Batı'nın en iyi tanıdığı asker

"Bu kadar çok üst düzey askerin hapiste olduğu bir Türkiye ile sizin ABD olarak savunma işbirliği yapmanız giderek zorlaşmıyor mu?" "Evet. Maalesef bunun farkındayız." Kasım ayında İstanbul'da yapılan bir enerji toplantısında üst düzey bir ABD'li diplomatla aramızda geçen bu diyalog, ABD'nin ne kadar sıkıştığının da ispatıydı. Orgeneral İlker ...
Haber: AHU ÖZYURT / Arşivi

“Bu kadar çok üst düzey askerin hapiste olduğu bir Türkiye ile sizin ABD olarak savunma işbirliği yapmanız giderek zorlaşmıyor mu?”
“Evet. Maalesef bunun farkındayız.”

Kasım ayında İstanbul ’da yapılan bir enerji toplantısında üst düzey bir ABD’li diplomatla aramızda geçen bu diyalog, ABD’nin ne kadar sıkıştığının da ispatıydı. Org. İlker Başbuğ onların gözünde ne Çevik Bir kadar tepeden bakan bir askerdi ne de Yaşar Büyükanıt ve Hilmi Özkök kadar hükümete yakın duruyordu. NATO Karargahında bu kadar uzun süre görev yapmış bir asker olarak ilginç bir biçimde Atatürk ’e çok bağlıydı onların gözünde.

2009’un Haziran başında Washington’a geldiğinde arkasında o meşhur “boru”lu basın toplantısının yarattığı fırtınayı bırakmıştı. ABD Genel Kurmay Başkanı Oramiral Michael Mullen’ın davetlisiydi, Northfolk’daki üssü ziyaret etti, Pentagon’da bir dizi görüşme yaptı, Amerikan Türk Konseyi’nin Gala Yemeği’nde Washington’un kurtlarına “ufuk turu” diyebileceğimiz bir perspektifle terörle mücadeleyi anlattı. Ahmet Davutoğlu’nun de yer aldığı o yemekte Amiral Michael Mullen, Org. Başbuğ “Arkadaşım İlker, sınıfının her zaman en iyisi” diyerek kürsüye çağırmıştı. Amiral Mullen, bu ziyaret sırasında Org. İlker Başbuğ ve eşi Sevil Hanım’ı kendi evinde iki gece üst üste yemekte ağırladı.

Başkan Obama’nın 2009’daki Türkiye ziyareti sonrasında belki de Türkiye’den ABD Başkentine gelen en üst düzey isimdi. Düşünce kuruluşlarını ziyaret etti, background brifingler aldı. Washington’a hiç yabancı değildi onlar da ona yabancı gibi davranmazdı. Hatta o dönemde Başkan Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı olan General Jim Jones, Org. İlker Başbuğ ile program dışı özel bir görüşme yaptı. Dönmeden önce yaptığı basın toplantısından kalkarken Org. Başbuğ biz Washington muhabirlerine “Esas görüşmeyi atlamışsınız, Başkanın danışmanı General Jim Jones’la da görüştüm, hadi araştırın bakalım, ne çıkaracaksınız” diye hem takılmış hem de meydan okumuştu. Bahsettiği General Jim Jones, şimdi Washington’daki Amerikan Türk Konseyi’nin Başkanlığını yürütüyor.

O ziyarette, Org. Başbuğ’dan Pakistan Ordusu’nu eğitmemiz istenmişti. Org. Başbuğ “Pakistan’a ne yardım isterlerse yaparız” dedi. PKK ile mücadele ve belki müzakere de dile getirilmişti. Bizimle yaptığı brifingde şöyle demişti Org. Başbuğ:
“Devlet birebir örgütle görüşemez. Bakın Pakistan SWAT vadisinde Taliban’la görüşmeye kalktı. Şimdi çok daha büyük bir derdin içinde. Kültürel haklar sonuna kadar savunulur. Ama Ulus devlet ve üniter devlet prensipleri Türkiye’nin çivisidir. Çivisini çıkarırsanız, bakın Yugoslavya örneği var. Fransa ve İspanya örneklerine dikkatle bakmak gerek.” (5 Haziran 2009)

İşte biraz da bu parçaları bir araya getirince Washington’un Ocak 2012’de Org. Başbuğ’un tutuklanması ile yaşadığı şok daha net ortaya çıkıyordu. O günlerde Beyaz Saray’da danışman olan bir arkadaşım “kötü bir şaka olmalı” demişti.

Orgeneral İlker Başbuğ, Hasdal ve Silivri cezaevlerine yatarken bile Batı’nın, NATO’nun radarındaydı. 2013 Temmuz ayında Taraf Gazetesi’nde Lale Kemal, NATO Güneydoğu Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Ora. James Stavridis’in, Başbuğ’a cezaevinde verilmek üzere bir mektup gönderdiğini yazmıştı. Avukatı İlkay Sezer aradığımda detayları doğruladı. NATO Komutanı Ora. Stavridis, Türkiye ziyareti sırasında ABD Elçiliğinde “Ben Org. Başbuğ’u tanırım. Kendisine bir not yollamak istiyorum” demişti. Hemen oracıkta bir kağıda “En kısa zamanda adalet önünde aklanmanızı ve ailenize kavuşmanızı diliyorum” yazdı ve ABD’li bir diplomata verdi. Elçilik Adalet Bakanlığı nezdinde devreye girdi ve ABD’li diplomat notu cezaevine girerek kendisi Orgeneral Başbuğ’a elden teslim etti. Aktif görevde bir NATO Komutanından Org. Başbuğ’a gelen en açık destekti bu.

Gerçek demokrasiye inancını hep taze tutan Org. Başbuğ ile ilgili en çarpıcı hikayem yine Washington’dan. 2009’da ona en sert eleştirileri yönelten Zaman Gazetesi’nin ABD Temsilcisi Ali Aslan ile Elçilik’teki brifingde çok saygı ve nezaket dolu bir diyalog kurmuştu Org. Başbuğ. “Burada önemli bir görevdesiniz. Tek ricam var, ne olur gerçekleri yazın” demişti. Aslan da aynı nezaketle yanıt vermişti.

Şimdi herkes için adalet istiyor Başbuğ. Ve yanında hiç beklemediği müttefikleri olabilir.