Baykal: Kürtleri seviyorum

CHP lideri Deniz Baykal, partisinin politikasında kırılma olduğu yönündeki eleştirilere üzerine "Kırılan çizgi değil kırılan sizin kafanızdaki yanlış anlayışlardır" dedi.

ANKARA- CHP lideri Deniz Baykal, partisinin politikasında kırılma olduğu yönündeki eleştirilere üzerine "Kırılan çizgi değil kırılan sizin kafanızdaki yanlış anlayışlardır" dedi. Baykal, partisinin grubunda şu mesajları verdi:

POLİTİKAMIZDA KIRILMA YOK :Düşüncelerimi, siyasi kaygılar, hesapların bir parçası haline dönüştürmeye çalışmıyorum. Hükümete cesaret güç vermeye çalışıyoruz. Bizi yanlış anlayanlar şimdi bu çizgide kırılma var diyorlar. Kırılan çizgi değil kırılan sizin kafandaki yanlış anlayışlardır.

BAHÇELİ'Yİ TEBESSÜMLE KARŞILIYORUM: Benim çıkışımı hükümete destek olarak görenleri tebessümle karşılıyorum. Hükümete destek vermekten dolayı o partinin (MHP'nin) şikayetçi olması olamaz. Çünkü hükümete en büyük desteği veren sizsiniz. Biz çekiç güçe hiçbir zaman onay vermedik. Çünkü çekiç güç Irak'ı bölmek içindi. O projeye destek verenler kendi imzaları ile meclise teklif edenler terör konusunda konuşuyor. Barzani'yi bu hale çıkaran sizin oylarınızla çıkan çekiç güçtür.

PKK'YI SEVMİYOR KÜRTLERİ SEVİYORUM: CHP , teröre karşı en inançlı ve kararlı mücadeleyi veren partidir. Birileri 3-5 çapulcu derken biz 'hayır olay ciddidir' diyorduk. Birileri diyor ki 'bunlar Kürtleri sevmiyor'. Hayır kardeşim biz Kürtleri seviyoruz. Kürtlere karşı değiliz. Ama teröre karşıyız, PKK'ya karşıyız. PKK'yı sevmiyoruz. Bu ikisini ayırmayanlar tuzağa düşerler . Terör ayrıdır etnik çatışma ayrıdır. Türkiye kimseye karşı husumet içinde değildir. Tek amacımız terörü , PKK'yı etkisiz kılmak, soyutlamak, tecrit etmek, dışlamaktır.

GELECEKTE İKİ NOKTAYA DİKKAT ETMELİYİZ :Bölgede çok dikkat etmemiz gereken şu noktalar var. Bir, terör örgütünün bölge ülkelerinden desteklenmesini önlemek lazımdır. Herkes anlamalıdır ki PKK'yı himaye ederek bölgede bedel ödemeden varlığını sürdürmek mümkün değildir. Bunun için diplomatik askeri ve ekonomik olanakları kullanmak durumundayız. İki, Türkiye Irak'ın bölünmesine seyirci kalamaz. Irak'ın fiilen parçalanması konusunda ileri bir noktaya gelindi. Türk siyasetçileri de buna katkı yapmıştır. Türk dış politikasının hedefi Irak'ın parçalanma sürecini durdurmaktır.

TERÖR K.IRAK'TAN DESTEKLENİYOR: Terörün K.Irak'tan desteklendiği artık tereddüt olmaktan çıkmıştır. Bunu tüm dünya çok net biçimde görmektedir. Terör konusunda artık Türkiye'nin kendisini savunması gerekmektedir. Terörü K.Irak'ta etkisiz kılarak haklarına sahip çıkması herkes tarafından kabul edilmektedir. Bush bunu kabul etmiştir. Hem ABD hem Avrupa Türkiye'nin teröre karşı askeri operasyon yapma hakkını dolaylı olarak kamuoyu önünde kabul etmiştir.

VEBAL HÜKÜMETİNDİR : Kezkere hükümetin çebindedir. Silahlı kuvvetler bir askeri operasyon için her türlüğü hazırlığını tamamlamıştır. Genelkurmay başkanı 1 Kasım tarihinden beri emri beklediğini ifade etmiştir. Bugün ayın 13'ü. 2 haftadır hükümet bu konuda gerekli kararı alamamıştır ve çatışma devam ediyor. Bu sürecin artık taşınabilir olmaktan çıktığını herkes görmelidir. Bu duruma seyirci kalmaya devam etmenin bütün vebali hükümetin sırtındadır.

