Batı'da eroinman Türkler artıyor

Eroin, New York'taki son saldırıyla birlikte terörü ve terör örgütlerini finanse eden önemli bir kaynak olarak tekrar gündeme geldi.
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

Eroin, New York'taki son saldırıyla birlikte terörü ve terör örgütlerini finanse eden önemli bir kaynak olarak tekrar gündeme geldi. Bugün dünya pazarlarında satılan uyuşturucunun parasal değeri hakkında bir bilgimiz var mı? Bu piyasada bir yılda ortalama kaç para dönüyor?
Ben, İsviçre'nin Basel eyaletinin Çokuluslu Uyuşturucu Bağımlılığı Danışma Merkezi'nin vakıf başkanlığını yapıyorum. Size İsviçre'den net bir rakam verebilirim. Yedi milyon nüfuslu İsviçre'de 30 bin kadar eroin bağımlısı var. Eroinin gram fiyatı Zürih'te 60 ile 100 frank arasında değişiyor. Bir bağımlının günde ortalama yarım gram eroin aldığını düşünürsek, İsviçre'de bir günde satılan eroinin miktarının 15 bin gram olduğunu görürüz. Bunun parasal değeri gramı 100 franktan 1.5 milyon frank eder ki, bunu 365 günle çarptığımızda, sadece İsviçre'de eroin pazarının yıllık hacmi 500 milyon İsviçre Frangıdır. Yedi milyon nüfuslu İsviçre'de bile yılda 300 milyon dolarlık bir yasadışı eroin pazarı vardır.
Peki diğer Avrupa ülkelerinde durum nedir?
Aslında eroin tüketiminde Avrupa ortalaması, İsviçre'den daha yüksektir. Bu da Batı'nın eroin açısından ne kadar büyük bir pazar olduğunu, her yıl ne kadar büyük paraların eroine harcandığını gösteriyor. Sadece ABD'de 500 bin civarında eroin bağımlısı var. Bu bağımlıların çoğu New York'ta yaşıyor. Türkiye'de ise eroin bağımlılarının sayısı hakkında sağlıklı bir bilgi yok. Bizdeki karanlık sayı çok yüksek olabilir, çünkü bizim ülkemizdeki eroin bağımlısı doktor yardımı almaktan korkuyor, Batı'daki gibi hekime kolay başvurmuyor, kendini gizliyor.
Bu paranın nasıl bölüşüldüğü konusunda bir bilgi var mı peki? Kaçta kaçı mafyaya, terörist örgütlere ve rüşvetçi yetkililere gidiyor?
Bu konu, biz doktorların alanına uyuşturucu satıldıktan sonra giriyor. Ama şu bir gerçek ki, eroin kullananların yüzde 90'ı bu maddeyi her gün kullanıyor. Zaten eroin üç, beş kez denendikten sonra çok hızlı bağımlılık yapıyor. Günlük kullanıma hızla geçiliyor. Eroin kullanan kimseler nihayetinde eroine verdikleri paranın bir kısmıyla terörü de finanse etmiş oluyorlar.
Eğer dünyada eroin başta olmak üzere uyuşturucu ticareti serbest bırakılırsa, bu satışlar artar mı yoksa azalır mı sizce?
Uyuşturucu satışı serbest bırakılırsa, satışların artma riski ortaya çıkabilir.
Eroinin satışının serbest bırakılması belki dünyada karaparanın kontrol edilmesini sağlayabilir ama bu serbestlik, gençler eroine daha kolay ulaşabilecekleri için eroin kullanımını da artırabilir. Bu yüzden bugün Avrupa'da eroinle ilgili olarak tartışılan ve uygulamaya konulan model, eroinin psikiyatrist nezaretinde oluşturulan programlar çervesinde, devlet kontrolünde ve gözetiminde kullandırılmasıdır.
Uyuşturucu serbest bırakılırsa, bu isteyen istediği gibi uyuşturucu kullanabilecek manasına gelmiyor o zaman.
Tabii.
Zaten anladığım kadarıyla bu tartışmalarda kimse de eroini o şekilde serbest bırakmayı çözüm olarak görmüyor. Geçen hafta söyleşi yaptığım Doç. Dr. Galip İsen de, 'New York'taki son terör saldırısından sonra artık dünyada terör örgütlerinin finansman kaynağı olarak eroinin kontrollü bir şekilde serbest bırakılması da tartışmaya açılacak' derken, eroin her köşe başında serbestçe satılacak demedi.
