Baykal: Ben takoz değilim

Baykal: Ben takoz değilim
Baykal: Ben takoz değilim

Deniz Baykal, toplantıya katıldığı otelden gazetecilere böyle baktı. fotoğraf: YAŞAR ANTER / dha

CHP lideri Baykal, kendisini 'adaletin önünde takoz olmak'la suçlayan Başbakana yanıt verdi: Yargının önündeki asıl takoz dokunulmazlık, onu kaldıralım

ANTALYA - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, “Başbakan ‘Ben savcısı değilim’ demeye başladı. Bana diyor ki ‘Sen de takoz olma. Bu davaya, Danıştay davasına takoz olma. Ben takoz değilim, adaletin önündeki takozları kaldırma peşindeyim. Adaletin önündeki asıl takoz milletvekili dokunulmazlığıdır” dedi.
CHP lideri Baykal, Antalya’da yerel seçimde kazanan belediye başkanları  ve parti yöneticileriyle yaptığı ‘Yerel Yönetimler Toplantısı’nda yaptığı konuşmada özetle şu mesajları verdi:
Ekonomi nedeniyle öldüler: Geçen hafta 11 şehit verdik. Teröre şehit verdik. 11 de ekonomik teröre kurban verdik. 11 aile reisi intihar etti. Bu kişiler ekonomik nedenlerle yaşamlarını yitirdi, bunu görmezden gelmek mümkün değil. 

‘Mali terör var’
Yüz binlerce kişi mali kuşatılmışlık, sıkışıklık, mali terör altında ıstırap çekiyor. Bunu ifade edeni var, edemeyeni var. Çok ciddi bir tablo. Buna karşı etkin bir tablo hiçbir şekilde söz konusu değil.
Her adımda yolsuzluk: Yolsuzluk ya vardır, ya yoktur. Kendi yandaşlarının yolsuzluklarına sahip çıkan, onları destekleyen bir anlayış içindedir. Yığınla, nereye bakarsanız bakın, belediyelere bakın belediyelerde, merkezi idareye bakın merkezi idarede, devletin attığı her adımda, özelleştirmede ciddi yolsuzluklarla karşı karşıyayız. Buna karşı mücadele edilmeli.
Deniz Feneri’ni savsakladılar: Deniz Feneri konusu yıllardan beri konuşuluyor. Bir yılı devirdi, ikinci yıla girdi. Ama bu konuda Türkiye etkili biçimde harekete geçmiş değildir. Bugün yapılan açıklamalardan öğreniyoruz ki, Almanya’daki savcılık, Türkiye’deki göstermelik ifade almanın ‘işi savsaklama’ niteliğinde olduğunu açıkça şikâyet konusu olarak dile getiriyor. “Biz bir kişiyi günlerce sorguluyoruz. Bütün ilişkilerini ortaya çıkarıyoruz. Siz 1.5 saatte çağırmışsınız RTÜK Başkanı’nı ve göndermişsiniz. ‘İfadesini aldık’ diyorsunuz. Böyle ifade alınır mı?” diyor. Ta başından beri bu konuda güven veren olayı aydınlatmaya çalışan bir soruşturma mekanizmasının işletilmediği ortada.
Ergenekon’da tersi: Öte yandan insanların fikirlerinden, düşüncelerinden, inançlarından, anlayışlarından dolayı iktidarın hoşuna gitmiyor diye sabahın 4.5, 5’inde kapıları çalınıyor. Evlerinde ne var ne yoksa ortalığa dökülüyor. Utanç verici baskılar, muameleler sergileniyor. 

Hukukta çifte standart
Ama Türkiye’de açıkça yolsuzluk yaptığı Alman savcılığının resmi yazısıyla ifade edilmiş olan kim olduğu belirli insanların doğru dürüst ifadesi alınmıyor. Bilgiler, belgeler takip edilmiyor, soruşturulmuyor. Türkiye’de çok ciddi bir hukuk sorunu var. Hukuk çifte standardı kaldırmaz. Vatandaşların bir kısmı için hukuk, bir kısmı için hukuksuzluk, böyle bir şey olmaz. Bugün hukuk konusunda tehlikeli ayrışma yaşanmaktadır.
Kanunlar bazı insanlar için belli bir türlü, başka bazı insanlar için başka türlü uygulanmaktadır. Bu vahim bir manzaradır.
Asıl takoz dokunulmazlık: Başbakan ‘Ben savcısı değilim’ demeye başladı. Bana diyor ki ‘Sen de takoz olma. Bu davaya, Danıştay davasına takoz olma.’ Ben takoz değilim, adaletin önündeki takozları kaldırma peşindeyim. Adaletin önünde gerçekten takozlar var. Hem de az, buz değil, bayağı ciddi, büyük takozlar var, onları kaldırmamız lazım. Onlardan bir tanesi mesela milletvekili dokunulmazlığıdır. Adaletin önündeki takozdur. (aa)