Baykal: AKP tezkere koleksiyoncusu olacak

CHP lideri Baykal, hükümetin Meclis'ten çıkarttığı tezkereyi kullanmasını istedi. Baykal Barzani'ye de "Ya komşu olursun ya da hedef" diye seslendi.

ANKARA- CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, AKP hükemetini terör sorununu mücadele ile değil uzlaşma ile çözmeye çalışmakla suçlayarak, "AKP hükümeti daha önce çıkan iki tezkereyi kullanmadı. Eğer bu tezkereyi de kullanmazsa tezkere kolleksiyoncusu konumuna düşer" dedi. Hükümeti Kuzey Irak'a yönelik öperesyan yapmaktan kaçmakla suçlayan Baykal Erdoğan'a "Milli ruh şahlandı, bu kez kaçamazsın" diye seslendi. Baykal partisinin grup toplantısında şu mesajları verdi:

TEDBİR BU SANSÜR DEĞİL: Arkadaşlarım şimdi not ulaştırdı. Hükümet resmen RTÜK'e bir yazı yazarak, toplumun psikolojisini olumsuz etkileyen yayınların durdurulmasını istemiş. RTÜK de bunu kurumlara iletmiş. Tedbir bu değil işte. 'Aman olay duyulmasın' tavrı doğru değil, olay yaşanmış, bunu paylaştıkça millet olduğumuzu anlıyoruz. RTÜK'ün böyle bir peşin uyarı görevi olabilir mi?

MİLLİ RUH ŞAHLANDI: RTÜK bunu ne zaman yapıyor? Son olaylardan sonra milli ruhun ortaya çıktığı zaman yapıyor. Neden yapılıyor, konuyu savsaklamak için. Ama bu sefer savsaklayamayacaksın. Şahlanan, ayağa kalkan milli ruh bu kez seni kaçtığın yere kadar kovalayacaktır.

KÜRTLERE ZARAR VERMEYİN: Sakın ha yaşananlardan sonra hiçbir Kürt vatandaşımıza kötü muamele gösterilmesin. kimseye etnik kimliği nedeniyle olumsuz bir tavır sergilenmesin. Bilakis vatanına, devletine bağlı Kürt vatandaşlarımızın bu olaylardan sonra özellikle korunması gerekir. Olay sadece terör olayıdır. Eline silah, mayın almış; insanları kalleşçe öldürmeye hazır canilerdir. Terör tüm insanlığın başbelası, siyasetin kanseridir ve bunun içimizde yeşermesine izin verilmemelidir. Terör palazlanırsa bundan en başta Kürtler, Çerkezler, Araplar... hepimiz görürüz. Oysa hepimiz eşit vatandaşıs, kardeşiz, hepimizin bayrağı, devleti birdir. Ben Kürt vatandaşlarımı seviyorum ama teröristleri sevmiyorum.

BARZANİ TERCİHİNİ YAPSIN: Bizim Irak'la, Kuzey Iraklılarla bir sorunumuz yok. Biz iyi komşuluk görevimizi yerine getiriyoruz, onların refahına katkı yapıyoruz, ucuz elektirik veriyoruz, mühendis gönderiyoruz, dostluk gösteriyoruz. Ama bunun karşılığını görüyor muyuz, hayır. Bugünkü gibi dostluk, komşuluk olur mu, hayır. Kuzey Irak’a demeliyiz ki ’ya PKK ya Türkiye. Kararını al. Hem ’Türkiye bana yatırım yapsın, mühendis, işçi göndersin, elektriği ucuza versin, kapılarını açsın. Ben de PKK’yı Türkiye’ye karşı himaye edeyim.’ Bu, böyle devam etti. Bu böyle devam etti ama artık böyle devam etmeyecek. Irak’a şunu anlatmamız lazım: ’Ya komşu olursun ya da hedef olursun. Türkiye bu durumda ne yapıyor. İşte sorulması gereken soru da budur. Artıkm PKK'yı himaye edenlerin bunu daha fazla götüremeyeceğini anlaması gerekir. Türkiye'nin de onlara 'Ya PKK, ya Türkiye' demesi gerekir. Hem PKK hem Türkiye denilemez. Barzani tercihini yapmalı: Ya komşumuz olacak ya hedefimiz.

BİZ KONUŞURKEN ONLAR GELDİ: Bugün Türkiye alması gereken tedbiri almıyor, yapması gereken hareketi yapmıyor. Hükümeti kaçtığı yere kadar kovalayacağız. Sorun siyasi irade sorunudur. İktidar artık kaytaramaz. Türkiye, yol geçen hanına döndü. Biz sınır ötesini konuşken onlar Kuzey Irak sınırdan gelip baskın yaptılar, 12 şehit verdik, sekiz askeri de kaçırıp Kuzey Irak'a götürdüler. Saldıranlar belli nedenen geldikleri ve nereye gittikleri belli. Bu nasıl hazmedilir? Dünyada ABD, İsrail, İngiltere böyle bir durumu hazmeder mi? Ciddi ülkeler vatandaşlarına yönelik terör saldırılarına izin vermezler. Verdiği anda caydırıcılığını kaybederler. Böyle böyle bir durumda anında yanıt verirler.

SORUN ASKERDE DEĞİL SİYASİ İRADEDE: Sorun sanki siyasi irade değilmiş de askeri hazırlık ve zafiyetmiş gibi gösteriliyor. Bu tavrı kınıyorum. İktidar sözcülerin ağzında daima böyle bir şeyler var. Önce siyasi irade; kimse sorumluluğunu başkasının üzerine atarak kurtulamaz. Başbakan 'bedeli neyse öderiz' diyor, şimdiye kadar hep biz bedel ödedik yetmez mi, bırakın da biraz da onlar ödesinler. (Radikal)