Bizim İsviçre'de uyguladığımız da zaten, eroin kullanımına kontrollü olarak müsaade etmektir. Ama bu yaklaşıma da çok karşı çıkan var. Karşı çıkanlar, 'Siz eroini kontrollü olarak veremezsiniz. Kontrol elinizden kaçar. Devletin kendisi eroin pazarlayan duruma düşer' diyorlar. İsviçre'de bu konunun tartışılması 90'ların başında eroinin çok ciddi yayılmasıyla başladı. Önce bir pilot projeyle, psikiyatrist ve sosyal danışmanlardan oluşan birkaç merkezde sadece ağır eroin bağımlılarına kontrollü olarak eroin kullandırıldı.
Nasıl bir sonuç alındı peki?
Bu grupta ilginç sonuçlar ortaya çıktı. Daha ilk yılda bu kişiler arasında eroin satıcılığı beş buçuk kat azaldı. Mafyayla bağlantıları koptu. Hırsızlık ve diğer suçlar yüzde 80'e kadar geriledi. Uyuşturucuya bağlı ölüm oranı yüzde 50'ye yakın azaldı. Hatta eroin pazarının en cazip müşterileri olan bu ağır bağımlılardan yüzde 20'sinin eroini bırakabileceği de görüldü. Bu proje, şu anda İsviçre'de devlet politikası haline geldi, mecliste kanunlaştı. Bu pahalı bir proje değil. Çünkü eroinin kendisi ucuz bir madde. Yasadışı yollardan ulaşıldığı için çok pahalı hale geliyor. Artık İsviçre'de belli sayıdaki ağır bağımlıya devlet ve üniversite hastanelerinde kontrollü olarak eroin veriliyor.
Türkiye de dahil, bugün bütün dünyada eroin konusunda karanlık bir çelişki var. Eroin her ne kadar satışı resmen yasaklanmış olsa da, elde edilmesi ve ulaşılması çok kolay olan, neredeyse serbest olan bir madde değil mi aslında?
Evet tabii. Bugüne kadar eroinin satışını engelleyen bir ülke olmadı. Eroine ulaşmak bugün her ülkede mümkün. Bu iş genellikle şöyle gelişiyor. Diyelim ki bir kişi eroin kullanmaya başlıyor. Önce bütün maddi imkânlarını eroine harcıyor. Maddi kaynakları tükendikten sonra da, kendisi eroin satmaya başlıyor. Yani kullanıcı bir süre sonra satıcı haline geliyor. Ve müşteri olarak da mecburen önce kendi arkadaş çevresini seçiyor. Tabii ki arkadaşlarının karşısına satıcı olarak çıkmıyor. Onlara önceleri eroini birkaç doz ücretsiz sunuyor. Bağımlılık oluştuktan sonra da parayla veriyor. Eroin bağımlılığının bu kartopu etkisiyle, eroin pazarı her geçen gün genişliyor. Ya da toplumda suç oranı artarak bu pazar büyüyor. Eroin parası soygun, hırsızlık, bedenini satma yoluyla da karşılanıyor.
Amerika'da narkotikle mücadele biriminin başkanı birkaç yıl önce ülkemize gelmiş ve Türkiye'nin eroin ticaretinde sadece bir geçiş ülkesi olmadığını, aynı zamanda hızla eroin tüketen bir pazar haline geldiğini söylemişti. Sizce İsviçre'de uygulanan bu projeyi neredeyse liselerinin kapılarında bile eroin satıldığı iddia edilen Türkiye'de uygulamak mümkün mü?
Türkiye için çok erken bir proje bu. Çünkü eroinle mücadelede dört ayak vardır. Türkiye şu anda sadece satışıyla mücadele ediyor. Sadece satışını yasaklayarak da eroinle mücadele edilemez. Türkiye hâlâ koruyucu önlemler konusunda çok zayıf. Gençlerin uyuşturucu ve zararları konusunda hiçbir bilgisi yok. Kendilerine eroinin hangi yöntemlerle sunulduğunun farkında değiller. Türkiye uyuşturucu bağımlılarının tedavisi ve terapisi açısından da çok geride. Bağımlıların tekrar iş ve sosyal hayatlarına döndürülebilmeleri için rehabilitasyon merkezleri yok. Türkiye önce bu iki ayağı halletmeli.
Uyuşturucunun sizin anlattığınız şekilde kontrollü de olsa böyle serbest bırakılması halinde terörün ve mafyanın bu ticaretten alacağı payın kesileceği, böylece terörün ağır bir darbe yiyeceği söyleniyor. İsviçre örneğinde tam ne oldu?
