. Bu genç arkadaşımız ‘Ben o saatte sahura bir arkadaşıma da gidebilirim, işten de çıkıyor olabilirim ya da sosyal hayatın uzantısı olarak evime dönüyor olabilirim’ diyor. Sokaklar yaşamalı ki kentler de yaşasın. Sokaklar öldüğü zaman kentler de ölüyor. Ankara’yı daha canlı bir şehre dönüştüreceğiz” diyor.



Yüzde 50’yi evde zor tutuyorum

Aday adayı olması konusunda ailesinden destek aldığını ifade eden Nazlıaka, Gezi olayları sırasında oğulları ile yaşadığı bir anıyı anlatıyor. Gezi olayları sırasında çocuklarının da kendisiyle birlikte Kuğulu Park’a gelmek istediklerini ancak kendisinin onları riskli bir ortama sokmak istemediğini ifade eden Nazlıaka, “Bir pazar günü ikisi de son derece üzgün bir şekilde koltukta oturuyor. İkisinin fotoğrafını çektim. ‘Yüzde 50’yi evde zor tutuyorum’ dedim. Daha sonrasında Twitter üzerinden o kadar ince zekâlı mesajlar geldi ki” dedi 

Belediye 'biz ayyaş taşıyamayız' diyor


Ankara halkı ile ilgili araştırmalar yaptıklarını ve araştırmalar sonucunda gençlerin Ankara’da saat 24.00’ten sonra ulaşım olmamasını eleştirdiklerini kaydeden Nazlıaka, “Bununla ilgili olarak büyükşehir belediyesine talepte bulunanlara ‘Biz ayyaş taşıyamayız’ yanıtını vermişler. O saatte toplu taşımacılığı kullanacak olan kişilerin sadece alkol tüketen
kişiler olduğu gibi bir önyargı var. Bu Ankaralıları da rencide ediyor. Yaşam alanlarını kısıtlıyor. Bu genç arkadaşımız, ‘Ben o saatte sahura bir arkadaşıma da gidebilirim, işten de çıkıyor olabilirim ya da sosyal hayatın uzantısı olarak evime dönüyor olabilirim’ diyor. Sokaklar yaşamalı ki kentler de yaşasın. Sokaklar öldüğü zaman kentler de ölüyor. Ankara’yı daha canlı bir şehre dönüştüreceğiz” diyor.