TERÖRLE ÇEVRELERİN TALEPLERİ YÜKSELİYORİ:Derhal hükümet asker sivil , iktidar muhalefet herkesi bir araya getirerek bu milli tehdit karşısında Türkiye'nin bütün dünyanın kabul edeceği bir çalışmayı birlikte yapmalıdır. Bunun artık geciktirilmesi mümkün olmaktan çıkmıştır. Türkiye'de hem terör tırmanıyor hem de içerideki terör örgütü ile bağlantılı siyasi çevrelerin taleplerinin düzeyi yükseliyor. Bu neyi kanıtlar ? Türkiye'nin caydırıcılığının artık erozyona uğramaya başladığını , Başbakanın iddialı sözlerinin kimseyi etkilemediğini ortaya koyar. Çok acı bir tablo.

 

DTP'YE BULGARİSTAN TEPKİSİ: Eskiden üniter devlet içinde çözüm arıyoruz derlerdi şimdi özerklik talep ediliyor. Garip olan bu çevrelerin içinde bulunduğu siyasi perişanlığı ortaya koyan bir tabloda örnek olarak Bulgaristan'ı göstermeleridir. Bu perişanlık şu anda PKK ile doğrudan ilgili siyasi çevrelerin bir önerisi olarak gündeme gelmiştir. Başbakan bu benzetmeyi yapan ilk siyasetçidir. Şimdi onun yolundan diğerlerinin geldiğini görüyoruz. Bulgaristan'daki Hak ve özgürlükler partisi ellerine silah almadılar. Mayın patlatmadılar, kendi devletleri aleyhine hiçbir girişim yapmadılar. Türklükleri ile gurur duymuşlardır ama anayasalarına bağlı birer Bulgaristan vatandaşı olarak yaşamışlardır. Bakın Bulgaristan anayasa bazılarının kulaklarına küpe olsun. 'Irk din temellerinde siyasi parti kurulamaz' deniyor. 'Her Bulgar vatandaşı Bulgar dilini öğrenmek ve kullanmak zorundadır' diyor.

TÜRKLER KÜRTLERE DÜŞMAN DEĞİLDİR: Türkiye'nin maruz kaldığı olay bir etnik çatışma olayı değildir. Bir terör olayıdır. Türkiye hiçbir kesimle bir etnik çatışma arayışı içinde değildir. Bunun herkes tarafından çok iyi anlaşılması gerekir. Biz terörle çatışıyoruz . Hiçbir toplum kesimine , etnik gruba karşı ne devlet olarak ne toplum olarak düşmanlığımız söz konusu değildir. Türkler, Kürtlere hiçbir zaman düşman olmamıştır. Hiçbir zamanda olmayacaktır. Biz bin yıldır kardeş olarak yaşıyoruz. Bu kardeşliği kendi hesapları için bozmak isteyenler , dünyanın petrol satrancını kendi lehlerine çevirmek isteyenler olabilir. Biz insanların kökü kökeni ile inancı mezhebi ile çatışmıyoruz. 72 millet birdir diyen bir tarih geleneğinin içinden geliyoruz.

SUUDİ TEPKİSİ: Suudi Arabistan kralı Türkiye'ye geliyor ve 10 Kasım'da bir meydan okuma yaklaşımı içinde çok kabaca Anıtkabir'e gitmeyi reddediyor. Cumhurbaşkanı Gül, uçağın merdivenlerinin başında Anıtkabir'e gitmeyecek olan Kralı karşılıyor. Tıpkı Libya'da çadırdaki manzaranın aynısı gibi. Abdullah Gül'ün Suudi Arabistan tarafından nişanlandırılmayı hak etmiş olması mümkündür. Onun taktiri Suudi Arabistan makamlarının yetkisindedir. Buna karşılık Türkiye Cumhuriyeti'nin kendi nişanını hukuksuz bir biçimde çarpıtmaya hakkı var mıdır ? Bir devletin çürümesi buralardan başlıyor. Kral İngiltere'ye gitti, İngiliz Kraliçe merdivende karşıladı mı ? Oteline gitti mi ? Almanya'ya gitti. Almanya devlet başkanı merdiven başında mı karşıladı oteline mi gitti? Devlet şerefi ile onuru ile ciddiyeti ile kendisini kabul ettirir.Devletin onuru ayaklar altına alındı. Kişisel duygularla devletin onurunu ayaklar altına alınması büyük ızdırap veriyor."

BAYKAL'DAN ŞİFRELİ YANIT Baykal, Kuzey Irak'a yönelik 'açılımına' karşılık Irak Devlet Başkanı Talabani'nin 'teşekkür heyeti' gönderip göndermediği sorusuna net yanıt vermedi. Ancak Baykal'ın "Belki de gelmiştir. Kendisine de terörü tecrit etmesi gerektiği yönündeki bilinen görüşlerimiz belki de söylenmiştir" diyerek dolaylı yanıt vermesi, "Baykal değil ama partili kurmaylarla böyle bir görüşme olmuş" yorumlarına neden oldu. (Radikal)