Bu program, bin beş yüz ağır bağımlıya uygulandı ve sadece bu eroin pazarında yılda 45 milyon dolarlık bir daralma yarattı. Bu program şimdi Hollanda, İspanya, Almanya başta olmak üzere bütün Avrupa'da tartışılıyor. Almanya uygulamaya geçmeye hazırlanıyor. Burada bir ilginç trende daha dikkat çekmek istiyorum. İsviçre'de yabancılar arasında uyuşturucu bağımlılığı yaygınlaşma eğilimi gösteriyor. İsviçre'deki göçmen nüfus içinde Türkler, İtalyanlardan sonra ikinci sırada. Diğer göçmenler de İspanyollar ve eski Yugoslavya'nın halkları ama Türkler, uyuşturucu bağımlılığı konusunda İsviçre'de en fazla risk altında bulunan grup. Trende bakacak olursak, Türkler arasında eroin kullanımında artış var.
Niye artıyor sizce?
Nedeni Türklerin uyum ve entegrasyon sorunlarının daha büyük olması. Dinsel ve kültürel farklılıkları diğer Batılı göçmenlerden daha fazla. Biz sosyal ilişkilerde hayır deme becerisi daha az gelişmiş bir toplumuz. Sosyal ilişkilerde uyum yönümüz çok kuvvetli bizim. Bu yüzden de arkadaşların sosyal baskı ve ısrarını reddetme becerisini pek gösteremiyoruz. Eroin de size 'bu eroin' diye sunulmuyor tabii. Artık sadece iğneyle değil sigara gibi sarılarak ya da folyo yardımıyla içilen eroin, gençlere, ' Bak ben bununla high oluyorum. Kendimi çok iyi hissediyorum. Sen de dene' diye veriliyor. Başlangıç hep bir deneme şeklinde oluyor. Bir 'high' hissi yaşandığı için de tekrar deneniyor ve hızla bağımlılığa gidiliyor. Yalnız bu kendini iyi hissetme sadece başlarda yaşanıyor. Çünkü bağımlılıkla birlikte bu kez yoksunluk hissi başlıyor ve kişi artık bu yoksunluk sıkıntısını gidermek için eroin alıyor. Ben eroin bağımlısı göçmen Türkler arasında bir araştırma yaptım.
Sonuç ne çıktı peki?
Uyuşturucu kullanan Türklerin çoğunun ergenlik çağının tam ortasında, 14 yaşında İsviçre'ye geldikleri anlaşıldı. 22 yaşlarında eroine başlayan bu gençler böylece kendilerini bir gruba ait hissetmişler, kolay arkadaşlıklar kurmuşlar. Türkiye'de gençlere uyuşturucu konusunda hiç bir şey öğretilmiyor. Türkler sadece uyuşturucunun öldürücü olduğunu biliyor o kadar.
Uyuşturucu bağımlılığını yaratmak için insanlar size nasıl yaklaşır, bir aile çocuğundaki uyuşturucu bağımlılığını nasıl anlar, fark ettiğinde yaklaşımı ne olmalıdır bunlar hiç bilinmiyor. Ayrıca yurtdışında şu anda radikal gruplarda ve terör odaklarında da artış var.
Niye?
Yurtdışında pek çok vatandaşımız yaşıyor. Ama bunlara hiç günlük sorunlarıyla ilgili psikolojik danışmanlık hizmeti verilmiyor. Bu kişiler içinde bulundukları problemler ve kendilerini yalnız hissetmeleri sonucunda çok kolay bir biçimde İslamcı ya da başka bir radikal gruba katılıyorlar. Bizim
orada destek olmadığımız vatandaşlarımızın bir bölümü Türkiye'ye karşı bir problem oluşturuyor. Avrupa'ya entegrasyon diyorsak, biz de çağdaş çözümler üretmeliyiz. Çünkü baktığımızda radikal gruplara katılan ya da uyuşturucu bağımlısı olan gençlerimizin belli profilleri var. Bunlar psikolojik sıkıntı içindeler, aileleriyle iletişimleri zayıf. Bizim kendi kararlarını kendi verebilen, bu kararları tartışabilen, kendine güvenen, kendini ifade edebilen, itaat etmekle kurallara uymak arasındaki farkı bilen, inisiyatif sahibi gençler yetiştirmemiz lazım. Bugün Avrupa ve Amerika böyle bir nesil yetiştirmeye çalışıyor. Yoksa uyuşturucudan radikal yaklaşımlara varıncaya kadar, pek çok tehditle karşı karşıya kalır bu gençlik.
Peki bugün uyuşturucu kullanımının bu miktarlara varmasında bu maddenin yasak olmasının yarattığı merakın rolü var mı sizce?
Serbest olsaydı daha başka nasıl olumsuz etkiler ortaya çıkardı bunu bilemiyoruz. Ama şunu biliyoruz ki, tek başına yasaklamak bir çözüm değildir. Ama alternatif çözümlerin de mevcut çözümlerden çok daha iyi olması lazımdır. Alkol kullanımı da zaman zaman yasaklanmış, zaman zaman da serbest bırakılmıştır. Bugün on sekiz yaşından büyüklere serbesttir. Alkolün yasak olduğu İran gibi ülkelerde ise epeyce alkol bağımlısı vardır.
