@idrisemen

Başörtüsü sadece başlangıç

Başörtüsü sadece başlangıç
Başörtüsü sadece başlangıç
Öğretmen Türkan Yılmaz: Başörtüsü yasağıyla mücadele ederken başörtüsü takmayan birçok kişi bize destek verdi. Tercihlere saygı duymalı. İsteyen mini, isteyen şort giyer. Kimin ne giyeceğine devlet değil, kişi karar vermeli.
Haber: İDRİS EMEN - idris.emen@radikal.com.tr / Arşivi

Kamuda başörtülü çalışma yasağını kaldıran yönetmeliğin Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte öğretmenler de başörtüsüyle derse girmeye başladı. İstanbul ’un Kartal ilçesine bağlı Sabri Taşkın Eğitim Uygulama ve İş Okulu’nda görev yapan zihinsel engelliler sınıf öğretmeni Türkan Yılmaz başörtülü olarak derse giren binlerce öğretmenden sadece biri.
Yılmaz, başörtü yasağıyla ilk, 1996 yılında Uludağ Üniversitesi’ne girdiğinde tanışmış:
“2. sınıfa kadar başörtüsüyle derslere girebiliyorduk. Kimse sorun etmiyordu. 3. sınıfta öğrenci kimliğimi yenilemek için öğrenci işlerine başörtülü bir fotoğrafı teslim ettim. Görevli memur başörtülü fotoğrafımı kabul etmedi. Sonra yasak giderek şiddetlendi. Bir gün kampüse giderken jandarma otobüsü durdurdu. Bir asker sakallı ve başörtülü öğrencilerin girmelerinin yasak olduğunu belirterek bizi kampüse sokmadı. Yaklaşık 1 ay okula alınmadık. Eylem yaptık. Soruşturma açıldı. Devam zorunluluğu vardı. Okula gitmek için başımı açmak zorunda kaldım. Başımı açmak o kadar zoruma gitti ki onu günü asla unutamıyorum. Şimdi geriye dönüp baktığımda o gün başımı açmakla büyük bir hata yaptığımı fark ettim.’’

Astsubay denetledi!

Başörtüsü soruşturmaları mesleğe başladığında da devam etti: “2000 yılında Malatya’nın bir mezrasına atandım. Görev yaptığım yer küçücük bir köydü. Köy halkı başörtüsüyle dolaşıyordu. Sorun olmaz diye düşündüm, 3 ay derslere başörtüsüyle girdim. 4. ay bir astsubay okula gelerek başörtüsünü çıkarmamı istedi. Hakkımda bir de soruşturma açıldı. Astsubay her gün başörtüsü takıp takmadığımı öğrenmek için okula geliyordu. Sömestr tatilinde bir eğitim seminerine katılmak için Malatya’ya gittim. Konaklama için öğretmenevine gittiğimde görevliler, başörtüsüyle beni öğretmenevine alamayacaklarını söyledi. Her şey şaka gibiydi.’’

Ya erkek öğretmenler?

Eğitim-Bir-Sen’in serbest kıyafet için sivil itaatsizlik eylemine katılan Yılmaz, “Başörtüsü yasağının kaldırılması beni son derece rahatlattı. Bu ülkede hiç kimse inancından veya düşüncesinden dolayı ötekileştirilmemeli. Başörtüsü yasağıyla mücadele ederken başörtüsü takmayan birçok kişi bize destek verdi. O insanların da tercihlerine saygı duyulmalı. Serbest kıyafet erkek öğretmenler için de uygulanmalı. Erkek hocalarımızın giyimini sınırlandıran düzenlemeler kaldırılmalı’’ diyor.
Yılmaz’a göre devlet kılık kıyafete karışmamalı: “Okullarda başörtüsü yasağı kaldırıldı. Ama kadın öğretmenlerin giyimini sınırlandıran bazı uygulamalar hâlâ devam ediyor. Örneğin kadın öğretmenlerin mini, yırtmaçlı etek giymesi hâlâ yasak. Bu uygulamalar dayatmacı bir zihniyetin devam ettiğinin göstergesidir. Devlet kesinlikle bireyin giyim kuşamına karışmamalı. Kişinin giyim kuşamını sınırlandıran bu tarz uygulamalar derhal kaldırılmalı. İsteyen mini etek giyer, isteyen şort giyer. Kimin ne giyeceğine devlet değil, kişinin kendisi karar vermeli. Bu tarz sınırlandırıcı uygulamalar derhal kaldırılmalı.’’

Mücadeleye devam!

Eğitim-Bir-Sen’den yapılan açıklamada okullarda serbest kıyafet için yaklaşık 1 yıldır sürdürdükleri sivil itaatsizlik eyleminin fiilen sona erdiği belirtilerek şöyle denildi: “Düzenlemenin başörtüsüyle
sınırlı tutulmasını eksiklik olarak görüyoruz. Erkek kamu görevlilerinin de takım elbise, kravat, saç ve sakal gibi  yasaklardan kurtarılması için mücadelemiz devam edecek.”