Bugün gelişmiş ülkelerde sigara kullanımı geçmiş yıllara göre çok azaldı. Bu nasıl sağlandı?
Koruyucu önlem olarak büyük çaplı kampanyalar başlatıldı. Sigaranın kültürel imajında değişiklik oldu. Eskiden sigarayı Batı filmlerinde artistler içerdi, bugün sigara sosyal bir dezavantaj haline geldi. Sigarada olduğu gibi kokain ve ecstasy konusunda da böyle bir kültürel imaj değişikliği yaratmak lazım. Bunları kullanan insanları 'özgür, cool, farklı' biri olarak görmekten vazgeçilmeli. Uyuşturucu, bağımlılık yaratarak, bir insanın özgürlüğünü en çok elinden alan bir şeydir. Gençler bu gerçeği bu maddeyle karşılaşmadan önce biliyor olmalılar. Ama bu öğretilmiyor. Bir de son beş, on yıldır uyuşturucu bağımlılığı profili değişmeye başladı.
Ne yönde değişti?
Kokain ve ecstasy'ye kayıldı. Tekno müzik dinleyen ve hafta sonları ecstasy kullanan, diğer günler normal yaşantısını sürdüren bir gençlik ortaya çıktı. Tabii her tekno müzik dinleyen ecstasy bağımlısı demek değil ama, profil tekno müzik kültürüne kaydı. Ama şu da var, kokain ve ecstasy'ye kayılması, dünyada eroin bağımlılığının azaldığı anlamına gelmiyor. Sonuçta bu sert uyuşturucuların hepsi birlikte yayılıyor.
NOT: Geçen hafta yayımlanan söyleşide 'terörün kaynaklarının kurutulması konusunda kimsenin pek üzerinde durmadığı 'uyuşturucunun yasak olmaktan çıkarılması' alternatifini dile getirdim. O uzun metnin özetlenmesi sırasında bu mevzuda söylediklerimin yanlış anlaşılmasını ve tartışmaların mecradan kaymasını önlemek açısından şu açıklamayı yapmayı uygun gördüm. Tabii ki eroinin suç olmaktan çıkarılması bu maddenin peynir ekmek gibi satılıp tüketilmesi anlamına gelmiyor. Ayrıca, ben eroinin serbest bırakılması 'gerektiğini' değil, terörün parasal kaynağını denetlemenin bir yolu olarak 'serbest bırakılabileceğini' söyledim. Üstelik böylesine tehlikeli bir konuda akla gelen her gediği kapatmadan bir 'serbesti' tanınamayacağı da aşikârdır. Yazının tümünden anlaşıldığı gibi burada ana konu uyuşturucu kullanımının serbest bırakılması değil, tamamen ortadan kaldırılması ve böylece bir toplumsal illetin kökü kazınırken, terörün de denetim altına alınabilmesidir.
Doç. Dr. Galip İsen
Tarık Yılmaz NEDEN?
Dünyayı savaşın eşiğine getiren son terör saldırıları, sadece terör örgütlerini gündeme getirmedi, terörün finansmanını sağlayan başlıca kaynaklardan biri olarak eroin ticaretine de dikkat çekti. Eroin halk nezdinde sadece öldürücü bir uyuşturucu olmaktan çıktı, terörün de kanlı parası oldu. Böylece gerçek anlamda terörle mücadelenin ancak eroinle mücadele ile birlikte yürütülebileceği anlaşıldı. Bugüne kadar ticareti devletler tarafından yasaklanmasına rağmen satışı önlenemeyen ve her ülkede kolayca ulaşılabilen eroinin, eskisi gibi yasakla mı, yoksa kontrollü bir serbestlikle mi önlenebileceği ve terörün para kaynağının nasıl kesileceği tartışmaya açıldı. Eğer uyuşturucu kontrollü olarak serbest bırakılırsa satışının artıp artmayacağını ve gençlerin bu belaya karşı nasıl korunacağını, insanların bir gün uyuşturucudan tümüyle vazgeçip geçemeyeceklerini, Türklerin uyuşturucuya olan eğilimini Doç. Dr. Tarık Yılmaz ile konuştuk. Basel Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü Başkanvekili Doç. Dr. Yılmaz, bu dönem Kadir Has Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde ders veriyor. İsviçre'nin Basel eyaletinde Çokuluslu Uyuşturucu Bağımlılığı Danışma Merkezi'nin de vakıf başkanlığını yapıyor.